Volkswagen'de taşlar yerinden oynuyor! 50 bin pozisyon azaltılacak, model sayısı yarıya inecek
Volkswagen'de taşlar yerinden oynuyor! 50 bin pozisyon azaltılacak, model sayısı yarıya inecek
İçeriği Görüntüle

Nihat AK-EGETELGRAF/ ABD ile İran arasındaki gerilimin enerji piyasalarını yeniden ateşlemesi, Türkiye’de pompadan ekonominin bütün damarlarına yayılan ağır bir maliyet baskısı oluşturdu. İzmir’de motorinin litresi 90 liranın üzerine çıkarken kamyon yükünü, otobüs yolcusunu taşımaya devam ediyor; ancak teker her döndüğünde işletmenin kasasından biraz daha sermaye eksiliyor. Ege Telgraf’a konuşan İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi ve yük taşımacılığı sektörü temsilcisi Koçali Al ile Ege Bölgesi Otobüs İşletmecileri Derneği önceki dönem Başkanı Serdar Gerilakan, karayolu taşımacılığının kış öncesinde geldiği noktayı çarpıcı sözlerle anlattı.

Bilgili

POMPADA 90 LİRA AŞILDI

ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanması, küresel enerji piyasalarını sarsarken Brent petrolün varil fiyatı 97,72 dolara yükseldi. ABD ham petrolü WTI ise 92,78 doları gördü. Karşılıklı saldırılar ve dünya petrol arzının kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’ndaki akışın azalması, fiyatlardaki yükselişi hızlandırdı. Geçen hafta Brent yüzde 7,8, WTI ise yaklaşık yüzde 10 değer kazanırken, yükseliş Türkiye’de akaryakıt fiyatlarına da sert yansıdı. 4 Eylül’de motorine litre başına 8 lira 24 kuruş zam yapılmasının ardından İzmir’de motorinin litresi 90,29 TL’ye çıktı. Petrol fiyatlarının bu seviyelerde kalması halinde yeni zam ihtimali güçlenirken, artan akaryakıt maliyetleri şehirlerarası yolcu ve yük taşımacılığı sektörlerinde baskıyı daha da artırıyor; mevcut sözleşme ve taahhütler taşımacının hareket alanını giderek daraltıyor.

HESAP 60 TL, MAZOT 90 TL

Karayolu yük taşımacılığında fiyat tutturamaz hale geldiklerini belirten İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi ve yük taşımacılığı sektörünün önde gelen temsilcilerinden Koçali Al, “Karayolu yük taşımacılığı yapan firmalar bugün çok ciddi zararlarla karşı karşıya. Bunun en büyük nedenlerinden biri mazot fiyatlarının çok hızlı ve öngörülemez biçimde yükselmesi. Taşımacı aylar öncesinden fiyat veriyor, ihale alıyor, taşıma taahhüdünde bulunuyor. O gün mazot 60 lira seviyesindeyken yaptığınız maliyet hesabı, bugün mazot 90 lirayı aştığında tamamen bozuluyor. Ancak siz o işi almışsınız, söz vermişsiniz ve taşımayı yapmak zorundasınız. Bugünkü akaryakıt fiyatlarıyla geçmişte verilen fiyatlardan taşıma yapmak son derece zor hale geldi. Biz de bunun sıkıntısını doğrudan yaşıyoruz. Ortak olduğumuz şirketle devletin okul kitaplarının taşıma ihalesini aldık. İzmir’den Hakkari’ye kitap taşıyoruz. Fiyatı verdiğimiz dönemle bugünkü mazot maliyeti arasında çok büyük fark oluştu. Buna rağmen taahhüdümüz var, okullar açılıyor ve kitapların ulaştırılması gerekiyor. Dolayısıyla bugün bu taşımayı zararına yapmak durumunda kalıyoruz. Sektörde aynı durumda çok sayıda firma var” dedi.

Koçali

SERMAYEYİ YOLA KOYUYOR

Sektörün sermayesini erittiğini belirten Al, “Karayolu taşımacılığı yapan işletmeler bugün taahhütlerini yerine getirebilmek için sermayelerini eritiyor. Üç kamyonu, beş TIR’ı olan işletmeci bir aracını satıp diğer işlerini çevirmeye, verdiği sözü tutmaya çalışıyor. Ancak bu çabanın nereye kadar sürdürülebileceği büyük soru işareti. Sektör önünü göremiyor, geleceğe ilişkin hesap yapamıyor. Karayolu taşımacısının ufku giderek daraldı. Yatırım planı yapmak, filosunu büyütmek bir yana, herkes günü nasıl kurtaracağının hesabına düştü. Böyle devam ederse sektörün ayakta kalması her geçen gün daha da zorlaşacak” ifadelerini kullandı.

MAZOT İĞNEDEN İPLİĞE

Kamyonun deposunda başlayan maliyet artışının iğneden ipliğe bütün ürünlerin fiyatına yansıdığını dile getiren Al, “Karayolu taşımacılığı stratejik bir sektör ve bu dönemde mutlaka desteklenmesi gerekiyor. Akaryakıt fiyatlarındaki günlük değişim nedeniyle artık sağlıklı maliyet hesabı yapmak bile zorlaştı. En azından belirli dönemler için mazot fiyatının sabitlenmesi veya taşımacıya sübvansiyon sağlanması gerekiyor. Dünyanın birçok ülkesinde devlet, taşımacılığın devamlılığı için akaryakıt maliyetinin bir bölümünü destekliyor. Bizde ise taşımacı hem mazotun hem otoyolun hem de tünel geçişlerinin artan yükünü tek başına taşıyor. Üstelik bu maliyet yalnızca nakliyecinin üzerinde kalmıyor. Nakliye fiyatı arttığında fabrikadan depoya, üreticiden pazara, halden markete kadar bütün zincir etkileniyor” şeklinde konuştu.

Motorin

YAZI KIŞ GİBİ YAŞADIK

Yük taşımacılığındaki sıkıntının bir başka yüzü ise şehirlerarası otobüslerde yaşanıyor. Ege Bölgesi Otobüs İşletmecileri Derneği önceki dönem Başkanı ve sektörün önde gelen isimlerinden Serdar Gerilakan, yolcu taşımacılığının normal şartlarda hareketliliğin arttığı yaz aylarını dahi beklenen seviyede geçiremediğini söyledi. Gerilakan, “Karayolu yolcu taşımacılığında işler zaten uzun süredir istediğimiz gibi gitmiyor. Yaz döneminde beklediğimiz hareketlilik oluşmadı; açıkçası bu yazı kış gibi geçirdik. İnsanların alım gücü düştü. Artık insanlar tatile gitmekte, memleketine gidip gelmekte bile iki kere düşünüyor. Yolcu sayıları bu kadar düşmüşken motorinin litre fiyatının 90 lirayı aşması sektörün adeta nefesini kesti. Üstelik sorun yalnızca mazot değil. Yüksek enflasyon nedeniyle personelden bakıma, lastikten sigortaya kadar bütün giderler sürekli artıyor. Otobüs taşımacılığında sürdürülebilirlik her geçen gün daha fazla darbe alıyor. Biz yaz gününde kışı yaşayan bir sektör haline geldik. Şimdi önümüzde gerçek kış var. Açıkçası kara kışı düşünmek istemiyoruz ama aklımızdan da çıkaramıyoruz. Daha kış gelmeden kışın kabusunu yaşamaya başladık” diye konuştu.

‘ZAM YAPAMAYIZ’

Otobüsle seyahatin bazı kesimler için tercih değil zorunluluk olduğunun altını çizen Gerilakan, “Otobüs bilet fiyatları bugün olması gereken seviyenin altında. Mazot fiyatları 90 lirayı aşmışken maliyetleri bilete yansıtmak istesek bunu da yapamıyoruz. Çünkü şehirlerarası otobüsü ağırlıklı olarak öğrenciler, askerler, emekliler ve dar gelirli vatandaşlar kullanıyor. Bu insanların maaşı, harçlığı, alım gücü ortada. Daha ne kadar bilet zammı yapabilirsiniz? Bir noktadan sonra yolcu zaten seyahat edemez hale geliyor. Diğer taraftan otobüs işletmeciliği yalnızca firma sahiplerini ilgilendiren bir alan değil. Şoföründen muavinine, yazıhanecisinden tamircisine, lastikçisinden otogar esnafına kadar çok büyük bir kesim buradan ekmek yiyor. İzmir’de binlerce, Türkiye genelinde ise milyonlarca insanın iş ve aş kapısı bu sektörün ayakta kalmasına bağlı” değerlendirmesinde bulundu.

Otogarr

‘YAPILANDIRMA DA YÜK’

Borç yapılandırmasının kambur üstüne kambur oluşturduğunu savunan Gerilakan, “SGK ve vergi borçları da işletmelerin üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Yapılandırma yapılıyor ancak üzerine yüksek oranlar eklendiğinde sektörün bunu ödeme gücü kalmıyor. Biz yapılandırma yaptık, yüzde 29 ilave yük geldi; birçok işletme bu taksitleri dahi çeviremedi. Böyle bir yapılandırma sektöre nefes aldırmıyor, borcu sadece ileri tarihe taşıyor. Faiz yüklerinin hafifletilmesi, ÖTV’de geri adım atılması ve akaryakıtta ciddi bir iyileştirme yapılması gerekiyor. Kara yolu taşımacılığına gerçek anlamda bir can simidi lazım. İşletmelerin yalnızca borcunu vadeye yaymak yetmez; yeniden gelir üretebileceği, maliyetini karşılayabileceği sağlıklı bir denge kurulmalı” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Ege Telgraf