DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, sermaye piyasalarında son günlerde gündeme gelen fon tartışmalarına ilişkin açıklama yaptı. Yılmaz, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın konuya ilişkin değerlendirmelerine dikkat çekerek yaşananların yalnızca finans piyasalarını değil, yüz binlerce vatandaşın tasarruflarını ve Türkiye ekonomisine duyulan güveni de ilgilendirdiğini belirtti. Sermaye Piyasası Kurulu’nun 17 Eylül 2026 tarihli kararları doğrultusunda 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye edilmesine karar verildi. SPK, Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre söz konusu fonlardaki tekil yatırımcı sayısının 455 bin 758 kişi olduğunu açıkladı.
Yılmaz, sürecin kapsamının yatırımcı sayısıyla açık şekilde ortaya çıktığını belirterek “Burada birkaç şirketi ya da birkaç yatırımcıyı ilgilendiren küçük bir meseleden söz etmiyoruz. Resmî rakamlara göre 455 binden fazla yatırımcının bulunduğu fonlardan bahsediyoruz. İnsanların yıllarca çalışarak oluşturduğu tasarruflarının bulunduğu bir piyasada devletin temel görevi güveni sağlamak, denetlemek ve vatandaşın hakkını korumaktır” ifadelerini kullandı.
“KADRO DEĞİŞMEDEN GÜVENİ TEKRAR SAĞLAMAK MÜMKÜN DEĞİL”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerin ardından güvenin yeniden oluşturulması gerektiğini ifade etti. Babacan, ilgili kurumların yönetimine ilişkin değerlendirmesinde, “Kadro değişmeden güveni tekrar sağlamak mümkün değil” ifadelerini kullandı. Babacan ayrıca mevcut mevzuatın uygulanması gerektiğini belirterek, yaşanan sürecin çözümü için yetkili bir görev gücü oluşturulmasını istedi. DEVA Partisi’nin yayımladığı açıklamada da Babacan’ın krizin yönetimi ve sonrasının çözümü için özel bir görev gücü gerektiği yönündeki değerlendirmesine yer verildi.
“BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?”
Muhammet Yılmaz, tartışmanın yalnızca bundan sonra alınacak tedbirler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek geçmiş süreçle ilgili soruların da yanıtlanması gerektiğini söyledi. Yılmaz “Bugün alınacak tedbirler elbette önemlidir.
Ancak kamuoyunun cevap beklediği asıl soru şudur: Bu sistem nasıl bu noktaya geldi? Denetim mekanizmaları zamanında çalıştı mı? Riskler ne zaman fark edildi? Fark edildiyse neden daha erken müdahale edilmedi? Yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren böylesine büyük bir mesele ortaya çıkana kadar ilgili kurumlar görevlerini ne ölçüde yerine getirdi? Bunların şeffaf biçimde açıklanması gerekiyor” şeklinde konuştu.
“EKONOMİNİN TEMELİ GÜVENDİR”
Yılmaz, sermaye piyasalarının sağlıklı şekilde işlemesinin yalnızca yatırımcılar bakımından değil, reel sektör ve Türkiye ekonomisi açısından da önem taşıdığını belirtti. Yılmaz açıklamasında “Ekonominin temeli güvendir. Vatandaş parasını yatırdığı sisteme, yatırımcı piyasaya, girişimci de kurumlara güvenmek ister. Sayın Ali Babacan’ın yıllardır üzerinde durduğu mesele de tam olarak budur: Kuralların olduğu kadar, o kuralları uygulayan bağımsız ve güçlü kurumların varlığı. Türkiye’nin ihtiyacı günü kurtaran açıklamalar değil; hesap veren, şeffaf çalışan ve vatandaşın tasarrufunu koruyan kurumlardır” ifadelerini kullandı.
“HİÇBİR SORU CEVAPSIZ BIRAKILAMAZ”
Muhammet Yılmaz, açıklamasının sonunda 455 bin 758 yatırımcıyı ilgilendiren süreçte sorumlulukların net biçimde ortaya konulması ve yatırımcıların haklarının korunması gerektiğini belirtti. Yılmaz sözlerini “455 bin 758 yatırımcının bulunduğu bir meselede hiçbir soru cevapsız bırakılamaz. Sorumluluk kimdeyse ortaya çıkarılmalı, yatırımcıların hakları korunmalı ve sermaye piyasalarına duyulan güven yeniden tesis edilmelidir” şeklinde tamamladı.




