Yanlış anlamayın, dilenci değilim, diye başlayan cümleler… Rahatsız ettiğim için özür dilerim, diyerek evrak gösterip çocuğunun hastalığını ispatlama çabaları… Para istedikten sonra hayır duası etme, para toplama için turlama, teşekkür, kapanış.

Son dönemdeki metro ve tramvay yolculuklarında en az bir durak bu sıralamayla Bir geçiyor. Çocuğunu kapan hastalık için yardım dileniyor. O annelerle birlikte vicdan, adalet, siyaset, sağlık sistemi ve daha niceleri gözlerimizin önünden film şeridi gibi geçiyor.

Kazanan vicdan ise, kayıtsız kalamadıysak elimiz cebimize gidiyor. Gidiyor ama… Akıllarda neler neler… En iyisi “Ben Allah rızası için veriyorum” oluyor. Ya diğerleri?

Gerçekliğinden emin değiliz, kayıtsız değiliz ama güvenemiyoruz da. Dahası hasta çocuğun masraflarını neden devlet dururken millet karşılasın ki? Kaçı doğru, kaçı dolandırıcı, bilemiyoruz? Belgeleri incelesek, gerçek mi, emin olamıyoruz. Bunlar bir duraklık yolculukta anlaşılacak şeyler değil ki resmen kumar oynuyoruz.

Birincisi insanların ulaşım araçlarında dilenmesinden rahatsızız. İkincisi ve daha önemlisi, çaresiz bir ana babanın yapamayacağı şey yok ama “devlet ana” neden bu sorumluluğu üstlenmiyor?

Hasta çocukların, ilacı, tedavisi ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti tarafından tedavi ettirilmesini, ananasların bu çaresizlikten kurtarılmasını, fırsatçıların da avucunu yalamasını bekliyoruz.

Bir millet, çocuğum hasta diyene devletimizin gücünü hatırlatacak, kadar kendini güvende hissetmelidir.