Son yıllarda Türkiye’de toplumsal yapıda dikkat çeken değişimlerden biri, evlilik ve çocuk sahibi olma yaşının giderek yükselmesi. TÜİK verilerine göre ilk evlilik yaşı hem kadınlarda hem erkeklerde sürekli artış gösteriyor.
Özellikle büyük şehirlerde gençlerin daha uzun süre eğitim alması, iş gücüne katılım süreçlerinin uzaması ve ekonomik koşullar, bu trendi belirginleştiriyor. Artık 20’li yaşların başında evlenen gençler yerini, 30’lu yaşlarının başında evlilik düşünen yeni bir kuşağa bırakıyor.
Bu durum yalnızca Türkiye’ye özgü değil; Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerde de benzer bir tablo var. Ancak Türkiye’deki fark, geçinme zorluklarının ve sosyal devlet politikalarının yetersizliğinin gençlerin kararlarını daha da zorlaştırması.
Avrupa ülkelerine bakıldığında evlilik ve çocuk yapma yaşının 30’ların ortalarına kadar çıktığını görüyoruz. İtalya ve İspanya gibi Akdeniz çanağında yer alan ülkelerde kadınların ilk çocuk sahibi olma yaşı 32-33 seviyesinde. Ekonomik krizler, genç işsizliği ve yüksek yaşam maliyetleri bunda etkili.
Giderek nüfusun yaşlandığı Almanya'da ortalama ilk evlilik yaşı kadınlarda 32, erkeklerde 34. Ancak güçlü sosyal devlet mekanizmaları sayesinde çocuk sahibi olma kararı Türkiye’ye kıyasla daha kolay verilebiliyor. Çocuk yardımları, doğum sonrası izinler ve kreş desteği ailelerin yükünü azaltıyor.
Tüm dünyanın sosyal politikalarını özenerek izlediği Norveç, İsveç ve Danimarka gibi İskandinavülkelerinde ise evlilik yaşı geç olsa da doğurganlık oranı görece yüksek. Çünkü devlet, çalışan annelere uzun doğum izinleri, ücretsiz kreş imkanları ve esnek çalışma saatleri sağlıyor. Bu da 'geç ama güvenli' ebeveynlik modelini teşvik ediyor.
TÜRKİYE'DE DURUM
Türkiye’de evlilik ve çocuk sahibi olma yaşının yükselmesi farklı faktörlerin birleşiminden kaynaklanıyor. Ekonomik zorluklar ise bu faktörlerden en dikkat çekeni ve en sık dillendirileni olarak öne çıkıyor. Kiraların, temel gıda fiyatlarının ve çocuk bakım maliyetlerinin artması gençleri caydırıyor. Üniversite mezunu bir çiftin dahi düzenli bir gelirle ev geçindirmesi giderek zorlaşıyor. Evlilik artık yalnızca 'iki kişinin hayatını birleştirmesi' değil; ciddi bir ekonomik risk.
Kira fiyatlarındaki artış, gençlerin ailelerinden ayrı ev açmasını güçleştiriyor. Bu da evliliğin ertelenmesinde doğrudan etkili.Özellikle kadınların üniversite okuma ve iş hayatına katılım oranı arttıkça evlilik yaşı ileriye kayıyor. Kadınlar artık kendi kariyerlerini güvence altına almadan çocuk yapmayı düşünmüyor. Önceki kuşaklarda evlilik toplumsal bir zorunluluk gibi görülürken, günümüzde bireysel özgürlük, seyahat, kariyer ve kişisel gelişim ön plana çıkıyor. Gençler 'önce ben' diyerek hayatlarını belirli bir noktaya getirmeden evlilik kararını vermek istemiyor.
Türkiye’de çocuk bakım hizmetleri pahalı, kreş sayısı yetersiz. Çocuk yardımları Avrupa’ya kıyasla düşük. Doğum sonrası çalışma hayatına dönen kadınlar için esnek çalışma veya devlet destekli bakım sistemi yeterince güçlü değil. Avrupa’da devlet, aile olmayı destekleyen teşviklerle vatandaşlarını yalnız bırakmazken, Türkiye’de genç çiftler büyük ölçüde kendi imkanlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Almanya’da her çocuk için aylık nakit yardım sağlanıyor ve bu yardım 18 yaşına kadar devam ediyor. Fransa’da üç ve daha fazla çocuğu olan ailelere vergi indirimleri, kreş destekleri ve özel konut teşvikleri sunuluyor. İskandinav ülkelerinde doğum sonrası izin 1–1,5 yıl arasında değişiyor ve babalar da aktif olarak bu izinlerden faydalanabiliyor.
Türkiye’de ise kreş desteği sınırlı, çocuk yardımları düşük ve aile politikaları daha çok söylemde kalıyor. Bu nedenle genç çiftler çocuk yapmayı sürekli erteliyor. Tüm bu sorunlar göz önünde dururken Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'tan gençlere müjdeli (!) bir haber geldi. Güncellenen Aile ve Gençlik Fonu kapsamındaki evlilik kredileri için başvuruların alındığını duyuran Bakan Göktaş'ın açıklamasına göre evlenme kararı alan 18-25 yaş aralığındaki çiftler 250 bin lira, 26-29 yaş aralığındaki çiftler ise 200 bin lira faizsiz kredi kullanabilecek. Bu müjdenin etkisinin ne olacağı yorumunu sizlere bırakıyorum.