AHMET BUĞRA TOKMAKOĞLU – EGE TELGRAF/ İzmir’de yaz mevsimi yavaş yavaş geride kalırken denize girmek isteyenlerin sayısı da azalıyor. Sabahları hissedilen serinlik ve akşam saatlerinde kuvvetlenen rüzgar, birçok kişiye yüzme sezonunun sona erdiğini düşündürüyor. Oysa İzmir kıyılarında mevsim değişse bile sıcaklığını yer altındaki jeotermal hareketlerden alan sıra dışı noktalar bulunuyor. Bu yerlerden biri de Aliağa’nın kuzeybatısında, Karaağaç Koyu çevresinde bulunan Ilıca Burnu. Bölge turistik plajların kalabalığından, beach club müziklerinden ve şezlong sıralarından oldukça uzakta kalıyor. Onu özel kılan şey ise kıyının altında saklanan sıcak su kaynakları.
EGE DENİZİ’NİN ALTINDA İKİ SICAK KAYNAK
Türkiye Jeoloji Bülteni’nde yayımlanan bilimsel araştırmada, Ilıca Burnu kıyı alanında birbirine yakın iki sıcak su kaynağı bulunduğu belirtiliyor. Araştırmadaki ölçümlere göre kaynaklardan birinin sıcaklığı 40, diğerinin sıcaklığı ise 51 dereceye ulaşıyor. Bu değerler, Ilıca Burnu’nu İzmir kıyılarındaki en dikkat çekici deniz içi termal çıkışlardan biri haline getiriyor. Ancak belirtilen dereceler bütün koyun veya insanların yüzdüğü deniz suyunun sıcaklığını göstermiyor. Bunlar doğrudan termal kaynak çıkışlarında ölçülen değerleri ifade ediyor. Kaynak suyu denizle karıştıkça sıcaklık düşüyor ve kıyının farklı noktalarında değişebiliyor. Rüzgar, dalga, akıntı ve kaynak debisi de hissedilen sıcaklığı etkiliyor.
HAVA SOĞUYOR AMA SICAKLIK DAİMİ
Ilıca Burnu’ndaki sıcaklığın kaynağı güneş değil, bölgenin jeotermal yapısı. Bu nedenle termal çıkışlar yalnızca yaz aylarında ortaya çıkan mevsimlik bir oluşum değil. Hava serinlediğinde denizin genel sıcaklığı düşse de yer altından gelen su kendi sıcaklığını korumaya devam ediyor. Özellikle sıcak kaynakla deniz suyunun buluştuğu noktalarda belirgin sıcaklık değişimleri hissedilebiliyor. Birkaç adımlık mesafede dahi suyun daha sıcak veya daha serin olması mümkün. Bu durum kulağa doğal bir sıcak havuz gibi gelse de kaynak çıkışına doğrudan temas etmek güvenli olmayabilir. Ölçümlerde 51 dereceye ulaşan su, uzun süreli temas halinde ciltte yanığa neden olabilecek kadar sıcaktır.
“KEMİKLERE İYİ GELİYOR” SÖZÜNE DİKKAT
Sıcak suyun kasları gevşettiği ve eklem sertliğini geçici olarak hafiflettiği hissedilebilir. Bu nedenle termal kaynaklar halk arasında sıklıkla “kemiklere iyi geliyor” sözleriyle anlatılıyor. Ancak Ilıca Burnu’ndaki suyun herhangi bir hastalığı tedavi ettiğini gösteren güncel bir sağlık raporu bulunmuyor. Bölge, Sağlık Bakanlığı denetimindeki bir termal tedavi merkezi olarak değerlendirilmemeli. Kalp, tansiyon, dolaşım veya kronik hastalığı bulunanların kontrolsüz sıcak suya girmemesi gerekiyor. Termal sulardan sağlık amacıyla yararlanmak isteyenlerin öncelikle doktora danışması önem taşıyor. Deniz suyunun sıcak hissedilmesi de tek başına temiz ve yüzmeye uygun olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle kıyıların güncel mikrobiyolojik ve kimyasal analizleri görülmeden güvenlik konusunda kesin bir değerlendirme yapılamaz.
PLAJ DEĞİL DOĞAL BİR KIYI ALANI
Ilıca Burnu’nda düzenli çalışan bir kaplıca tesisi, duş, soyunma kabini, cankurtaran veya kontrol edilen termal havuz bulunduğuna dair doğrulanmış güncel bilgi yok. Kıyının taşlık yapısı, kaygan kayalar ve deniz tabanındaki ani değişimler suya girişi güçleştirebilir. Termal çıkışların bulunduğu noktaya çıplak ayakla yaklaşmak da güvenli olmayabilir. Bölgedeki sanayi ve liman faaliyetleri nedeniyle bazı kıyı kesimlerinde erişim kısıtlamaları bulunabilir. Özel mülkiyet, güvenlik bölgesi veya geçiş yasağı olan alanlara kesinlikle girilmemeli. Ilıca Burnu’na gitmek isteyenlerin yola çıkmadan önce Aliağa’daki ilgili yerel birimlerden güncel yol ve erişim bilgisi alması gerekiyor. Haritada görülen her kıyı noktasının halka açık olduğu düşünülmemeli.
YAZI KAÇIRANLAR İÇİN ŞAŞIRTICI KEŞİF
Ilıca Burnu’nu İzmir’in diğer sıcak su noktalarından ayıran özellik, termal kaynakların doğrudan deniz kıyısında ve denizle bağlantılı olması. Bir tarafta serinlemeye başlayan Ege Denizi, diğer tarafta yerin altından yükselen sıcak su bulunuyor. İki farklı sıcaklığın aynı kıyıda buluşması, bölgenin doğal yapısını sıra dışı hale getiriyor. Buraya yapılacak gezi, hazırlanıp doğrudan suya girmekten çok İzmir’in bilinmeyen jeotermal zenginliğini keşfetmek amacıyla planlanmalı. Güncel deniz suyu analizleri, hava koşulları ve erişim durumu uygun değilse kıyı yalnızca uzaktan görülmeli. Doğal alanlarda karşılaşılan sıcak su, denetimli bir kaplıca havuzuyla aynı güvenlik koşullarını taşımıyor. Yaz sona erse de İzmir’in suyla kurduğu bağ bitmiyor. Ilıca Burnu, denizin altında bile yaşamaya devam eden sıcak kaynaklarıyla kentin haritalarda saklı kalmış en ilginç kıyılarından biri olmayı sürdürüyor.



