Halk arasında kan kanseri olarak bilinen lösemi, kan hücrelerinin üretildiği kemik iliğinde ortaya çıkan ve kontrolsüz hücre çoğalmasıyla ilerleyen bir hastalık olarak biliniyor. Kemik iliğindeki lenfoid veya miyeloid öncül hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucunda hastalık vücuda yayılabiliyor. Bazı durumlarda lenf bezleri veya merkezi sinir sistemi gibi farklı bölgelerde başlayarak kemik iliğine ulaşabiliyor. Çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık yüzde 25-30'unu oluşturan lösemi, yenidoğan döneminden ergenliğe kadar her yaşta görülebiliyor. En sık karşılaşıldığı yaş aralığı ise 2-5 yaş olarak belirtiliyor. Çocuklarda löseminin erken fark edilmesini zorlaştıran unsurların başında belirtilerin günlük yaşamda karşılaşılan sağlık sorunlarıyla karıştırılması geliyor. Özellikle vücutta ortaya çıkan morlukların düşme veya çarpmaya, uzun süren kol ve bacak ağrılarının ise büyümeye bağlanması tanının gecikmesine neden olabiliyor.

UZUN SÜREN ATEŞ, SOLUKLUK VE KANAMALAR

Löseminin belirtileri arasında nedeni açıklanamayan ve uzun süre devam eden ateş, ciltte solukluk, karaciğer ve dalak büyümesi ile lenf bezlerinde büyüme bulunuyor. Burun ve diş eti kanamaları, vücutta uzun süre geçmeyen küçük kırmızı noktalar ve idrar ya da dışkıda kan görülmesi de dikkate alınması gereken belirtiler arasında yer alıyor. Lösemili çocukların yaklaşık yüzde 25'inde kol ve bacak ağrıları görülebiliyor. Özellikle uzun süre devam eden ve ağrı kesicilere yanıt vermeyen ağrıların doğrudan büyüme ağrısı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Nedensiz ateş, belirgin solukluk veya olağan dışı kanama gibi bulguların ortaya çıkması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşıyor. Çocuklarda görülen her morluk veya ağrı lösemi anlamına gelmese de belirtilerin tekrarlaması ve uzun sürmesi halinde gerekli değerlendirmelerin yapılması gerekiyor.

SAYISINA VE KAYBOLMA SÜRESİNE BAKIN

Löseminin dikkat çeken belirtilerinden biri de yumuşak dokularda ortaya çıkan morluklar. Özellikle herhangi bir darbe olmadan oluşan, sayısı giderek artan, büyük ve koyu renkli ya da uzun süre geçmeyen morlukların değerlendirilmesi gerekiyor. Ailelerin çocuklarındaki morlukları incelerken bazı ayrıntılara dikkat etmesi önem taşıyor. Morlukların diz üstündeki yumuşak bölgelerde bulunması, normalden fazla sayıda ortaya çıkması, herhangi bir çarpma olmadan oluşması veya beklenenden büyük ve geç iyileşen bir yapıda olması dikkat edilmesi gereken özellikler arasında sıralanıyor. Bu özelliklerden birinin veya birkaçının görülmesi durumunda çocuğun sağlık kuruluşunda değerlendirilmesi gerekiyor. Morlukların yanı sıra tekrarlayan burun kanamaları, diş eti kanamaları ve ciltteki küçük noktasal kanamalar da göz ardı edilmemeli.

LÖSEMİ TANISI NASIL KONULUYOR?

Lösemi şüphesiyle sağlık kuruluşuna başvurulduğunda ilk aşamada kan sayımı gibi ön tetkikler gerçekleştiriliyor. Yapılan incelemelerde şüpheli bulgulara rastlanması halinde çocuğun çocuk hematolojisi ve onkolojisi alanında değerlendirilmesi gerekiyor. Hastalığın kesin tanısı, kemik iliğinden alınan örneğin laboratuvar ortamında incelenmesiyle konuluyor. Löseminin türünün ve risk grubunun belirlenmesi, uygulanacak tedavinin planlanmasında önemli rol oynuyor. Genetik ve moleküler incelemeler de hastalığın özelliklerinin belirlenmesine ve tedavi sürecinin buna göre düzenlenmesine yardımcı oluyor. Tanının mümkün olduğunca kısa sürede kesinleştirilmesi ve uygun tedaviye erken başlanması önem taşıyor.

TEDAVİ BAŞARISI ARTIYOR

Çocukluk çağı lösemilerinin tedavisinde son 20 yılda önemli gelişmeler yaşandı. Birden fazla ilacın birlikte kullanıldığı kemoterapi protokolleri, akıllı ilaçlar ve hücresel tedavi yöntemleri tedavi seçenekleri arasında bulunuyor. Çocuklarda daha sık görülen lenfoid lösemilerin düşük riskli türlerinde tedavi başarısı yüzde 95'e kadar ulaşabiliyor. Tüm lösemi türleri ve risk grupları birlikte değerlendirildiğinde ise başarı oranı yüzde 75-80 düzeyinde bulunuyor. Tedavinin ne kadar süreceği hastalığın türüne, risk grubuna ve çocuğun tedaviye verdiği yanıta göre değişiklik gösteriyor. Bu nedenle her çocuk için aynı tedavi süresi ve aynı sonuç beklenmiyor.

Kış boyunca hastalıklardan korunmak için sofranızdan eksik etmeyin! Uzmanından önemli uyarı
Kış boyunca hastalıklardan korunmak için sofranızdan eksik etmeyin! Uzmanından önemli uyarı
İçeriği Görüntüle

AİLELER KENDİLERİNİ SUÇLAMAMALI

Çocuklarına lösemi tanısı konulan anne ve babalar, hastalığın kendi davranışlarından kaynaklandığını düşünerek kendilerini suçlayabiliyor. Ancak çocukluk çağı lösemilerinde çoğunlukla genetik değişiklikler etkili oluyor. Hücrelerde kanser gelişimini engelleyen veya kansere zemin hazırlayan genler arasındaki dengenin mutasyonlarla bozulması hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayabiliyor. Epstein-Barr virüsü gibi bazı virüsler belirli lösemi ve lenfoma türleriyle ilişkilendiriliyor. Bunun yanında nükleer radyasyon ve petrokimya endüstrisinde kullanılan benzen gibi bazı kimyasal maddeler de lösemiyle ilişkilendirilen etkenler arasında bulunuyor. Ailede kanser öyküsünün bulunması da değerlendirmelerde dikkate alınan unsurlardan biri. Çocukluk çağı lösemisi, anne veya babanın yaptığı ya da yapmadığı bir davranış nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık olarak değerlendirilmemeli. Tanı sonrasında önemli olan, tedavinin zamanında başlatılması ve ailenin sağlık ekibiyle iş birliği içerisinde hareket etmesi.

Kaynak: HABER MERKEZİ