Yatağa girdiniz... Dönmeye başladınız, koyunları saydınız...Yine uyuyamadınız... Saat 03.00...Gözünüz hala tavanda. Sonra biraz daldınız, fazla değil belki 10 belki 15 dakika. Zihniniz durmadı... Anlaşılan size uyku yok bu gece. Kalktınız ışığı açıp kendinize çay yaptınız...

Bugünlerde bana çok oluyor. Böyle gecelerin sonunda gün boyu hep yorgun oluyorum.
Sadece yorgunluk değil, gerginlik de var. En küçük bir aksilik gözümden kaçmıyor... "Bugün bir tuhafım" diyorum. Huysuz muyum?

Oysa değilim. Bu, dün gece olması gerekip de olmayan bir şeyin sabahı.

Uyku yalnızca beden dinlensin diye değildir. O saatlerde beyin, gün içinde biriken duyguları da işler. Rüya evresinde günün anılarını tutar ama duygusal yükü hafifletir; ertesi gün olay hala aklınızdadır ama o anki keskin acısı azalmıştır. Uyku araştırmacıları bu yüzden rüya uykusuna bir tür "gece terapisi" der: Beyin, günün sarsıntılarını, onları yeniden yaşatan stres kimyasalları sönükken, sakin bir zeminde bir kez daha gözden geçirir. Sabaha kalan, olayın kendisi olur; ama iğnesi alınmış haliyle. Derin uyku ise duyguyu dizginleyen ön beyin bölgelerini yeniden devreye sokar. Gece, bir tür duygusal sıfırlanmadır: dünün öfkesini, kaygısını alır, sabaha daha temiz bir sayfa bırakır.

SIFIRLAMA

Peki bu sıfırlama yarım kalınca? Araştırmalar açık: uykusuz bir gecenin ardından ertesi gün kaygı belirgin biçimde yükselir. Daha tetikte, daha çabuk kırılgan oluruz. Çünkü uykusuz beyinde duygunun alarm zili daha yüksek çalar; onu kısan ön beyin ise henüz yerine oturmamıştır. Zil çalar, eli tutan yoktur.

Böyle bir sabahta her şey biraz büyür: bir söz iğneleyici, sıradan bir bakış suçlayıcı gelir. Yani sabahki o "bir tuhafım" hali, karakterinizdeki bir kusur değil; uyunamamış gecenin sabaha taşan tortusudur. Boşaltılamayan dünkü duygular bugüne sızar. İşin bir de alınan yaşla gelen yanı var. İlerleyen yıllarda beynin ürettiği derin uyku azalır, hem de sandığımızdan erken, daha otuzlu yaşlardan itibaren. Yani o duygusal sıfırlama giderek kısalır. Üstelik gecenin bölümleri eşit değildir: Derin onarım daha çok gecenin ilk yarısında olurken, duyguyu işleyen rüya evresi sabaha karşı uzar. Yani gün doğmadan yataktan fırladığınızda, tam da duygusal işlemenin en yoğun olduğu dilimi kesmiş olursunuz. Erken uyanmak yalnızca uykuyu kısaltmaz; geceyi işini bitirmeden bırakır. Küçük şeylerin neden daha çok battığını merak ediyorsanız, cevabın bir kısmı burada. "Huysuzlaştım" değil; gecenin sizi arındırma süresi kısaldı. Bunu bilmek bir bahane değil, bir şefkat kapısı. Uykuya özen göstermek keyfî bir lüks değil; yarına biraz daha yumuşak bakabilmenin yolu. Bu gece uyumadan bir saat önce ekranı bırakmak, ışıkları kısmak, ya da her gece aşağı yukarı aynı saatte yatmak bunlar üretkenlik için değil, yarın sabah uyanacak sizin için. Gecenize gösterdiğiniz küçük bir özen, aslında sabahınıza gönderilmiş bir iyiliktir. Sabah dünyaya biraz daha yumuşak bakabiliyorsanız; kızmadan, alınmadan, gözünüz dolmadan bunu çoğu zaman bir gece önceki uykuya borçlusunuzdur. Bu gece, kendinize iyi bir gece dileyin ve deliksiz uyuyun.