Bir zamanlar konser, tiyatro ve farklı bir hafta sonu için İzmir’e gelen Manisalılar vardı. Hatta birçok ihtiyacını İzmir'de karşılayan Manisalılar alışveriş yapma bahanesiyle İzmir'e geldiklerinde o hafta sonu İzmir'de hangi etkinliklere katılabileceklerini önceden araştırır ona göre programlarını belirler, İzmir'de kalış sürelerini mümkün olduğunca uzatırdı.
Bugünlerde Manisa’nın etkinlik takvimi İzmir'le yarışır konumda. Geçen hafta UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Sardes Antik Kenti'nde ünlü müzisyen Goran Bregoviç'in konseri vardı mesela. Bir şehrin çekim gücü, insanlarına ve misafirlerine sunduğu alternatiflerle büyüyor.
Gastronomi, doğal güzellikler, tarihi miras tüm bu alternatifleri çoğaltan zenginleştiren ögeler arasında. Manisa'da tüm bu saydıklarımdan o kadar çok var ki. Bu zengin temelin üzerine kültür-sanat etkinliklerini ve sürdürülebilir etkinlik akışını sağladığınızda kentin içinde ciddi bir hareketlilik yaşanırken, kent dışından da ziyaretçi trafiğini artırmak mümkün oluyor.
Manisalılar konser izlemek, tiyatroya gitmek, farklı bir sosyal ortamın içine girmek için İzmir’e gelirdi. İzmir, çevresine kültürel hayat vaat eden büyük şehirdi. Şimdi benim gördüğüm manzarada bu ilişkinin yönü değişiyor. Manisa merkez ve ilçelerindeki programları takip etmek başlı başına bir uğraşa dönüşürken, İzmir’den yola çıkıp komşu şehrin etkinliklerine katılmak giderek daha cazip geliyor.
Bunu yalnızca bir Bregoviç konserinin heyecanıyla söylemiyorum. Manisa’nın son dönemdeki etkinliklerine bakınca, birbirinden farklı alanları buluşturan bir hareketlilik görülüyor. Nisan ayında düzenlenen Uluslararası Mesir Macunu Festivali bunun örneklerinden biri. Programda Mesir Tiyatro Festivali, Niobe Edebiyat/Sanat Söyleşileri, gastronomi buluşmaları ve sergiler vardı. Spil Dağı’ndaki kamp etkinliği ile Ferdi Zeyrek MTB Cup dağ bisikleti yarışları da aynı festivalin parçalarıydı. Bir gelenek, farklı ilgi alanlarına açılan bir buluşmaya dönüşmüş.
Meydanların, sokakların ve tarihî mekânların etkinlik alanına dönüşmesi, keşif isteğini de besliyor. İnsan bir konser için giderken çevresini merak etmeye başlıyor.
FESTİVALLER ŞEHRİNE DÖNÜŞÜYOR
Akhisar’da hazırlıkları duyurulan ikinci Leziz Akhisar Festivali de bu yaklaşımın başka bir örneği. Zeytinden zeytinyağına, köfteden yerel tatlara uzanan bir gastronomi buluşması için İzmir’den ücretsiz ulaşım planlanması özellikle dikkatimi çekti. Komşu şehirdeki ziyaretçiyi düşünmek, onun yola çıkmasını kolaylaştırmak önemli. Bir etkinliğin afişini paylaşmanın yanında, insanın oraya nasıl ulaşacağını da hesaba katmak gerekiyor.
Benim açımdan bu yolculukların sofraya uzanan tarafı ayrıca güzel. Salihli’ye gitmişken odun köfteyi, merkeze uğramışken Manisa kebabını, Turgutlu’da Kasaba köftesini düşünmemek zor. Akhisar köfte ise her daim favorim. Böylece konser, gezi ve yemek birbirinden kopuk planlar olmaktan çıkıyor. Tek bir etkinlik, bütün bir günün keşif sebebi hâline geliyor. Kentin esnafı, üreticisi ve ziyaretçisi de aynı hareketliliğin içinde buluşuyor.
Peki İzmir’e bakınca neden aynı heyecanı duymakta zorlanıyorum? Benim kültürel çölleşme diye tarif ettiğim duygunun temelinde, şehrin büyüklüğüyle sunduğu gündelik hayat arasındaki mesafe var. İzmir’in sanatçıları, kültür kurumları, bağımsız girişimleri ve emek veren insanları elbette var. Fakat bir şehirde yaşayanların sürekli geçmişteki canlılığı hatırlaması, bugün için daha fazlasını beklemesi de dikkate alınmalı. İzmirli olmakla gurur duymak, İzmir’in sunduklarından memnun olmak anlamına gelmiyor.
Manisa’yı kusursuz ilan etmek gibi bir niyetim yok. Bugünkü hareketliliğin kalıcı olması, ilçelere yayılması ve farklı kesimlere ulaşması gerekiyor. Ama gördüğüm çabanın hakkını vermek istiyorum. Şehir, ziyaret etmek için yeni sebepler üretiyor. İzmir’in de komşusundaki bu canlılığa bakıp kendi potansiyelini yeniden düşünmesini isterim. Eski itibarı hatırlatmakla yetinmeden, bugünün insanına yeni heyecanlar sunmasını beklerim.
İzmir’den Manisa’ya göç olursa şaşırmayın derken elimde bir nüfus tahmini yok. Önce hafta sonlarımızın, sonra kültürel alışkanlıklarımızın yön değiştirmesinden söz ediyorum. İnsan kendisini iyi hissettiği, merakının karşılık bulduğu yere tekrar gider. Zamanla orada daha fazla vakit geçirmek de ister.