Sosyal medyayı 'çok yakından' olmasa da takipteyim. Hani denir ya, 'Telefon cebinde masada, izinden tatilden konuş otel, deniz, doğa reklamları önüne gelir' diye. Doğruluk, payı var. Karşıyaka forması giyen, antrenörlük, teknik direktörlük yapan nice şampiyonluklar yaşayan, 'Düzgün, onurlu, boş boş konuşmayan kültürlü olgun insandır teknik adamdır, çok da vefalıdır' Hüseyin Hamamcı hocam. Altına imzamı, attım bile. 'Karşıyaka'da yardımcı antrenörlük yaptığım yıllarda rahmetle, her zaman sevgi ve saygıyla andığım Candan Tarhan ve Seyfi Talay hocalarımın ruhları şad mekanları cennet olsun'. O şaşaalı günlerden fotoğrafıyla, paylaşım yaptı. Yıkılan, yok olan, yenisi de bir türlü yapıl(a)mayan Karşıyaka Sahası'ndan. İzmirliyiz, o günleri yaşadım, hissettim, kaldı zihnimde. Bu nedenle de yazmazsam olmuyor. Yazmazsam, çatlarım. Pat diye, vefasız örneği karşımda. Yorum da ekledim; 'Sevgili değerli Hüseyin hocam siz büyük adamsınız insan evladısınız, emek veren rahmetli Candan Tarhan ile Seyfi Talay hocalarımdan efsanelerimden 'Saygıyla andığım hocalarım' diyorsunuz diyebiliyorsunuz yazabiliyorsunuz. Geçenlerde çok ünlü (?!) göz önündeki bir teknik adam (?), oynarken hocası olan oynamayı öğreten belki de bugünlere getiren, Karşıyaka'yı çalıştırırken tanımaktan onur duyduğum Tamer Kaptan hocam için de. Seversin sevmezsin beğenirsin beğenmezsin o kısım bana düşmez ama Tamer hocam için 'Bizde Tamer Kaptan diye biri vardı' denilmez. Sanki, tek başına şöhret oldu, onun yerine ben utandım iyi ki varsınız Hüseyin hocam, belki de vefalı kadirşinas olduğunuz için sizin gibi insan evladına zirve yaptırmadılar kim bilir, ben bilmem Allah bilir bu da hak yemek ah almak değil mi sevgi ve saygılarımla canım hocam vardır bunda da bir hayır sağlıklı huzurlu ömür diliyorum'. İnternette önüme düştü görüntü, araştırdım doğru. Yazma gereği duydum. Üç büyük camianın içindeydim, içindeyim. Basın medya gazete dergi habercilik, hakemlik ve bir de antrenörlük. 45 yılda şunu gördüm, kıskançlık, birbirinin yanlışını hatasını arama eleştirme en çok yedek kulübesindekilerden tribün hocalarından maça bile gidip izlemeyenlerden geliyor. 'Yerine ben gelsem' diye de, yüzüne güldüğü arkadaşının kovulmasını, sırasının kendisine gelmesini bekliyor'. Sıra kendine geliyor da maalesef., ah şu bazı başkanlar. Ama bu gibilere de yaramıyor ki, aynı akıbet başa geliyor. Birbirinin paçasından çekenler mi ararsınız, neler gördüm neler. Hüseyin Hamamcı hocam, yabancı olsaydı belki de böyle olmazdı. Öz be öz Karşıyakalıdır, zira.

YABANCININ BÖYLESİNİ İSTERİM
Yabancı da değil İzmir'imin yerlisi oldu bile. Bizden yani. Kim mi? Yabancı hayranı değilim, yabancı düşmanı hiç değilim. Katkısı olan, gelsin. Bu kadar çok sayıdaki yabancı futbolcu istemiyorum. Bizimkiler yedekte, tribünde, televizyon karşısında. Sonra da milli takıma oyuncu bulamıyoruz, deniyor. Küçümsenen 3.ligde o kadar kaliteli futbolcu var ki. Bakarsan görürsün, görürsen de gözün gibi bakarsın. Amacın hizmetse tabi. Yabancı teknik adamlar Piontek, Derwall, Milne, Lucescu, Birch ile Feldkamp, ülkemiz futboluna çok şey kazandırdı, inkâr edilemez. Biz de ise'Hep aynı isimler geliyor göreve' ne hikmetse. Hem de istikrar, oluşum adına. Bizim hakemlerimizi yabancılar ismen davet edip, Avrupa'da maç veriyorlar. Biz aynı isimlere ülkemizde görev veremiyoruz, yabancı hakemler gelip gidiyor. Olacak iş değil. Bizim hakemlerimiz derken, alengirli işlere bulaşanlar hariç, bilginize. Bu akşamki Galatasaray - Amedspor maçını Avrupa'da harikalar yaratan, Yunanistan derbisinden de alnının akıyla çıkan bizim İzmir Selçuklu Halil Umut Meler yönetecek. Şampiyonlar Ligi'nde destan yazan Galatasaray ile Fenerbahçe'nin maçlarındaki 'yabancı' hakemler hata yapmadı mı, kusursuz mu idi. Yenilseydik, öne çıkardı. Kazanınca, sustuk da ondan. Şahsımın önerisidir. Diyorum ki yazıyorum ki, 'Hakemin yabancısı gelmesin, futbolcunun da teknik adamın da yabancı sayısı çok olmasın. Süper ligdeki kulüp başkanlıklarına 'yabancılar' gelsin, yalancıktan başkanlık yapan 'futbola spora yabancı başkan' istemiyor illa bizden olsun diye derdim yok. Bizden olunca da Esin Özgener, Mazhar Zorlu, Özhan Canaydın, Süleyman Seba, Faruk Ilgaz, Mehmet Sepil, Selçuk Yaşar, Cavit Ölçer gibi başkanlar gelsin, hakeme ona buna saldıranlar değil. Önümüzde Göztepe'nin örnek olan, kapak da olsun. 'Süper ligin, İzmir'in ilk ve tek yabancı başkanı', 'Spora futbola yabancı kalmayan' Rasmus Ankersen gibisi olsun, gelmeye devam etsin. Yalancıktan konuşan, hatasını başka bahanelerle örtbas eden, forma aşkıyla aldatan başkan, televizyondan izlesin. 'Kıymetlimiz' Mehmet Sepil başkanıma da ihanet etmek istemem, hakkı çok geçti, sağ olsun. 'Biz bize yeteriz', değişti yetmiyoruz. Stanimir Stoilov, Fenerbahçe'den tanırım. İstikrarlı, sabırlıdır, şov yapmaz, boş konuşmaz demeç vermedi vermez. 'Yok hakem, yok taç taşı yanlış filan' demedi, demze. Yaygara yok, çalışma var. İşini yaptı, devam etti. 10 maçın ilk 5'inde iki beraberlik, galibiyet yok. Medyatik olma, şov time yok. Ankersen ve ekibi ne yaptı. 'Kan değişikliğine gittik' deyip de ilk iş olarak da Stiolov'u kovmadı, istifaya zorlamadı. İlk 5'e girmiş gibi, sözleşmeyi uzattılar. Sepil başkanı mı tenzih ederim, başkan da teknik adam da yerli olsa eski tabirle 'kapının önüne' konurdu. Futbolcuya, teknik heyete güvenin ardından ikinci 5'lide 4 galibiyet, yenilgi yok. O kadar yatırım yapan Ankersen ve ekibi de mantıklı, akıllı ve zekice davrandı. Ve bu akşam Başakşehir'i de yenip Göztepe'mize Avrupa yolu açılacak. Saha bitince Karşıyaka'mızı da süper ligde görmek istiyorum. Ama yerli başkan ve yerli hocayla, daha çok zaman var. En az 6 sezon şart, görebilme umuduyla, o günleri. Göztepe ile Karşıyaka aynı ligde, zirvede amanın, harika olmaz mı ?