Bilindiği gibi, 17 Eylül 2026 tarihinde açığa çıkan, patlayan, bireylere ve ülkemize büyük mağduriyet yaşatan bir kriz yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor. Söz konusu mağduriyetin giderilmesinin ne ölçüde gerçekleşebileceği konusunda hiç kimse veya kurum gerçek bir görüş veremiyor. Ülke ekonomisi, normal olarak, her sektörden grift ilişkilerden oluşmaktadır. Gerçek üretimlerin tam anlamıyla karşılık bulamadığı ekonomide, menkul değerler vasıtasıyla da kişiler ekonomik gelişim sağlamakta iken, yaşanan büyük hayal kırıklığı ve maddi kayıpların giderilmesinin mümkün olamayacağını düşünüyorum. Hem maddi hem manevi çöküntünün yaşandığı çok açık. Güven sarsılmasının yarattığı ekonomik kayıpları ölçmek dahi mümkün değil ne yazık ki. Tüm bunlara rağmen, yaşanan realiteyi yadsımak mümkün değil iken, zararların kısmen de olsa giderilebilmesi için bir yasal düzenleme gerçekleştirildi. Resmi gazetenin 27 Ekim tarihli sayısında “TASFİYESİNE KARAR VERİLEN BAZI YATIRIM FONLARI HAKKINDA KANUN” adı ile 7596 Sayılı Yasa yayımlandı.
Farklı nitelikte doğrudan ve dolaylı mağduriyetler mevcuttur. Bir kısım mağdurlar fonu bozdurmuş, bozulması kabul görmüş, yalnızca bedelinin hesaba yatırılması beklendiği aşamada yani alacaklı iken ne yazık ki bedel yatmamıştır. Bir kısım mağdurlar, henüz fonda iken, fon bozulmamış iken yalnızca fon sahibi olarak mağdur olmuştur. Bir kısım mağdurlar ev-araba vs almak suretiyle peşin ödeme yapmışlar, henüz mallarını alamamışlar, bir kısım mağdurlar ise peşin ödeme yapmamış olmalarına rağmen taahhüt alacaklısı iken mağdur olmuşlar. Bu mağduriyet türlerinin sayısını artırmak ne yazık ki çok mümkün.
Şimdi yasanın maddelerini ayrı ayrı inceleyelim:
“ Bu Kanunun amacı; 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 128’inci maddesi uyarınca Sermaye Piyasası Kurulunun 17/9/2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından bu Kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış olanların adil, şeffaf ve etkin şekilde tasfiyesine, bu fonların malvarlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılmasına, fon kayıp ve zararının sorumlulardan tahsiline ve geri kazanılan değerlerin fon pay sahibine ödenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.Bu Kanun hükümleri birinci fıkrada belirtilenler dışındaki diğer yatırım fonları bakımından genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmaz.”
Tasfiyenin yürütülmesine ilişkin genel esaslar ve fon pay sahipliği nasıl belirlenecek?
“(1) Fonların tasfiyesi Kurulun gözetim ve denetiminde, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından yürütülür. Kurul; tasfiye sürecinin aşamalarını, fon varlıklarının tespitini ve nakde çevrilmesini, değerleme esaslarını, fon pay sahipliğinin belirlenme şeklini, ara ve nihai ödemeyi, dağıtım sırasını ve tasfiyeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.
(2) Tasfiye ile görevli kuruluşlar, yatırımcı menfaatini, ilgili varlığın piyasa koşullarını ve fon portföy yapılarını, fon varlıklarının korunmasını ve fon pay sahiplerinin ortak menfaatini gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi amacıyla gerekli özeni gösterir. Borsada oluşan fiyatın ilgili varlığın gerçek değerini yansıtmadığının veya tasfiyeyi geciktireceğinin Kurulca belirlendiği hallerde, tasfiye işlemlerinde geri alım, hâkim ortağa satma hakkı, toptan satış ve özel işlem bildirimi yöntemleri ile geçici farklı fiyat marjına ve sermaye piyasası mevzuatı ile Borsa mevzuatında yer alan diğer yöntemlere Kurulca karar verilebilir. Kurul, tasfiye ile görevli kuruluşların talebi üzerine ilgili varlıkların Borsa dışında satışına onay verebilir. Bu fıkra kapsamında yapılacak satış işlemleri bakımından, Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerinde yer alan kısıtlamalar uygulanmaz. Borsada veya Borsa dışında yapılacak satış yoluyla varlıkları satın alacak yatırımcıların bu işleme konu olan varlıkları belirli bir süre Borsada satamayacağına ve bu varlıkların Borsada satılması sonucunu doğuracak şekilde herhangi bir işlemde bulunamayacağına Kurulca karar verilebilir.
(3) Tasfiye sürecinde tahsil edilen tutarlar, fonun yönetim ve tasfiyesi için yapılan zorunlu giderler düşüldükten sonra tasfiye malvarlığına dâhil edilir. Tasfiyenin tamamlanmasından sonra tahsil edilen tutarlar ise mükerrer ödemeye yol açmayacak şekilde geri kazanım hesabına aktarılır.
(4) MKK, Takasbank, Borsa, Türkiye Bankalar Birliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar, portföy yönetim şirketleri, portföy saklama kuruluşları ile diğer sermaye piyasası kurumları ve kamu kurum ve kuruluşları, bu Kanunun uygulanması için gerekli bilgi ve belgeleri Kurula, YTM’ye ve/veya TMSF’ye talepleri üzerine gecikmeksizin vermekle yükümlüdür. Bu kurum ve kuruluşlar özel mevzuatlarında yer alan gizlilik ve sır saklamaya ilişkin hükümlere dayanarak bilgi vermekten imtina edemezler.
(5) Fon pay sahipliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından MKK kayıtları ile mutabakat sağlanmak suretiyle fon ve hesap bazında tespit edilir. Şu kadar ki, tasfiyeye konu fonlara ilişkin olarak 17/9/2026 tarihi ve öncesinde TEFAS’a iletilmiş olmakla birlikte, ilgili fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedenleriyle gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından, katılma payları bloke edilmiş olanlar, fon pay sahibi sıfatıyla bu Kanundaki tasfiye hükümlerine tabidir.
(6) 6362 sayılı Kanunun 104, 106 veya 107’nci maddelerinde düzenlenen fiillerin kurulun 17/9/2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen fonlar tarafından ya da bu fonlar ile birlikte hareket edilmesi veya fonların iştirakiyle işlenmesi halinde bu fiilleri işlediği veya bunlarla birlikte hareket ettiği Kurulca tespit edilen kişi ve kurumlara, Kurulun 17/9/2026 tarihli kararları uyarınca tasfiyesine karar verilen fonların tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmaz.”
Arabulucu Avukat - Nurdan HERİS