Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Şam'da ortak basın toplantısı düzenledi. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Fidan, Suriye'deki siyasi ve güvenlik gelişmelerinin yanı sıra iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler, bölgesel gelişmeler ve İsrail'in politikaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Suriye'deki bütün silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında birleşmesinin ülkenin egemenliği, toprak bütünlüğü ve toplumsal birliği açısından gerekli olduğunu belirtti.
TÜRKİYE-SURİYE İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM
Suriyeli mevkidaşı Esad Hasan Şeybani ve beraberindeki heyete misafirperverlikleri için teşekkür eden Fidan, Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin son iki yılda önemli bir ivme kazandığını söyledi. Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye'nin yalnızca Türkiye ile değil, uluslararası toplumla ilişkilerinde de yeni bir başlangıç yapmak durumunda kaldığını ifade eden Fidan, "Eski Suriye, bildiğiniz gibi dünyadan izole edilmiş, kendi halkını baskı altına alan, adeta kanını emen sömüren bir rejimdi. Eski Suriye'nin gitmesi, yeni Suriye'nin gelmesi, herkesin gördüğü gibi bölgeye istikrar getiren, ülkeye barış getiren, ekonomik kalkınma getiren, terörle mücadeleyi daha da ilerleten bir husus olmuştur" değerlendirmelerinde bulundu. Fidan, Suriye'nin uluslararası toplum, bölge ülkeleri ve Türkiye ile farklı alanlarda işbirliğini geliştirmek için yoğun çaba gösterdiğini aktardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi marjında ortak planlama grubu kurulması ve iki ülke arasındaki konuların hızlı ve profesyonel şekilde ilerletilmesi yönünde talimat verdiğini belirten Fidan, bu mekanizmanın çalışmalarına dikkat çekti.
ERDOĞAN'IN SURİYE ZİYARETİ GÜNDEMDE
Suriye'nin ekonomik açıdan gelişmeye devam ettiğini ve savaşın neden olduğu yaraların sarılması konusunda ilerleme kaydettiğini söyleyen Fidan, "İnşallah, bölgemizdeki bütün savaşlar, çatışmalar, işgaller tıpkı Suriye'de olduğu gibi teker teker mutlu bir şekilde sona erer ve bölgemiz hak ettiği huzura, refaha, emniyete kavuşur" temennisinde bulundu. Fidan ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakın zamanda Suriye'yi ziyaret etmesinin planlandığını açıkladı. Erdoğan'ın ziyareti öncesinde yüksek planlama grubunun gerçekleştireceği çalışmaların değerlendirildiğini belirten Fidan, ziyaretin bu açıdan önem taşıdığını ifade etti.
SDG'NİN ENTEGRASYON SÜRECİNE DESTEK MESAJI
Fidan, SDG'nin kendisini feshetmesi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyona yönelik attığı adımı "önemli bir girişim" olarak nitelendirdi ve "Suriye hükümetinin yürüttüğü yapıcı çalışmalara verilen önemli bir yapıcı cevap. İnşallah bunun alanda vakit geçirilmeden pratiğe evrilmesini, sonuçlanmasını bekliyoruz. Bu deklarasyon aşaması önemli ama bunun tabii hayata geçmesi gerekiyor. Ülkedeki bütün silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesi Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve toplumsal birliğinin güçlendirilmesi bakımından zaruridir. Sadece SDG'nin değil, biliyorsunuz bir savaş döneminden kalma ne kadar silahlı grup varsa bunların hepsi teker teker milli ordu altında birleştiriliyor. Bu, ülkenin istikrarı için önemli, ülkeye yatırım getirilmesi için önemli, ülkenin milli bünyesinin güçlü olması için önemli, ülkedeki bütün vatandaşların kendini emin hissetmesi için önemli. Bu konudaki adımların hepsini destekliyoruz. Entegrasyon sürecinin de inşallah en iyi şekilde sonlanmasını bekliyoruz" dedi.
KÜRT VATANDAŞLAR İÇİN EŞİT VATANDAŞLIK VURGUSU
Suriye'de yaşayanların eşit vatandaşlık temelinde, inanç ve etnik kimlikleri nedeniyle herhangi bir baskı veya takibata uğramadan özgürce yaşamalarının önemli olduğunu belirten Fidan, Kürt vatandaşlara ilişkin de "Entegrasyon sürecinde Kürt vatandaşlarımızın eskisinden daha fazla kendilerini emin, daha fazla özgür, daha fazla müreffeh hissetmeleri amaçlanmaktadır. Türkiye'nin de perspektifi budur. Cumhurbaşkanımız özellikle Suriye'deki, Irak'taki Kürt kardeşlerimizin refahı, istikrarı ve emniyeti için de büyük bir hassasiyet göstermektedir" değerlendirmelerde bulundu.
SURİYE EKONOMİSİNDE YENİ ADIMLAR
Fidan, Suriye'de ekonomi başta olmak üzere birçok alanda gelişme yaşandığını belirtti. ABD'nin Suriye'yi terörizme sponsor olan ülkeler listesinden çıkarmasını bu gelişmelerden biri olarak gösteren Fidan, kararın ülkenin dünya ekonomisiyle yeniden bütünleşmesi açısından önemli olduğunu söyledi. Bu gelişmeyle birlikte Suriye'nin uluslararası ekonomik sisteme dönüşünün önündeki önemli engellerden birinin daha ortadan kalktığını belirten Fidan, gelişmenin yatırımcılar açısından da önem taşıdığını ifade etti.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının Suriye'nin nükleer dosyasını kapatmasına da değinen Fidan, "Arkadaşlarımız gerçekten bu konuda çok profesyonel, uyumlu, iyi bir çalışma gösteriyorlar. Kendilerini de tebrik ediyoruz. Türkiye olarak da bu konuda her türlü yapıcı katkıyı vermeye gayret ediyoruz. Özellikle eski rejimden miras kalan engellerden kardeşlerimiz sırasıyla tek tek kurtulmakta" ifadelerini kullandı.
TİCARET HACMİNDE 10 MİLYAR DOLAR HEDEFİ
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile beraberindeki iş insanlarından oluşan geniş heyetin ağustos ayında Şam ve Halep'i ziyaret ettiğini hatırlatan Fidan, "Önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımları artırmayı ve orta vadede ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" dedi.
SURİYE'NİN ULAŞIMDAKİ ROLÜNE DİKKAT ÇEKTİ
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan son gelişmelerin ardından dünya ve bölge ekonomisinin karşı karşıya kaldığı sorunlara değinen Fidan, bağlantısallığın öneminin giderek arttığını söyledi. Suriye'nin Ürdün ve Suudi Arabistan üzerinden Körfez'e, Irak üzerinden doğuya, Türkiye üzerinden ise Avrupa'ya bağlandığını belirten Fidan, ulaşım ve enerji altyapısının geliştirilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
"Bunun haritada değil, aynı zamanda pratikte de inşa edilecek olan demir yolları, kara yolları, boru hatlarıyla da hayata geçmesini arzu ediyoruz. Biliyorsunuz, şu anda bir demir yolu projesi var. Türkiye, Suudi Arabistan, Suriye'nin üzerinde çalıştığı bu güzergahı hem Körfez'e hem Avrupa'ya bağlayan önemli bir proje. Bu konuda da yoğun bir çalışmamız var."
FİDAN'DAN İSRAİL'E YÖNELİK ELEŞTİRİ
Fidan, Suriye'deki olumlu gelişmelere rağmen bölgede istikrarsızlık oluşturan bir aktör bulunduğunu belirterek İsrail'i işaret etti. "Bölgeye ve dünyaya bu kadar umut veren bir Suriye varken birdenbire Suriye'nin istikrarsızlaştırılması için gayret gösteren bir aktör var. O aktörün adını da biliyorsunuz; İsrail. İsrail'in izlediği politikalar olumlu gidişatın önündeki en ciddi engeli teşkil etmekte. Ebu Zuhur askeri hava üssüne gerçekleştirilen saldırı bunun en son örneklerinden biridir. Suriye'nin kendi topraklarında güvenliği sağlaması, terörizmle mücadele etmesi ve ulusal kapasitesini geliştirmesi Suriye'nin egemenlik hakkıdır. İsrail'in saldırıları uluslararası toplumun terörizme karşı yürüttüğü ortak mücadeleye de zarar vermekte. İsrail, Suriye'nin askeri kapasitesini sistematik şekilde hedef alarak, DEAŞ gibi terör örgütlerine dolaylı biçimde destek vermektedir. Suriye'nin güneyindeki gelişmeleri de bu çerçevede yakın takip etmekteyiz. Burada yaşanan istikrarsızlıkta da İsrail'in parmağı olduğunu biliyoruz. Zaten kendileri de bunu saklamıyorlar, açıktan söylüyorlar."
SÜVEYDA İÇİN YOL HARİTASI VURGUSU
Fidan, Dürzilerin Suriye toplumunun asli unsurlarından biri olduğunu ve geleceklerini Suriye'nin birlik ve bütünlüğü içerisinde gördüğünü söyledi ve "Geçen yıl açıklanan Süveyda yol haritası, güvenliğin tesisi, kamu hizmetlerinin yeniden sağlanması ve toplumsal uzlaşı bakımından gerekli zemini sunmaktadır. Bu noktada ihtiyaç duyulan adım, üzerinde mutabık kalınmış ve bu çerçevenin hayata geçirilmesidir" dedi.
İsrail ile Suriye'nin güneyinde kalıcı bir çözüm sağlanması için 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması temelinde güvenlik düzenlemesi yapılmasının gerçekçi çerçeve olduğunu belirten Fidan, uluslararası toplumdan daha kararlı ve sonuç odaklı bir tutum beklediklerini ifade etti. Fidan, Şeybani ile görüşmesinde İsrail'in Suriye'nin egemenliğine yönelik ve uluslararası hukuka aykırı adımları karşısında başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kuruluşların daha etkin şekilde harekete geçirilmesi konusunun da ele alındığını aktardı.
TÜRKİYE'DEN SURİYE'YE İŞBİRLİĞİ MESAJI
Türkiye'nin Suriye ile bütün alanlarda yakın işbirliğini sürdüreceğini belirten Fidan, Suriye'nin tüm toplumsal kesimlerin kendisini eşit şekilde ait hissettiği, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü sağlamış bir ülke olması temennisini dile getirdi. "Biz, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tam olarak sağlamış, bütün toplumsal kesimlerin kendisini eşit biçimde ait hissettiği, komşuları için istikrar ve refah üreten bir ülke olmasını temenni ediyoruz ve bütün adımların da bu yolda atıldığını müşahede ediyoruz. Son dönemde elde edilen kazanımlar, bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket edildiğinde bunların mümkün olduğunu göstermektedir. Türkiye olarak hem ulusal kapasitemizle hem de uluslararası toplumun halinde elimizden gelen çabayı ortaya koymaya devam edeceğiz."
EKONOMİK İŞBİRLİĞİ İÇİN YENİ SİSTEM HAZIRLIĞI
Fidan, Türkiye ile Suriye arasındaki ekonomik ilişkiler kapsamında çok sayıda talep bulunduğunu ve bu taleplerin karşılanabilmesi için yeni bir sistem oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. İki ülkeden iş insanlarının karşılıklı yatırım, ortaklık ve hareketlilik konularındaki taleplerinin gündemde önemli yer tuttuğunu belirten Fidan, finans, vize, iş ruhsatı, lisans, izin ve ortaklıklar gibi birçok başlığın bu kapsamda ele alındığını aktardı. Mevcut taleplerin yoğunluğundan memnuniyet duyduklarını belirten Fidan, bunlara cevap verecek altyapıyı hızlı şekilde oluşturmak istediklerini söyledi.
Türkiye'deki sanayi yatırımcılarının Suriye'ye yönelik ilgisine de değinen Fidan, özellikle tekstil sektöründeki yatırımcıların bu alanda yoğun ilgi gösterdiğini belirterek "Türkiye'deki özellikle tekstil başta olmak üzere sanayicilerimizin buraya yönelik büyük bir ilgisi var. İnşallah bunu daha da ileriye götüreceğiz" ifadelerini kullandı. Fidan, Türkiye'de uzun yıllar yaşamış Suriyelilerin iki ülkenin dil ve kültürüne hakim olmalarının da ekonomik ilişkiler açısından önemli bir network oluşturduğunu söyledi.
TÜRKÇENİN SEÇMELİ DERS OLMASI GÜNDEMDEYDİ
Fidan, Şeybani ile görüşmede son günlerde Türkçenin Suriye'deki müfredatta seçmeli ders statüsüne ilişkin kamuoyuna farklı şekilde yansıyan konuyu da ele aldıklarını açıkladı. "(Türkçenin seçmeli ders statüsü) Bu konuda herhangi bir sıkıntı olmadığını (Şeybani) kendileri bize ilettiler."
Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkilerin daha hızlı ilerlemesi için iki ülke liderlerinin ortak planlama ve koordinasyon kurulması yönünde talimat verdiğini belirten Fidan, bürokratik süreçlerin hızlandırılmasının önemine dikkat çekti. Fidan, bölgenin ve Suriye'nin uzun yıllar kaybettiğini belirterek mevcut kayıpların telafi edilmesi gerektiğini ifade etti.
FİDAN'DAN İSRAİL'İN BÖLGE POLİTİKALARINA YENİ ELEŞTİRİLER
İsrail'in bölgede oluşmaya başlayan huzur ortamında olumsuz bir rol üstlendiğini savunan Fidan, Tel Aviv yönetiminin yapıcı bir politika izlemek yerine yayılmacı ve istikrarsızlaştırıcı politikalar yürüttüğünü söyledi. İsrail'in Filistin topraklarını işgal ederek Filistin Devleti'nin kurulmasını engellemeye yönelik bir politika izlediğini belirten Fidan, Suriye'nin yanı sıra Lübnan, Ürdün ve Mısır gibi Arap ve Müslüman ülkelerin güçlü, istikrarlı ve ekonomik açıdan gelişmiş hale gelmesinin de İsrail tarafından tehdit olarak değerlendirildiğini öne sürdü.
İsrail'in bu ülkelerde istikrarsızlığın devam etmesi için çaba gösterdiğini ifade eden Fidan, bölge ülkelerinin birbirlerinin topraklarına müdahale etmediği ve istikrarsızlık yaratmaya çalışmadığı bir ortamda ekonomik refah ve barış için yeterli imkan bulunduğunu söyledi ve "Ama İsrail, maalesef öyle bir koşullanmışlık içerisinde ki, bunu Gazze soykırımında da gördük. Kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor. Bütün bir bölge tehdit ve düşmanlık dili üzerinden, saldırganlık üzerinden, varlık veya yokluk üzerinden değerlendiriliyor" şeklinde konuştu.
Fidan, uluslararası toplumun bu yaklaşım karşısında farklı bir politika geliştirmesi gerektiğini belirterek, Suriye'nin istikrarsızlaştırılmasının yalnızca Suriye ve bölgeyi değil, bölge dışındaki ülkeleri de etkileyebileceğini söyledi. Uluslararası toplumun İsrail'i bu politikadan vazgeçirmek için çaba göstermesi gerektiğini ifade etti.




