AHMET BUĞRA TOKMAKOĞLU – EGE TELGRAF/ Yaz aylarında İzmir’de hafta sonu planı yapmak kolay. Havlu alınır, en yakın sahile gidilir ve gün deniz kenarında geçirilir. Havalar serinlemeye başladığında ise özellikle çocuklu aileler için “Bu hafta sonu nereye gidelim?” sorusu yeniden ortaya çıkıyor. Urla’nın Bademler Köyü, tam da böyle günlerde değerlendirilebilecek rotalardan biri. Köy sokakları, eski taş evleri, tiyatro geleneği ve oyuncak müzesi sayesinde burada yalnızca yürüyüş yapmakla kalmıyor, İzmir’in pek bilinmeyen kültürel geçmişine de tanıklık ediyorsunuz.
GÜNDÜZ TARLADA, AKŞAM SAHNEDE
Bademler’i çevresindeki diğer köylerden ayıran en önemli özellik, köy halkının yaklaşık bir asırdır devam ettirdiği tiyatro geleneği. Köydeki tiyatro çalışmalarının temeli, öğretmen Mustafa Anarat’ın 1927 yılında Bademler’e atanmasının ardından atıldı; ilk oyun 1933 yılında sahnelendi. Köylülerin kendi imkânlarıyla yaptığı tiyatro binası ise 1969 yılından bu yana kullanılıyor. Yaklaşık 150 kişilik salonun yanı sıra yüzlerce seyirciyi ağırlayabilen açık hava bölümü de bulunan yapı, Türkiye’nin ilk köy tiyatrosu olarak tanınıyor. Bu gelenek yalnızca geçmişte kalan bir hatıra değil. Bademler’de tarla, sera ve hayvancılık işleriyle uğraşan köylüler gündüz çalışıyor, akşamları tiyatroda prova yapıyor. Köy tiyatrosunun oyuncuları 2026 yılında, ilk kez 93 yıl önce sahneledikleri “Yarım Osman” oyununu yeniden seyirciyle buluşturdu. Ancak her hafta sonu oyun sahnelenmiyor. Bu nedenle yalnızca tiyatro gösterisi izlemek amacıyla gideceklerin programı önceden kontrol etmesi gerekiyor.
TELDEN ARABALAR, BEZ BEBEKLER, UÇURTMALAR
Köyün bir diğer önemli durağı, arkeolog Musa Baran’ın oluşturduğu Çocuk Oyuncakları Müzesi. Baran’ın dedesinden kalan evi onararak 1983 yılında açtığı bu koleksiyon, Türkiye’de çocuk oyuncakları müzeciliğinin öncü örneklerinden biri kabul ediliyor. Müzenin en dikkat çekici tarafı, vitrinlerde pahalı ve fabrikasyon oyuncaklar yerine geçmişte çocukların kendi imkânlarıyla hazırladığı eşyaların bulunması. Tel arabalar, bez bebekler, sapanlar, uçurtmalar, kamıştan yapılan oyuncaklar ve ahşap parçalar, bugünün çocuklarına oyunun ekranlardan çok daha önce de var olduğunu gösteriyor. Musa Baran’ın oyuncaklara yaklaşımını anlatan şu söz de koleksiyonun ruhunu özetliyor: “Çocuklar oyun ve oyuncaklarla evrenseldir. Bırakın oynasınlar, kendi güzel dünyalarını yaşasınlar… Buradaki parçaların tarihi koleksiyon niteliğinde olduğu unutulmamalı. Dolayısıyla çocukların oyuncaklara dokunmasına ve onlarla oynamasına izin verilmiyor.
TEK BİLETLE ÜÇ AYRI KOLEKSİYON
Musa Baran’ın koleksiyonu bugün yaklaşık 11 dönümlük Bademler Sanat Köyü içerisinde sergileniyor. Alınan giriş biletiyle Çocuk Oyuncakları Müzesi’nin yanı sıra Sabiha Tansuğ Etnografya Müzesi ve Zehra Müfit Saner Kitre Bebek Koleksiyonu da ziyaret edilebiliyor. Etnografya bölümünde geleneksel kıyafetler, köy yaşamında kullanılan eşyalar ve Anadolu kültürünü yansıtan parçalar bulunuyor. Kitre bebek koleksiyonunda ise farklı yörelerin kıyafetleri, el emeğiyle hazırlanan küçük figürler üzerinde sergileniyor. Böylece tek bir ziyaret sırasında hem çocukların ilgisini çekebilecek oyuncaklar hem de yetişkinlere geçmişin gündelik yaşamını hatırlatacak kültürel parçalar görülebiliyor.

TÜRK SİNEMASININ İZLERİ BU SOKAKLARDA
Bademler Köyü yalnızca tiyatrosuyla değil, sinema tarihindeki yeriyle de dikkat çekiyor. Metin Erksan’ın yönettiği ve Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanan 1964 yapımı “Susuz Yaz” filminin önemli bölümleri bu köyde çekildi. Çekimler sırasında Bademler halkından bazı kişiler de filmde rol aldı. Köy sokaklarında dolaşırken Türk sinemasının en önemli yapımlarından birinin çekildiği çevreyi görmek, geziye ayrı bir anlam katıyor.
GİRİŞ ÜCRETİ VE ZİYARET SAATLERİ
Bademler Sanat Köyü pazartesi günleri kapalı. Güncel ziyaret bilgilerine göre salı ile pazar günleri arasında 09.00-19.00 saatlerinde gezilebiliyor. Üç koleksiyonu kapsayan giriş bileti 100 TL olarak belirtiliyor ve Müzekart geçmiyor. Köy sokaklarını, tiyatro binasının çevresini ve açık alanları gezmek içinse ayrıca ücret ödenmiyor. Çevrim içi kaynaklarda ziyaret saatleri ve iletişim bilgileri farklılık gösterebildiğinden, yola çıkmadan önce 0549 791 49 79 numaralı telefondan güncel durumun doğrulanması yararlı olacaktır.
TEK OTOBÜSLE ULAŞILIYOR
Özel aracı bulunmayanlar Bademler’e toplu taşımayla ulaşabiliyor. İzmir Metrosu veya tramvay kullanılarak Fahrettin Altay Aktarma Merkezi’ne geldikten sonra 983 numaralı Bademler–Fahrettin Altay ESHOT hattına binmek yeterli. Hat, Bademler’e doğrudan ulaşım sağlıyor. Ancak 983 numaralı hattın seferleri şehir merkezindeki hatlar kadar sık değil. Özellikle dönüş otobüsünü kaçırmamak için ESHOT’un güncel hareket saatlerine gitmeden önce bakılması gerekiyor. Sonbaharda hava kısa sürede serinleyebileceğinden ince bir mont, köy sokakları için rahat ayakkabı ve uzun süre bekleme ihtimaline karşı su alınması da işleri kolaylaştıracaktır.



