Aslında 1918 Karnavalı Margarita Xirgu ile Federico Garcia Lorca’nın ilk karşılaşmaları değildir.
Granada Üniversitesi Edebiyat Fakültesi profesörlerinden Martín Dominguez Berrueta, ilerici kimliğiyle öğrencilerini eğitim gezilerine götüren bir öğretmendir.1915 baharında, Profesör Dominguez Berrueta ve öğrencilerinden oluşan küçük bir grup Granada’da; anıtlar, manastırlar başta olmak üzere bir dizi kültürel ziyaret için gezi programı başlatır. Gelecek yıllarda İspanya’nın diğer bölgelerini de kapsayacak bu gezilerin ilki, Granada’dan başlar. Ziyaret ettikleri yerlerde fotoğraflar çekip, sanat ve estetik bilgilerini arttırmaktadır öğrenciler. Alhambra, Katedral, Kraliyet Şapeli, Santa Isabella, Banuelo, Teatro Cervantes, San Jeronimo Manastırı derken, bu eğitim gezileri çok sevilir. Etkinliklerden bazıları üniversite dergisi Lucidarium'da yayımlanır.
Kültür gezileri sürerken Dominguez Berrueta'nın öğrencilerinden sakladığı büyük sürprizi, aynı günlerde Granada turnesine gelen Margarita Xirgu’yu oyun öncesi ziyaret etmektir. 27 yaşındaki genç aktrisin birkaç haftalığına (11 – 23 Mart 1915) Granada'ya geleceği duyurulmuş; Berruetada ilgililerle görüşerek, öğrenci grubuyla birlikte sanatçının oyun öncesi provalarını izlemek ya da soyunma odasında onunla konuşmak için gerekli düzenlemeleri yapmıştır.
Margarita Xirgu, 1915 yılındaki Granada turnesine 50 civarında oyundan oluşmuş bir repertuvarla gelir. İçinden en seçkinlerini oynayacaktır. 11 Mart gecesi Santiago Rusinol’un‘Mavi Avlu’ adlı oyunu vardır sahnede. 13 Mart’ta ‘Elektra’, 16 Mart’ta ‘Zaza’,18 Mart’ta ‘Salome’dir Xirgu, 19 Mart’ta ‘Kamelyalı Kadın / Margarite Gautier’... Ve 21 Mart günü ‘Magda’ olarak selemlar seyircisini.
13 Mart 1915 akşamı tarihi bir akşamdır. Çünkü Granada Teatro Cervantes’de ‘Elektra’ oyununu oynarken,üniversite birinci sınıf öğrencisi Lorca ilk kez o akşam görür Xirgu’yu.Ancak oyuncu, Federico'nun varlığından on bir yıl sonra, 1926'da haberdar olacaktır. Marina Pineda oyununu okuduğunda... (Meraklısına Not; Lorca, 1919 yılında Madrid’e gittiği için sanatçıyı 1921 yılındaki Granada turnesinde izleyemediğiiçin kahrolur. Annesini gönderir büyük oyuncuyu izlemeye. Sahnede, D’Annunzio’nun ünlü eseri “İorio’nun Kızı” vardır. Oyundan sonra Lorca’ya mektup yazan anne Dona Vicenta Romero şöyle yazar oğluna: “Dün gece İorio'nun Kızı’nı gördüm ve heyecandan sabaha kadar uyuyamadım Federico. Xirgu tragedya için yaratılmış muazzam bir kadın."
17 yaşındaki Garcia Lorca 13 Mart akşamı o kadar etkilenir ki oyuncudan; felsefe ve hukuk okumak için geldiği Granada Üniversitesi’nde bir anda hedefini değiştirecek; bir oyun yazacak ve bu oyunda da Margarita Xirgu oynayacaktır. Aklında başka hiçbir düşe yer kalmamıştır artık. Sadece bu düşün peşinden gitmeye karar verir. Bu bir saplantıya dönüşür zaman içinde.
Federico Garcia Lorca aynı zamanda amatör bir şairdir ve müzisyen olmak için ders almaktadır. Bu eğitim gezilerine de özellikle müzikallere katılmak için kaydolmuştur. Profesör Antonio Segura Mesa’dan (1842-1916) uzun süredir müzik dersleri almakta; iyi bir piyanist olma yolunda ilerlemektedir.
Xirgu turnesini tamamlayıp gider ama Lorca’nın içinde yazma dürtüsünü de tutuşturur giderken. Lorca 13 Mart 1915 gecesine kadar hukuk ve edebiyat eğitimi gördüğü Granada Üniversitesi’nden bir grup arkadaşıyla oluşturduğu ve adına ‘Los Putrefactos’ (Kokuşmuşlar) dedikleri küçük bir topluluğun içinden çıkmamıştır açıkçası. Ama şimdi her şey değişmiştir. O bir oyun yazarı olacaktır.
Genç Lorca önce gezi notlarını yazar okul dergisine. Ardından ziyaret ettikleri yerlerdeki izlenimlerini kâğıda geçirmeye başlar. Hatta bu izlenimler onun 1917 yılında yayımlanan ilk kitabı “İzlenimler ve Görünümler”in temelini oluşturur. Makaleler, halk şarkılarından düzenlenmiş şiirler ve gezi notları yazarken bir yandan da tiyatro için oyunlar karalamaya başlar Lorca. Aklında hep Margarita Xirgu’nun oynayacağı kuvvette bir oyun yazma düşü vardır.
Kültürünü geliştirmek için sanatın her dalına ilgi duyan genç Lorca’nın aklından geçen oyun, Katalanların kahraman kabul ettiği Mariana Pineda'dır. 1831’de krala ve monarşizme karşı çıktığı, evinde “Eşitlik-Özgürlük-Adalet” yazılı bir bayrak bulundurduğu ve yol arkadaşlarını satmadığı için asılarak idam edilen Granadalı kadın halk kahraman, özgürlük savaşçısı Mariana Pineda!
1919 yılında, sosyalist düşünür Fernando de los Rios Lorca’nın ailesini ikna ederek, aldığı eğitimi Madrid’de sürdürmek için başkente götürür Federico’yu. Madrid, Lorca için Xirgu’ya yakın olma ihtimalinden başka bir şey değildir. Lorca’nın 38 yıl sürecek olan kısa hayatında bir dönüm noktasıdır bu karar.
Madrid büyülü bir yerdir. Bugün sinema dehası kabul edilen Luis Bunuel, ressam Salvador Dali, şair Rafael Alberti, besteci Maneul de Falla, modern resmin büyük isimlerinden Katalan ressam Juan Miro ve 1956’da Nobel Edebiyat Ödülü kazanacak olan ünlü yazar Juan Romon Jimenez gibi sanat adamlarıyla tanışır Madrid’de. Bir de onun kaleminin gücüne henüz ünlü olmadan inanan, oyun yazarı ve tiyatro yönetmeni Gregorio Martinez Sierra’yla!
Düşlerinin peşinden giden Lorca’nın ilk oyunu1919 yılında yazdığı‘El Maleficio de la Mariposa’ (Kelebeğin Kötü Büyüsü)dür. (Meraklısına Not; Bu oyunu Ümit Edeş dilimize çevirmiştir.) Oyun, 22 Mart 1920 günü Teatro Eslava’da seyirci önüne çıkar. Ancak hiç beğenilmez. Gerçek oyuncularla değil de kuklalarla sahnelenmiştir oyun. Lorca’nın gerçek oyuncularla, hatta direkt Xirgu’nun oynayacağı bir oyun düşü henüz gerçekleşmemiştir. Oyunun beklenen ilgiyi çekmemesi genç yazarı yıldırmaz. O bir fırsat beklemektedir sanki.
Beklediği fırsat, 1925 yılında karşısına çıkar. Madrid’e geldiği ilk günlerde tanıştığı Gregorio Martinez Sierra’nın tiyatro topluluğu Margarita Xirgu’yla bir anlaşma imzalamıştır. Çok heyecanlanan Lorca, 1923 yılında yazdığı ‘Mariana Pineda’ adlı oyununu Eylül 1925’de Katalan oyun yazarı Eduardo Marquina (1879-1946) eliyle Xirgu’ya ulaştırmak niyetindedir. Xirgu o günlerde Madrid’de, Marquina’nın İspanya’nın altın çağı diye bilinen döneminin en büyük oyun yazarı Pedro Calderon de la Barca’dan uyarladığı “Gomez Arias’ın Kızı" oyununu oynamaktadır çünkü. Mariana Pineda adlı oyununu Xirgu’ya ulaştırması için Eduardo Marquina’ya teslim eder Lorca ve heyecan içinde beklemeye başlar.
Sonra sis kaplar Lorca’nın kalbini... Çın bir sessizlik sarar her yanı. Aylar geçer aradan ama Xirgu’dan ne olumlu ne de olumsuz bir yanıt gelmez. 6 Mart 1926 günü Marquina, George Bernard Shaw’un ünlü oyunu “Jan Dark”ı, Margarita Xirgu için "Santa Juana" adıyla uyarlamış ve Madrid’de sahneye çıkarmıştır. Oyun büyük bir başarı getirir Xirgu’ya. Küba turnesinde tanıştığı, arkadaşı Kübalı aktrisLydia Cabrera’da (1899-1991) izleyiciler arasındadır. Oyundan sonra Madrid’in tanınmış Ritz Oteli’nin lobisinde iki arkadaş sohbet ederlerken aralarında bir konuşma olur.
- E, yeni oyun seni heyecanlandırdı mı peki? Onu ne zaman izleyeceğiz?
- Hangi yeni oyun? Neden bahsettiğini bilmiyorum!
- Nasıl bilmezsin? Eduardo sana vermedi ?
- Eduardo?
- Evet, Eduardo Marquina.
- Eduardo bana ne bir oyun verdi, ne de bu konuda tek kelime etti.
- Ama Federico'ya söz vermişti bu konuda ...
- Federico?
- Federico Garcia Lorca... Onu nasıl tanımazsın? Yeni bir şair... Ama ne şair! Gençlerin en iyisi...
Büyük bir şaşkınlık yaşayan Xirgu sözü edilen oyunu çok merak eder. Aklına Eduardo Marquina’nın şu an Madrid’de olduğu gelir. ‘Neden aramıyoruz Eduardo’yu?’ diye sorar Cabrera’ya. Lydia’nın daha iyi fikri vardır. ‘Şimdi bu durum için utanır Eduardo, çağırsak da gelmez buraya. En iyisi ben gidip, evinden alıp geleyim oyunu.’
Çok kısa süreliğine ayrılan Cabrera az sonra kolunun altında Mariana Pineda oyunuyla döner otelin lobisine.‘Unuttuğu için binlerce mazeret sıraladı Eduardo’ der ve ekler: ‘Eduardo'nun ne kadar iyi biri olduğunu bilirsin. Unutmuş metni sana vermeyi. Evinin bir köşesinde duruyormuş oyun. Seninlebu hatası için konuşacağını söyledi. İşte oyun. Oku! Eminim heyecanlanacaksın.’
Margarita Xirgu elindeki metne üstünkörü bakarken, Cabrera konuşmaktadır bir yandan: ‘Yazarı tanımalısın Margarita! Olağanüstü bir çocuk, harika!... Ayrıca piyano çalıyor ve şarkı söylüyor.’
Kafasını metinden kaldırmadan, ‘Ona aşık mısın sen?’ diye sorar Xirgu.‘Madem bu kadar yetenekli neden onu da buraya çağırmıyorsun?’
Yarım saat geçmeden Federico Lorca da Ritz Oteli’ne gelir. Lydia sevinçle tanıştırır Xirgu ve Lorca’yı. Birlikte yemek yerler. Federico 28 yaşındadır, Margarita 38. Sonrasında Lorca, 13 Mart 1915 gecesi Granada Teatro Cervantes’teki Eduardo Marquina’nın Katalan diline çevirdiği Elektra oyunundan nasıl etkilediğinden ve Mariana Pineda dâhil, yazdığı ve yazacağı tüm oyunların ilham kaynağının Xirgu olduğundan söz eder. Ardından da ‘Mariana Pineda’ hakkında konuşurlar. Ancak bir sorun vardır. Lorca’nın yazdığı oyun, Gregorio Martinez Sierra’nın tiyatro topluluğundan dönemin ünlü kadın oyuncuları Catalina Barcena ya da Pepita Diaz tarafından oynanacak diye bir görüşme yapılmıştır daha önceden. Xirgu son derece sakin karşılar bunu ve ekler: ‘Beğenirsem, ben oynarım!’
Oyundan çok etkilenen Xirgu, ilk kez 24 Haziran 1927'de Barselona'daki Goya Tiyatrosu’nda, Mariana Pineda rolüyle sahneye çıkar.12 Ekim 1927'de de Madrid'deki Fontalba Tiyatrosu’nda sahnelenir Mariana Pineda. Her ikisi de tam bir zaferdir oyuncu için. Oyunu Xirgu’nun çok güvendiği bir yönetmen olan Cipriano Rivas Cherif yönetir. (Meraklısına Not; Mariana Pineda’nın Lorca’nın doğduğu topraklarda, Granada’da ilk gösterimi ise 5 Mayıs 1929’da yapılacaktır.)
Gerçek Mariana Pineda, 1804'te doğmuş ve Granadalılar için halk kahramanı kabul edilen inanmış bir devrim kadınıdır. 18 yaşında iki çocuklu bir duldur. 21 yaşına geldiğinde sevdiği adam Pedro gibi, baskıcı Kral VII. Fernando'akarşı özgürlüğü savunan bir devrimci olur. Mariana 27 yaşındayken, 1831'de evinde polis tarafından yapılan bir arama sonucunda "Igualdad, Libertad yLey" ("Eşitlik, Özgürlük, Adalet") ifadesiyle işlenmiş bir bayrak ortaya çıkar. Duruşma sırasında yargıç, Mariana'ya yeraltında özgürlük mücadelesi veren diğer arkadaşlarının adını vererek ölüm cezasından kurtulmasını önerir. Mariana reddeder ve aynı yılın 26 Mayıs günü herkesin görebileceği açık bir alanda asılarak idam edilir.
Aşk ve özgürlük duygularının birbirine yakın olduğu ve otoriter, tutucu bir dünyada, bunlardan rahatsız olunacağının altını çizen Lorca, Pineda’nın ağzından dönemi içinde devrim sayılan repliğini atar:"Ben özgür olmak için sevdim. Seveceğim, sevdikçe özgürleşeceğim!” "
Aslında baskıcı rejime karşı aşk ve özgürlük mücadelesinin anlatıldığı Mariana Pineda oyununun teması Lorca'nın kendi kaderiyle de örtüşür. 1831'de VII.Fernando'nun gerici rejimi altında bir bayrağa özgürlük sloganı işleyen ve sevgilisine ihanet etmeyi reddettiği için asılan Mariana Pineda'nın hikâyesiyle, Primo de Rivera'nın diktatörlüğünde, böyle bir oyunun yazılması çok da farklı duygularla yapılmış şeyler gibi gelmiyor bana. Lorca’nın oyundaki siyasi mesaj, özgürlüğe susamış binlerce seyircinin gözünden kaçmaz. Özellikle idamı bekleyen Mariana’nın, oyunun finaline yakın zirveye çıkan lirik acısı herkesi etkiler. Sevgi, hayâl kırıklığı, ölüm ve kadın! Bu kedere dayanmak çok zordur.
“Her akşam üzeri bir çocuk ölür / Her akşam üzeri Granada’da / Her akşamüzeri yerleşir de su / Dostlarıyla konuşur baş başa.” (Lorca’nın ‘Ölü Çocuğa Gazel’ şiirinden alıntı)
Mariana Pineda oyununun önemini arttıran bir diğer etki ise, sahne tasarımı ve kostümlerin Lorca’nın en iyi arkadaşı Salvador Dali (1904-1989) tarafından çizilmiş olmasıdır. Dali, daha çok sıra dışı tavırları ve Lorca’ya olan ‘özel’ tutkusuyla bilinir. Hatta kimi kaynaklar, Salvador Dali’nin, Xirgu’nun Lorca’ya şefkat göstermesine çok sinirlendiğini ve Xirgu’ya küstüğünü yazarlar.
Dali gerçekten yaşadığı çağ için geleneksel anlamları zorlayan biridir. Örneğin, yaşamı da tabloları gibi sürrealist olan ‘Yaramaz çocuk Dali’nin büyük aşkı, kendisinden 10 yaş büyük ve tanıştıklarında Paul Eluard’la evli olan Gala’dır. Ya da herkes evcil hayvan beslerken Dali bir karıncayiyen besler. Boynuna taktığı bir tasmayla karıncayiyenini caddelerde gezdirir. Uzar gider bu hikâyeler...
Margarita Xirgu, kendisinden 10 yaş küçük Lorca’dan çok etkilenmiştir. Onun İspanya tiyatrosu için bir ‘altın çocuk’ olduğunu düşünmektedir. Mariana Pineda’nın kazandığı başarı her iki sanatçıyı da yeni projeler yapmak için heyecanlandırır. Lorca yeni oyunu ‘La Zapateni Prodigiosa’yı (Eskicinin Tazesi) 1926 yılında yazar.Bu oyun 1930 yılında, yine aynı kadroyla; Margarita Xirgu’nun oyunculuğu, Cipriano Rivas Cherif’in yönetmenliğinde Madrid Teatro Espanol'da sahnelenir. (Meraklısına Not; Bu oyunun kostüm ve sahne tasarımlarını Pablo Picasso yapmıştır.) Ardından bir Lorca repertuvarı oluşturur Xirgu: Don Cristobita ile Dona Rosita’nın Acıklı Güldürüsü, Kanlı Düğün,Yerma, ve Lorca’nın öldürülüşünden sonra oynayacağı Bernarda Alba’nın Evi...
Lorca ve Xirgu’nun işbirliği sadece İspanya tiyatrosu için değil tüm dünya tiyatrosu için bir şansa dönüşmek üzeredir. Lorca,1920’li yılların sonuna doğru Amerika'da turneye çıkan Margarita'ya katılmak için bir tekne bileti alarak Amerika’ya gider. Amerika turnesine çıkan Xirgu’nun repertuvarında artık Garcia Lorca'nın da birkaç eseri vardır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde, Columbia Üniversitesi’nde İngilizce kurslarına devam eder Garcia Lorca. 1930 yazında ülkesine döndüğünde İspanya’daki Rivera diktatörlüğünün sonuna gelinmiştir. Çok geçmeden 14 Nisan 1931’de İkinci Cumhuriyet ilan edilir İspanya’da. Kral sürgüne gönderilir. Yeni Milli Eğitim Bakanlığı Lorca’nın çalışmalarını destekler. Lorca1931 yılında, Eduardo Ugarte ile birlikte üniversite öğrencilerinden oluşan “La Barraca” adlı gezginci bir sokak tiyatrosunun kurulmasına önayak olur ve bu sokak tiyatrosuyla İspanya’nın en büyük klasik oyun yazarlarını; Calderon’u, Lope de Vega’yı, Tirso de Molina ve Cervantes’i tiyatro salonu bulunmayan kent ve kasabalara, hatta köylere kadar götürür.
1933’te yazmaya başladığı ‘Kadın Üçlemesi’ diye bilinen serinin ilk oyunu olan‘Kanlı Düğün’ü bitirir. İlk kez 22 Kasım 1935’de Barselona'daki Teatro Principal’de sahne alır Kanlı Düğün. Xirgu, ‘Anne’ rolündedir. Oyunun konusu oldukça basit bir kurgu üzerine kurulmuştur. Gelin, düğün gününde âşığıyla birlikte kaçar. Damat kısa sürede âşıkların izini bulur. Bu olay her iki genç adamın birbirini öldürmesiyle trajik bir boyut kazanır... Oyun önce Madrid’de sonra da Rio de Janeiro, Montevideo ve Buenos Aires’te büyük başarı kazanır. 1935’te ‘Yerma’ oyununu yazar Lorca. Çocuk sahibi olmayı isteyen Yerma ile yalnız cinsel tatmini arzulayan kocası arasındaki ilişkiyi anlatır Yerma. Kendi istekleri ile toplumun ahlâk anlayışı arasına sıkışan Yerma en sonunda çareyi kocasını öldürmekte bulur. 29 Aralık 1934'de ilk kez Madrid'deki Teatro Espanol'da seyirci önüne çıkar Yerma. 1935 yılının Eylül ayında da Barselona’da... Lorca, öldürülüşünden sadece iki ay önce de üçlemenin son parçasını bitirir: ‘Bernarda Alba’nın Evi!’Oyun; kocasının ölümüyle 8 yıllık yas ilan eden ve kızlarına evlenmeyi yasaklayan ana Bernarda’nın Katolik koşullanmışlığı, katı yasakları, bekâret tabusu, kızlarını her türlü erkek ilişkisinden uzak tutarak onlara bir rahibe despotluğuyla davranması, kızlarını öfke içinde kıvrandırırken, sonunda evin 20 yaşındaki en küçük kızı Adela intihar eder. Oyun bittiğinde bile annesi ‘Bernarda Alba’nın küçük kızı bakire olarak öldü, benim kızım bakire öldü, öldüğünde bakireydi’ diye bağırmaktadır hâlâ!
İkinci Cumhuriyet İspanyasında değişim hızlanmıştır.1935’ta şair dostu Rafael Alberti ve Katolik aydın Jose Bergamin’le birlikte “Antifaşist Aydınlar Birliği”nin kurucuları arasında yer alır Lorca. Kuruluşun amacı faşist sokak cinayetlerine karşı aydınların sesine ses katmaktır. Ancak korkulan olacak, 1936 yılının Temmuz ayında, General Francisco Franco faşist bir darbeyle Cumhuriyetçi hükümeti devirecektir. Tarihe İspanya İç Savaşı diye geçen bu dramatik süreç üç yıl sürecek ve faşizm bir kez daha İspanya’yı karanlığa boğacaktır.
Lorca, İspanya İç Savaşı patlak verdikten kısa bir süre sonra ailesinin evinde tatil yaparken Franko taraftarı Sivil Muhafızlar (Falanjistler) tarafından herhangi bir neden gösterilmeksizin tutuklanır. Tutuklanışından tam bir ay sonra, 19 Ağustos 1936'da Granada yakınlarındaki Viznar uçurumunda kurşuna dizilerek katledilir. Aynı günlerde Güney Amerika turnesinde olan Margarita Xirgu da ancak öldükten sonra, toz olmuş kemikleriyle İspanya’ya dönebilecektir bir daha, 1988’de!