Geçenlerde bir dostum sordu: "Kabullenmek ile razı olmak aynı şey mi?"
Çok güzel bir soruydu, çünkü ikisi de dışarıdan aynı görünüyor. İkisinde de sonunda "olsun" diyorsunuz.
Fark şurada: Kabullenmek gerçekten değişmeyecek olana söylenir, bir kayıp, geri gelmeyen bir zaman, artık değiştiremeyeceğiniz, kontrolünüzde olmayan bir gerçek. Razı olmak ise değişebilecek olana söylenir, sadece siz artık uğraşmak istemiyorsunuzdur. Bunu karıştırmanın bir bedeli var. Ya değişmeyecek bir şeyle boğuşup kendinizi tüketirsiniz ya da değişebilecek bir şeyi çok erken bırakırsınız. İkisinde de elinizdeki en değerli şeyi, zamanınızı ve gücünüzü, yanlış yere harcarsınız.
Kulağa kolay geliyor, öyle değil mi? Ama bunu ayırt etmek hep kolay olmuyor. Bir süre önce burada öğrenilmiş çaresizlikten bahsetmiştim: Bir şeyi deneyip deneyip başaramadığınızda, zihniniz çoğu zaman "bu değişmez" diye karar veriyor, oysa belki hala değişebilir. "imkansız" dediğiniz şey bazen gerçekten imkansız, bazen de pes etmiş bir zihnin size söylediği bir söz olabilir.
KARŞI ÇIKTINIZ MI?
O zaman soruyu değiştirelim. "Bu değişir mi değişmez mi?" yerine kendinize sorun: Buna hiç karşı çıktınız mı?
Kabullenmek bir direncin üzerinden geçerek gelir. Önce bir "hayır" yaşarsınız, bir öfke, bir isyan, sonra o direncin üzerinden kabul gelir. Razı olmak ise hiç direnç yaşamadan gelir, sessiz sedasız, fark ettirmeden. Bir şeyi hiç reddetmeden, hiç "olmasın" demeden doğrudan kabul ediyorsanız, büyük ihtimalle o kabullenmek değil, razı olmaktır. Direnç derken kastım yıllarca boğuşmak değil; küçük, dürüst bir deneme bile yeter, bir adım atıp gerçekten ne olduğuna bakmak. Hiç denemeden bırakmakla, deneyip görmek arasındaki fark budur. Gelişim psikolojisinde bunun bir karşılığı var. İnsanlar hedefleriyle başa çıkarken ya ısrarla sürdürüyor ya da hedefi değişen koşullara göre esnekçe yeniden ayarlıyor. Bu ikinci yol pasif bir vazgeçiş değil, aktif bir süreç; ısrarla sürdürmekle bir gerilim içinde devam ediyor. Sağlıklı kabullenme hiç direnmemiş birinin değil, bir süre direnmiş, sonra bırakmayı seçmiş birinin hali. Peki neden razı olmak bu kadar kolay geliyor? Çünkü kabullenmemenin kültürde bir yeri var. Yas tutarken inkar etmek, öfkelenmek, bunların hepsinin bir adı var, kimse sizi ayıplamıyor. Ama razı olmamanın böyle bir yeri yok. Kimse size "Önce buna karşı çık, sonra karar ver" demiyor. Tam bu yüzden razı olmak fark edilmeden geliyor, çünkü karşısındaki seçenek hiç seslendirilmemiş.
Şimdi bir an durun. Hayatınızda "Kabullendim" dediğiniz bir şey var mı? Ona hiç mi karşı çıkmadınız, yoksa bir yerde direndiniz de sonra mı bıraktınız? Cevap ikincisiyse, o gerçekten kabullenmek. Cevap birincisiyse, belki de şimdi, bugün, o sese ilk kez izin vermenin vakti gelmiştir. Karşı çıkmak büyük bir isyan olmak zorunda değil. Küçük bir "Hayır, ben bunu istemiyorum" bile yeter. Çünkü sonuç değişmese bile, hikayenizin yazarı siz olursunuz. Yeter ki bu sefer sessiz kalmayın.