HATİCE KÖYLÜ-EGETELGRAF/ “Bir gün lazım olur” düşüncesiyle kullanılmayan eşyaları atamamak, zamanla evin odalarını, koridorlarını ve diğer yaşam alanlarını dolduran bir alışkanlığa dönüşebiliyor. Psikolojide biriktirme bozukluğu olarak tanımlanan bu durum, kişinin maddi ya da manevi değeri sınırlı olan eşyaları elden çıkarmakta yoğun güçlük yaşamasıyla kendini gösterebiliyor. Halk arasında istifçilik veya dispozofobi olarak da anılan bu sorun, yalnızca dağınıklıkla sınırlı kalmıyor. Eşyaları atma düşüncesinin kaygıya neden olması ve biriken nesnelerin günlük yaşamı zorlaştırması, durumun değerlendirilmesinde önem taşıyor.
GÜNLÜK YAŞAMI NASIL ETKİLİYOR?
Biriktirme bozukluğu yaşayan kişiler; eski gazeteler, kullanılmayan kıyafetler, boş ambalajlar, kırık eşyalar ve çeşitli ev gereçlerini elden çıkarmakta zorlanabiliyor. Eşyaların ileride işe yarayacağı düşüncesi, biriktirme davranışının sürmesine neden olabiliyor. Eşyaları atmak ya da başkasına vermek, bazı kişilerde yoğun huzursuzluk, korku ve kaygı yaratabiliyor. Zaman içinde biriken nesneler nedeniyle evin odaları, mutfağı ve koridorları kullanılamaz hale gelebiliyor. Bu durum hem kişinin günlük faaliyetlerini hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebiliyor.

İSTİFÇİLİK HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Biriktirme bozukluğunun belirtileri, yalnızca çok sayıda eşyaya sahip olmakla sınırlı değil. Eşyaları elden çıkarmakta belirgin güçlük yaşanması ve birikimin yaşam alanlarını kullanmayı zorlaştırması, değerlendirilmesi gereken işaretler arasında yer alıyor. Belirtiler arasında kullanılmayan eşyaları atamama, eşyalardan ayrılma düşüncesiyle yoğun kaygı yaşama, yaşam alanlarında aşırı yığılma ve dağınıklık bulunuyor. Bazı kişiler, biriktirdikleri eşyalar nedeniyle evlerine misafir kabul etmekten kaçınabiliyor ve sosyal yaşamdan uzaklaşabiliyor. Biriken eşyalar ayrıca yangın, düşme, haşere oluşumu ve hijyen sorunları gibi riskleri beraberinde getirebiliyor.
KOLEKSİYONCULUK İLE İSTİFÇİLİK ARASINDAKİ FARK NE?
Koleksiyonculuk ile biriktirme bozukluğu birbirinden farklı davranışlar olarak değerlendiriliyor. Koleksiyonculukta genellikle belirli bir tema, amaç ve düzen bulunuyor. Toplanan nesneler planlı biçimde saklanıyor veya sergileniyor. Biriktirme bozukluğunda ise eşyalar, işlevleri ya da gerçek değerleri sınırlı olsa bile elden çıkarılamayabiliyor. Nesnelerin gelişigüzel birikmesi, yaşam alanlarının kullanımını engelleyebiliyor. Bu nedenle ayrım yapılırken yalnızca eşya sayısına değil, biriktirme davranışının kişinin yaşamını nasıl etkilediğine de bakılıyor.

BİRİKTİRME BOZUKLUĞU NEDEN ORTAYA ÇIKIYOR?
Biriktirme bozukluğunun ortaya çıkmasında birden fazla etken rol oynayabiliyor. Genetik yatkınlık, karar verme ve bilgiyi düzenleme güçlükleri, nesnelere aşırı duygusal bağ kurma ve kaybetme korkusu bu etkenler arasında gösteriliyor. Kayıp, boşanma ve yas gibi travmatik yaşam olayları da bazı kişilerde biriktirme davranışını tetikleyebiliyor veya mevcut belirtileri artırabiliyor. Bununla birlikte, her kişide aynı nedenlerin etkili olmadığı ve biriktirme bozukluğunun tek bir faktörle açıklanamayacağı belirtiliyor.
BİRİKTİRME BOZUKLUĞU NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?
Biriktirme bozukluğunun değerlendirilmesinde ruh sağlığı uzmanları, kişinin eşyalara yönelik tutumunu, eşyaları elden çıkarırken yaşadığı güçlükleri ve bu davranışın günlük yaşam üzerindeki etkilerini inceliyor. Tanı, belirtilerin uzman tarafından değerlendirilmesiyle konuluyor. Tedavide bilişsel davranışçı terapi yöntemlerinden yararlanılabiliyor. Bu yaklaşım, kişinin eşyalarla ilgili düşüncelerini ve kaygılarını ele almayı, karar verme becerilerini geliştirmeyi ve biriktirme davranışını azaltmayı amaçlıyor. Eşyaları küçük gruplar halinde ayıklamak, daha sınırlı alanlardan başlamak ve saklanacak, bağışlanacak ya da elden çıkarılacak nesneleri belirlemek de tedavi sürecinde kullanılabilen yöntemler arasında bulunuyor. Eşlik eden depresyon veya kaygı bozukluğu gibi durumlarda ise ilaç tedavisi, hekim değerlendirmesi doğrultusunda gündeme gelebiliyor. Biriktirme davranışı yaşam alanlarını kullanmayı zorlaştırıyor, kişide yoğun kaygıya neden oluyor veya sosyal yaşamı olumsuz etkiliyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek alınması önem taşıyor. Her eşya biriktirme alışkanlığı bir ruhsal bozukluk anlamına gelmese de belirtilerin günlük yaşama etkisi dikkate alınmalı.





