AHMET BUĞRA TOKMAKOĞLU – EGE TELGRAF/ Yaz boyunca denize girmek için gidilen Urla İskele, havalar serinlediğinde bambaşka bir keşif rotasına dönüşüyor. Plaj çantasının yerini rahat ayakkabılar ve ince mont alırken sahile yalnızca birkaç adım mesafedeki binlerce yıllık geçmiş yeniden görünür hâle geliyor. Urla’nın İskele Mahallesi’nde yer alan Klazomenai, Antik Çağ’ın on iki İon kentinden biri olarak biliniyor. Yerleşimin bulunduğu Limantepe çevresindeki yaşamın MÖ 4000’li yıllara kadar uzandığı belirtiliyor. Kentin görülebilen kalıntıları Efes’teki kadar anıtsal olmayabilir. Ancak toprağın altından çıkarılan zeytinyağı üretim tesisi, burayı yalnızca İzmir için değil, üretim tarihi açısından da son derece özel bir noktaya dönüştürüyor.
BURADA BİR FABRİKA ÇALIŞIYORDU
Klazomenai’nin en çarpıcı bölümü, MÖ 6. yüzyıla tarihlenen zeytinyağı işliği oluyor. Kazılarda iki depo ve iki kuyuyla birlikte ortaya çıkarılan yapı, Anadolu’da bilinen en eski zeytinyağı işliği kabul ediliyor. İlk evrede kent ve yakın çevrenin ihtiyacını karşılamak amacıyla üretim yapılan işlikte, sonraki dönemde daha büyük ölçekli üretime geçildiği ve ihracatın önem kazandığı düşünülüyor. Bugün mutfakların vazgeçilmezi olan zeytinyağının binlerce yıl önce nasıl elde edildiğini gösteren taş düzenekler, ziyaretçileri sıradan bir örenyeri gezisinin çok daha ötesine taşıyor.
BUGÜNKÜ TEKNOLOJİNİN TEMELİ URLA’DA ATILDI
Klazomenai’de ortaya çıkarılan sistemin en dikkat çekici yönü yalnızca yaşının eski olması değil. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün verdiği bilgilere göre işlik, bugün de kullanılan zeytinyağı üretim teknolojisinin yaklaşık 2 bin 600 yıl önce bu bölgede geliştirildiğini gösteriyor. Zeytinlerin ezilmesi, elde edilen hamurun preslenmesi ve yağın sudan ayrıştırılması için farklı bölümlerden yararlanılıyordu. Kayaya oyulmuş ve farklı işlevler taşıyan 15 çukur, üretimin belirli aşamalarının aynı tesiste gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor. Başlangıçta yerel ihtiyacı karşılayan üretimin zamanla ticari bir boyut kazanması, Klazomenai halkının zeytinyağını yalnızca bir gıda değil, önemli bir ekonomik ürün olarak değerlendirdiğini gösteriyor.
TARİH SOKAĞIN ORTASINDA
Klazomenai’nin şaşırtıcı taraflarından biri de antik kentin günümüz yerleşimiyle iç içe bulunması. Urla İskele’nin evleri ve sokakları arasında ilerlerken bir anda binlerce yıllık taşlara, üretim alanlarına ve arkeolojik kazı bölümlerine ulaşılabiliyor. Bu durum bölgeyi büyük ve tenha örenyerlerinden farklılaştırıyor. Ziyaretçiler antik kenti gördükten sonra kısa bir yürüyüşle İskele sahiline inebiliyor, deniz kenarında dinlenebiliyor ve aynı gün içerisinde hem tarih hem kıyı gezisi yapabiliyor. Örenyerinin tamamında gölgelik bulunmadığı için güneşli günlerde şapka alınması, yağışın ardından ise toprak zeminde kaymaya karşı uygun ayakkabı giyilmesi gerekiyor.
PERSLER GELDİ, KENT ADAYA TAŞINDI
Klazomenai, MÖ 7. yüzyılda surlarla çevrilen gelişmiş bir İon yerleşimiydi. Kentteki yaşam, MÖ 546 civarında gerçekleşen Pers işgaliyle kesintiye uğradı. Pers yönetiminin yumuşamasının ardından halkın eski yerleşim alanlarına döndüğü ve zeytinyağı üretiminin yeniden canlandığı aktarılıyor. MÖ 499 yılında başlayan İon İsyanı sonrasında ise kentin merkezi Karantina Adası’na taşındı. Bugün Urla İskele’nin karşısında görülen Karantina Adası, bu nedenle yalnızca sahildeki manzaranın bir parçası değil. Klazomenai’nin karadan adaya uzanan binlerce yıllık hikâyesinin devamını oluşturuyor.
ZEYTİNYAĞININ YOLCULUĞUNU İZLEYİN
Klazomenai, çocuklara tarihi yalnızca taş kalıntılar üzerinden anlatmak yerine gündelik yaşamla ilişkilendirme fırsatı sunuyor. Evde kullanılan zeytinyağının geçmişte nasıl üretildiğini görmek, tarih ile bugünün yaşamı arasında daha anlaşılır bir bağ kurulmasını sağlıyor. Ancak burası çocuk oyun alanı değil, koruma altındaki bir arkeolojik alan. Kalıntıların üzerine çıkılmaması, taşlara dokunulmaması ve sınırlandırılan kazı bölgelerine girilmemesi gerekiyor. Çocuklarla yapılacak ziyarette önce işlik görülebilir, ardından sahile inilerek kısa bir mola verilebilir. Böylece gezi, uzun ve yorucu bir tarih dersine dönüşmeden açık hava etkinliğiyle tamamlanabilir.

GİRİŞ İÇİN PARA DA MÜZEKART DA GEREKMİYOR
Klazomenai Örenyeri’ne giriş ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Ziyaretçilerin Müzekart satın alması veya gişeden bilet alması gerekmiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının güncel ücret tarifesinde Klazomenai, yerli ve yabancı ziyaretçilerin ücretsiz girebildiği örenyerleri arasında gösteriliyor. Bu nedenle gezinin temel maliyetini toplu taşıma ile isteğe bağlı yiyecek ve içecek harcamaları oluşturuyor. Yanına termosunu ve atıştırmalığını alan ziyaretçiler, yüksek bir bütçe ayırmadan Urla’da yarım günlük gezi planlayabiliyor.
KIŞ DÖNEMİ ZİYARET SAATLERİ DEĞİŞTİ
Klazomenai Örenyeri, 1 Ekim 2026 ile 1 Nisan 2027 arasındaki kış döneminde 08.30-17.30 saatlerinde ziyaret edilebiliyor. Giriş işlemleri saat 17.00’de sona eriyor. Örenyeri haftanın her günü açık tutuluyor. Ancak mevsim koşulları, kazı çalışmaları veya resmî düzenlemeler nedeniyle ziyaret alanlarında değişiklik yapılabileceğinden yola çıkmadan önce güncel bilginin kontrol edilmesi yararlı olabilir. Günlerin erken kararması nedeniyle geziye sabah veya öğle saatlerinde başlamak, hem kalıntıları daha rahat görmek hem de ardından İskele sahilini gezmek için daha uygun olacaktır.
FAHRETTİN ALTAY’DAN TEK OTOBÜSLE GİDİLİYOR
Toplu taşımayla gidecek ziyaretçiler, metro veya tramvayla Fahrettin Altay Aktarma Merkezi’ne ulaşabilir. Buradan hareket eden 984 numaralı Urla–Fahrettin Altay Aktarma Merkezi hattı kullanılabiliyor. Otobüs Urla İskele’den geçtiği için örenyerine yakın bir noktada inilerek kalan mesafe yürünebiliyor. 984 numaralı hat “Gittiğin Kadar Öde” tarifesiyle çalıştığından İzmirim Kart kullanılması gerekiyor. Hat üzerinde Urla İskele’nin yanı sıra Kalabak ve Zeytinalanı da bulunuyor. Böylece isteyen ziyaretçiler Klazomenai gezisini kıyı yürüyüşüyle birleştirerek dönüş otobüsüne güzergâh üzerindeki farklı bir duraktan binebilir. Sefer saatleri trafik, hava koşulları ve dönemsel düzenlemelere göre değişebildiği için gidiş ve dönüş saatlerinin ESHOT’un güncel sayfasından kontrol edilmesi gerekiyor.
EFES KADAR ÜNLÜ DEĞİL AMA BÜYÜK
Klazomenai’de dev sütunlar veya kilometrelerce uzanan mermer caddeler bulunmuyor. Burayı özel kılan, günlük hayatın en tanıdık ürünlerinden birinin binlerce yıllık üretim hikâyesini hâlâ görülebilir hâlde koruması oluyor. Bugün kahvaltı sofralarına konulan zeytinyağının üretim yolculuğu, 2 bin 600 yıl önce Urla’daki bu taşların arasında şekilleniyordu. Giriş ücreti ödemeden, özel araca ihtiyaç duymadan ve İzmir’den fazla uzaklaşmadan bu hikâyeye tanıklık etmek mümkün.



