Bazen bir gecelik uykusuzluk gibi görüyoruz. Oysa uykusuzluk hayatımızın bir parçası haline geldiyse, vücudumuzun bundan etkilenmemesi mümkün değil. Özellikle kadınlarda iş, ev, çocuklar, yoğun tempo ve stres derken uyku çoğu zaman geri plana atılıyor. “Biraz daha dayanırım” derken beden aslında alarm vermeye başlıyor. Uykusuz kaldığımızda sabrımız azalıyor, daha kolay sinirleniyor ve kendimizi daha hassas hissedebiliyoruz. Sabah kalktığımızda “Bugün hiç enerjim yok” dediğimiz günlerin bazılarının nedeni aslında yeterince uyumamış olmak olabilir. Uzun süreli uyku düzensizliği ise stresle baş etmeyi daha da zorlaştırabiliyor. Uykusuzluğun belki de en şaşırtıcı etkilerinden biri beslenme. İyi uyumadığımızda gün içinde özellikle tatlı, hamur işi ve yüksek kalorili yiyeceklere daha fazla yönelebiliyoruz. Enerjimiz düştükçe kahve ve şekerle ayakta kalmaya çalışıyoruz. Bu durum uzun vadede kilo kontrolünü zorlaştırabiliyor. Özellikle 40’lı yaşlardan sonra hormonal değişikliklerle birlikte metabolizma ve vücut kompozisyonundaki değişimler de eklenince, uykusuzlukla mücadele etmek daha önemli hale geliyor. “Uykusuz kaldığım gün yüzüm neden çökmüş gibi görünüyor?” diye hiç düşündünüz mü? Çünkü uyku sırasında vücudumuz kendini onarmaya ve yenilemeye devam ediyor. Yetersiz uyku; cildin daha yorgun, solgun ve mat görünmesine katkıda bulunabiliyor. Yani bazen yeni bir krem almadan önce yapılacak en iyi şey, iyi bir gece uykusu olabilir. Uyku yalnızca dinlenmek için değil, vücudun birçok sisteminin düzenli çalışması için gerekli. Uzun süre devam eden yetersiz veya kalitesiz uyku; kan şekeri kontrolü, tansiyon ve kalp-damar sağlığı açısından da olumsuz sonuçlarla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle “Ben az uyuyorum ama alıştım” demek her zaman iyi bir şey değil. Özellikle menopoz ve menopoz öncesi dönemde sıcak basmaları, gece terlemeleri, hormon değişimleri ve stres uykuyu bozabiliyor. Bir gece kötü uyumak sorun olmayabilir. Ancak haftalarca süren uyku problemi artık üzerinde durulması gereken bir durumdur. Her şeyden önce uyku saatimizi mümkün olduğunca düzenli hale getirelim. Gece yatmadan önce telefonu elimizden bırakmak, akşam saatlerinde fazla kafein tüketmemek, yatak odasını serin ve karanlık tutmak ve gün içinde hareket etmek işe yarayabilir. Bir de çok önemli bir nokta: Yatağa girince uyumak için kendimizi zorlamayalım. Uyuyamadığımız için sürekli saate bakmak, “Yine uyuyamadım” diye düşünmek de stresi artırabilir. Eğer uyku problemi uzun süredir devam ediyor, gündüzleri ciddi yorgunluk yapıyor veya horlama ve nefes durması gibi sorunlar varsa mutlaka bir sağlık profesyoneline danışmak gerekir. Çünkü uyku bir lüks değil. İyi uyumak, sağlıklı yaşamanın temel taşlarından biridir. Kadın olarak kendimize ayırdığımız zamanı çoğu zaman “ev işi biterse, çocuklar uyursa, işler yoluna girerse…” diye erteliyoruz. Oysa bazen kendimize yapacağımız en büyük iyilik, yapılacak işleri bir kenara bırakıp zamanında yatağa girmektir. Çünkü sabah daha enerjik uyanan bir kadın, günün geri kalanında hem kendisine hem de sevdiklerine daha iyi yetişebilir.