Bir maraton ki sormayın, ebeveynler yorulmak nedir, bilmiyor. Okulda toplantı toplantı üstüne, dışarıda telefonlarda gruplar; ödevler, projeler, alınacaklar, ödenecekler...
Devlet okulunda telaşla içeri giren her öğretmenin ağzından dökülen aynı cümle: Velilere çok iş düşüyor!" Zira, zaman dar, konu çok, çocuklarsa durmuyor! Ayrıca herkes yeni modele alışmaya çalışıyor!
Burada okula maddi destek sağlamak da velinin işi, sınıfın perdesini yıkamak da konu tekrarı da ödev de elbette kaynak kitap da!
Kaynak kitap mı, evet! Veliler ısrar ediyor, kaynak kitap önermek istemiyor öğretmenler. Çünkü hep şikayet edilmişler; ama okul kitaplarının dışarıdan desteklenmesi gerektiğini herkes biliyor. Bazı derste konu çok, egzersizlerle tekrar lazım; bazısında bilgi yetersiz, daha fazla bilgi lazım. Yani iş ille de kitaba dönüyor.
Tıklım tıklım dolu sınıfta iletişim becerileri, ödev yapma şekli derken velilere hatırlatmalar yapılıyor, adeta çocuk bir okul da evde okusun isteniyor.
Sınıfın ihtiyaçları, okulun ihtiyaçları, çocukların sağlıksız yiyecek ve içecekler içinde sağlıklı beslenebilmesi, kurslarla desteklenmesi derken toplantı sona eriyor.
Kolejlerde durum daha fena, toplantılara katılım neredeyse yok. Ödev ise ya yok ya da çok az veriliyor. Okul, çocuklar ve velilerle renkli etkinliklerde buluşuyor. Burada velinin yükü az bu kez de astronomik rakamlar bel büküyor.
Zengin olmasa da çocuğuna bakacak kimsesi olmayanlar hem yemeği hem de mesai saatlerinde çocuğun ne yapacağını düşünmemek için çaresizce büyük borçlara giriyor.
Bir kesimin emeği bir kesimin kazancı eriyor. Bir denge, bir düzen şart değil mi? Nasıl olmalı, bu uçurum nasıl düzelmeli?