İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesi, yalnızca bir belediye başkanının parti değiştirmesi olarak okunmamalı.
Bu karar İzmir açısından yeni bir dönemin kapısını açıyorsa, şimdi asıl sorulması gereken soru çok açık:
Bu değişim İzmir’e ne kazandıracak?
Çünkü İzmirlinin artık siyasi polemiklerden çok hizmete ihtiyacı var.
Körfez temizlenecek mi?
Buca Metrosu tamamlanacak mı?
Karşıyaka Stadı bitecek mi?
Trafik sorunu çözülecek mi?
Kentsel dönüşüm hızlanacak mı?
Kemeraltı yağmur sularından kurtulacak mı?
İzmir, sahip olduğu potansiyele yakışır bir kent haline gelecek mi?
İşte Cemil Tugay'ın önündeki gerçek sınav budur.
Artık mazeret dönemi kapanmalı
İzmir'de yıllardır aynı tartışmayı izliyoruz.
Bir sorun çıkıyor, ardından yetki tartışması başlıyor.
“Belediyenin sorumluluğunda…”
“Bakanlık yapmalı…”
“Kaynak yok…”
“İzin bekleniyor…”
İzmirli ise bütün bunları dinlemekten yoruldu.
Vatandaşın beklentisi çok basit: Sorunun çözülmesi.
Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişi, merkezi yönetim ile Büyükşehir Belediyesi arasında daha güçlü bir koordinasyon sağlayacaksa, bunun karşılığı İzmir'in sokaklarında görülmelidir.
Çünkü artık “Ankara ile iletişim kuramadık”, “kaynak bulamadık” ya da “önümüz kesildi” türü mazeretlerin de inandırıcılığı azalacaktır.
Yeni dönem, yeni sorumluluk demektir.
Körfez için tarihi fırsat
İzmir Körfezi, kentin en büyük sorunlarından biri.
Körfezin temizlenmesi yalnızca çevre meselesi değil, İzmir'in geleceği açısından ekonomik ve sosyal bir zorunluluktur.
Yıllardır Körfez konuşuluyor.
Projeler açıklanıyor, toplantılar yapılıyor, hedefler ortaya konuluyor.
Ama İzmirli artık açıklama değil, temiz bir Körfez görmek istiyor.
Cemil Tugay'ın merkezi yönetimle kuracağı yeni siyasi ilişkinin ilk büyük sınavlarından biri Körfez olmalıdır.
Eğer bu siyasi değişim, İzmir'in Körfez sorununa daha fazla kaynak, daha güçlü koordinasyon ve daha hızlı çözüm getirecekse, İzmirli bunu desteklemeye hazırdır.
Buca Metrosu ve Karşıyaka Stadı
İzmir'in ulaşım sorununu rahatlatması beklenen Buca Metrosu da artık bitirilmesi gereken yatırımların başında geliyor.
Vatandaşın sorduğu soru “Proje ne durumda?” değil.
“Ne zaman kullanacağız?”
Aynı beklenti Karşıyaka Stadı için de geçerli.
Karşıyaka'nın yıllardır devam eden stat özlemi artık siyasi tartışmaların malzemesi olmaktan çıkarılmalı.
Karşıyaka'nın da İzmir'in de modern bir stada ihtiyacı var.
Yıllardır “yapılacak” denilen projelerin artık “yapıldı” diye konuşulmasının zamanı geldi.
Trafik ve kentsel dönüşüm
İzmir'in bir diğer büyük sorunu trafik.
Sabah ve akşam saatlerinde yollarda geçirilen zaman, artık kent yaşamının en büyük problemlerinden biri.
Raylı sistem yatırımlarından yeni ulaşım bağlantılarına, kavşaklardan toplu taşımaya kadar kapsamlı bir ulaşım politikası gerekiyor.
İzmir büyüyor ama ulaşım altyapısı aynı hızda büyümezse, kent yaşanabilirliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak.
Bir başka acil konu ise kentsel dönüşüm.
İzmir deprem gerçeğini yaşamış bir kent.
Güvenli olmayan binalarda yaşayan insanların yıllarca bekletilmesi kabul edilemez.
Merkezi yönetim ile Büyükşehir Belediyesi aynı masada oturup “Kim suçlu?” sorusunu değil, “Nasıl çözeriz?” sorusunu sormalı.
Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişi bu açıdan önemli bir fırsata dönüştürülmeli.
Kemeraltı neden hâlâ su baskını yaşıyor?
İzmir'in tarihi kalbi Kemeraltı…
Dünyaya tanıtılması gereken eşsiz bir değer.
Ama yağmur yağdığında su baskınlarıyla gündeme gelmesi İzmir'e yakışmıyor.
Kemeraltı'nın altyapısı kalıcı biçimde çözülmeli.
Esnafın yağmur korkusu sona ermeli.
İzmir'in tarihi merkezi, su baskını haberleriyle değil; turizm, ticaret ve kültür merkezi olmasıyla konuşulmalı.
İzmirli siyaset mi istiyor, hizmet mi?
Asıl mesele burada.
İzmirli artık belediye başkanının hangi partiden olduğundan çok, **ne yaptığıyla** ilgileniyor.
Körfez temizleniyorsa…
Metro tamamlanıyorsa…
Stat yapılıyorsa…
Trafik rahatlıyorsa…
Kentsel dönüşüm hızlanıyorsa…
Kemeraltı su baskınlarından kurtuluyorsa…
Vatandaş bunun hangi parti sayesinde yapıldığına değil, yapıldığına bakacaktır.
Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişi bu nedenle bir siyasi tercihten daha fazlasıdır.
Bu karar aynı zamanda bir hizmet sınavıdır.
Eğer Ankara ile İzmir arasındaki ilişki güçlenecekse, bunun İzmir'e somut yatırımlar olarak dönmesi gerekir.
Kaynak varsa İzmir'e gelmeli.
Projeler varsa hızlanmalı.
Bürokratik engeller varsa kaldırılmalı.
Ve yıllardır bekleyen işler birer birer tamamlanmalı.
İzmir köy görünümünden kurtulmalı
İzmir Türkiye'nin üçüncü büyük kenti.
Sanayisi, turizmi, üniversiteleri, ticareti, tarımı ve kültürüyle çok büyük bir potansiyele sahip.
Ancak bu potansiyelin kent yaşamına tam olarak yansıdığını söylemek zor.
Trafik, altyapı, ulaşım, kentsel dönüşüm ve çevre sorunları hâlâ İzmirlinin günlük hayatını etkiliyor.
İzmir artık sadece “güzel şehir” olarak anılmamalı.
İyi yönetilen, ulaşımı çözülen, altyapısı güçlü, Körfezi temiz, güvenli ve modern bir dünya kenti olarak anılmalı.
Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişi bu hedef için bir fırsat olabilir.
Ama fırsatın başarıya dönüşmesi için artık söz değil, icraat gerekiyor.
Çünkü siyaset değişir.
Partiler değişir.
İsimler değişir.
Ama İzmir kalır.
Şimdi Cemil Tugay'ın önünde tarihi bir sorumluluk var.
İzmirli artık “Neden olmadı?” sorusunu duymak istemiyor.
"Oldu, bitti, hizmete girdi” cümlesini duymak istiyor.
İşte AK Parti'ye geçişin İzmir açısından gerçek anlamı da burada ortaya çıkacak.
Artık mazeret değil, hizmet zamanı.
Ve İzmirli haklı olarak soruyor:
“Madem yeni bir dönem başladı, İzmir için ne zaman başlayacak?