Ülkemizde Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan ve ölümle sonuçlanan öğrenci saldırıları, haklı olarak ailelerde ve öğrencilerde infiale ve endişeye yol açtı. Öncelikle yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, sevenlerine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Hepimizin başı sağ olsun. Özellikle aileler için gerçekten çok zor bir durum.
Katliam oldu, bakanlık müfettişlerini gönderiyor. Soruşturmalar yapılıyor.
İncelemeler yapılıyor. Kısaca herkes konuşuyor. Çözüm var mı? Yok. Gidenler geri geliyor mu? Gelmiyor. O zaman ne yapmamız gerekiyor? İş işten geçmeden tedbir almak gerekiyor.
Maraş’ta yaşanan katliam ile ilgili; çocuğun davranışlarındaki anormalliklerin üzerine niye gidilmediği, çocuğun babasına ait silah ve mermilere kolayca nasıl ulaşabildiği, babanın çocuğa atış talimleri yaptırması, sanal ortamda öldürmeyi özendiren bilgisayar oyunları, birkaç gün önce Şanlıurfa’da yaşanan saldırının etkileri gibi etkenler bir daha buna benzer olayların yaşanması için araştırılabilir, incelenebilir. Ancak, bu tür eylemlerle ilgili yapılan araştırmalarda özellikle ABD’deki okul baskınlarının aniden ortaya çıkan cinnet vakaları olmadığı, bu tür olayların sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve günümüzde artarak devam eden bilgisayar oyunlarının da etkisinin çok fazla olduğunu ortaya koyuyor. Bir başka açıdan bakıldığınsa, okul çevrelerinde uyuşturucu satanlar ve her geçen gün uyuşturucu kullanma yaşının düşmesi, akran zorbalığı, tüm memurlarda olduğu gibi öğretmenlerin de velilerin ve öğrencilerin nezdinde itibarsızlaştırılması gibi sayabileceğimiz pek çok sebep.
Sağlık çalışanlarımızın pek çoğu yıllardır güvensiz ortamlarda çalışıp şiddete maruz kalıyorlarken, artık öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz de güvensiz ortamlarda eğitim ve öğretime devam etmek zorunda kalmaktadırlar. Bu tür olaylarda, bireysel, psikolojik, sosyolojik açıdan incelenmesi ve araştırılması gerekir. Öncelikle okulların güvenli hale getirilmesi gerekir. Bunun içinde mevcut hükümetin ilk işinin, okullara güvenlik görevlisi yerleştirmek olmalıdır diye düşünüyorum. Mesela, yapılan araştırmalarda akran zorbalığına uğrayan, dışlanan veya reddedilen gençlerin yaşananları doğrudan kendilerine ve kimliklerine yapılmış bir saldırı olarak algıladıkları, kaybettikleri gücü ve itibarı tekrar elde etmek için kendilerini incitenlerden intikam almak, okulu dize getirmek için silaha sarıldıkları ortaya çıkmış. Ülkemizdeki durumu yorumlarken dikkate alınması gereken en hayati parametrelerden biri de dijital dünyanın acımasız gerçeğidir. Gençler günümüzde sadece fiziki çevrelerinden değil, sınır tanımayan küresel dijital alt kültürlerden de etkilenmektedir.
Özetle; Siverek ve Maraş’ta yaşanan acı olaylar, aile ortamı, ailede yaşanan şiddete özendirme girişimleri, gençlerin maruz kaldığı yoğun baskılar, akran zorbalığının yıkıcı psikolojik etkileri, parçalanmış sosyal bağlar ve dijital radikalleşme mekanizmaları bir araya geldiğinde, maalesef şiddette kaçınılmaz hale gelmektedir. Yaşanan şiddet ortamının önüne geçmek için, öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin kendilerine değerli hissettikleri pozitif bir okul iklimi inşa etmek zorunludur. Gerçek ve insan odaklı olmayan bir eğitimde, şiddeti bir güç gösterisi olarak gören ve kaybedecek hiçbir şeyi olmadığını hisseden bir gençlik profilinin yaygınlaşması kaçınılmazdır. Maalesef her geçen gün tehlikeli gençlik profili artmaktadır.