Çocuklarda kasık şişliğine dikkat! Uzmanı aileleri uyardı: "Hayati tehlike oluşturabiliyor"
Çocuklarda kasık şişliğine dikkat! Uzmanı aileleri uyardı: "Hayati tehlike oluşturabiliyor"
İçeriği Görüntüle

Çocukluk döneminde görülen doğumsal kalp hastalıkları arasında yer alan kalp delikleri, tanı sonrasında ailelerde endişeye neden olabiliyor. Kalbin odacıklarını birbirinden ayıran duvarlarda doğuştan bulunan açıklıklar, büyüklüklerine ve konumlarına göre farklı özellikler gösterebiliyor. Kalp delikleri genel olarak atriyal septal defekt (ASD) ve ventriküler septal defekt (VSD) olmak üzere iki grupta değerlendiriliyor. ASD, kalbin üst iki odacığı arasındaki duvarda bulunan açıklığı ifade ederken VSD, alt iki odacık arasındaki duvarda meydana geliyor. Bu açıklıkların kendiliğinden kapanıp kapanmayacağı ise deliğin türüne, büyüklüğüne ve anatomik konumuna bağlı olarak değişiyor. Özellikle küçük açıklıklar çocukların büyüme ve gelişme sürecinde kendiliğinden kapanabiliyor. Ancak bütün kalp deliklerinin zamanla ortadan kalkması beklenmiyor.

ASD VE VSD ARASINDAKİ FARKLAR

Atriyal septal defekt (ASD) olarak adlandırılan kalp deliğinin küçük türleri, özellikle erken çocukluk döneminde kendiliğinden kapanabiliyor. Ancak ASD'nin her türünde aynı durum görülmüyor. En sık karşılaşılan sekundum tip ASD'de küçük açıklıkların kapanma ihtimali bulunurken büyük açıklıklarda bu olasılık azalıyor. Primum ve sinüs venozus tipi ASD'lerde ise kendiliğinden kapanma genellikle beklenmiyor ve cerrahi tedavi değerlendirmesi yapılabiliyor. Ventriküler septal defekt (VSD) olarak bilinen kalp deliğinde ise özellikle küçük açıklıkların kendiliğinden kapanması daha sık görülebiliyor. Kalbin kas dokusu içerisinde bulunan bazı VSD türleri, çocuk büyüdükçe tamamen kapanabiliyor. Kalbin odacıkları arasındaki zar bölgesinde bulunan küçük açıklıklarda da zaman içerisinde kapanma meydana gelebiliyor. Buna karşılık büyük VSD'lerde kendiliğinden kapanma ihtimali daha düşük oluyor. Akciğerlere normalden fazla kan gitmesine neden olan açıklıkların uzun süre tedavisiz kalması ise kalp ve akciğer dolaşımını olumsuz etkileyebiliyor.

KAPANMASINI HANGİ FAKTÖRLER ETKİLİYOR?

Kalp deliğinin kendiliğinden kapanma ihtimalini belirleyen birden fazla faktör bulunuyor. Açıklığın büyüklüğü, kalbin hangi bölgesinde yer aldığı, çocuğun yaşı ve kan dolaşımını ne ölçüde etkilediği bu faktörlerin başında geliyor. Küçük kalp deliklerinde kendiliğinden kapanma ihtimali daha yüksek olurken büyük açıklıklarda tedavi ihtiyacı artabiliyor. Bunun yanında kalp odacıklarında genişleme olup olmadığı, akciğer damarlarındaki basınç değişiklikleri ve çocuğun genel sağlık durumu da değerlendirmede önem taşıyor. Kalp deliği bulunan her çocukta mutlaka ciddi bir sağlık sorunu ortaya çıkmıyor. Bazı küçük açıklıklar dolaşım üzerinde önemli bir yük oluşturmadan yaşam boyunca takip edilebiliyor. Ancak büyük delikler kalbin daha fazla çalışmasına ve akciğerlere normalden fazla kan gitmesine neden olabiliyor. Uzun süre devam eden bu durum kalp odacıklarında genişleme, kalp yetersizliği ve akciğer damarlarında basınç artışı gibi sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle kalp deliğinin kendiliğinden kapanmasının beklenip beklenemeyeceği ve tedavi gerekip gerekmediği uzman değerlendirmesiyle belirleniyor.

ÇOCUKLARDA DÜZENLİ TAKİP NEDEN ÖNEMLİ?

Kalp deliği tanısı konulan çocuklarda düzenli kontroller, hastalığın seyrinin izlenmesi açısından önem taşıyor. Ekokardiyografi yöntemiyle yapılan değerlendirmelerde açıklığın büyüklüğü, kalp odacıklarının durumu ve kan dolaşımı üzerindeki etkiler inceleniyor. Kontroller sırasında deliğin küçülüp küçülmediği, kalbin normal gelişimini sürdürüp sürdürmediği ve yeni bir tedavi ihtiyacının ortaya çıkıp çıkmadığı değerlendiriliyor. Bazı çocuklarda yalnızca düzenli takip yeterli olabilirken bazı hastalarda kalp deliğinin kapatılması gerekebiliyor. Açıklığın özelliklerine göre kateter yoluyla girişimsel tedavi veya cerrahi yöntemler uygulanabiliyor. Kalp deliği tanısı alan çocuklarda takiplerin aksatılmaması ve tedavi zamanlamasının kişiye özel belirlenmesi, ilerleyen dönemde oluşabilecek dolaşım sorunlarının önlenmesi açısından önem taşıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ