AHMET BUĞRA TOKMAKOĞLU – EGE TELGRAF/ İzmir’de yağmur başlayınca parklar, sahiller ve açık hava rotaları sessizleşiyor. Kentin en şaşırtıcı koleksiyonlarından biri ise Bornova’da, Ege Üniversitesi kampüsünün içerisinde ziyaretçilerini bekliyor. Tabiat Tarihi Müzesi’nin kapısından içeri girildiğinde dışarıdaki gri gökyüzü geride kalıyor. İnsanlık tarihinden çok daha eski çağlara ait fosiller, mineraller ve dev canlıların iskeletleriyle bambaşka bir dünya başlıyor. Müze yalnızca çocuklara yönelik bir gezi alanı değil. Jeolojiye, canlıların evrimine, nesli tükenen hayvanlara ve Ege Bölgesi’nin doğal geçmişine ilgi duyan yetişkinler için de ayrıntılarla dolu bir rota sunuyor.
350 MİLYON YIL ÖNCESİNE GİDİN
Müzenin Paleontoloji Galerisi’nde Türkiye’nin farklı bölgelerinden getirilen binin üzerinde obje sergileniyor. Galerideki örneklerin bazıları yüz milyonlarca yıl öncesine dayanıyor. Karbonifer döneminden kalan yaklaşık 350 milyon yıllık bitki fosilleri, bugün yeryüzünde gördüğümüz bitki örtüsünün çok uzak atalarını gözler önüne seriyor. Kambriyen döneminden Pleistosen’e kadar farklı jeolojik zamanlarda yaşamış omurgasız canlıların fosilleri de galerinin dikkat çeken bölümleri arasında bulunuyor. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde bulunan ve 60 milyon yıl öncesine kadar uzanan memeli fosilleri, canlıların zaman içerisindeki değişimini karşılaştırmalı olarak görme fırsatı veriyor. Fillerin, gergedanların, zürafaların, etçil hayvanların ve tek toynaklıların milyonlarca yıl önce yaşamış akrabalarına ait fosiller, jeolojik zaman sırasına göre sergileniyor.
DEV FİL İSKELETİNİN ALTINDA ZAMAN DURUYOR
Galerinin en çarpıcı eserlerinden biri, Kahramanmaraş’taki Gavur Gölü bataklığında bulunan Suriye filine ait iskelet. Günümüzde nesli tükenmiş olan bu fil türünün dev iskeleti, ziyaretçilerin geçmişte Anadolu’da yaşayan hayvanların büyüklüğünü doğrudan görmesini sağlıyor. Müze koleksiyonunda binlerce omurgalı fosili bulunuyor. Merkezin faaliyet raporuna göre envanterde yaklaşık 12 bin 500 fosil materyali yer alıyor. Bunlar arasında kemirgenler ve böcekçiller gibi mikro memelilere ait, Türkiye’deki diğer müzelerde bulunmadığı belirtilen özel fosil örnekleri de bulunuyor. İnsanlık tarihinin sessiz tanıklarından biri de Manisa’nın Salihli ilçesinden getirilen ayak izi. Yaklaşık 10 bin yıl önce gerçekleşen volkanik faaliyetlerin ardından korunduğu belirtilen iz, insan ile Anadolu coğrafyası arasındaki binlerce yıllık bağı gösteriyor.
KORİDORUN SONUNDA T. REX SİZİ BEKLİYOR
Müzenin en fazla ilgi gören bölümlerinden birinde ziyaretçileri Tyrannosaurus rex iskelet rekonstrüksiyonu karşılıyor. Dev dinozorun kemik yapısını gösteren sergi, özellikle çocukların müzeye adım attıkları andan itibaren heyecanlanmasını sağlıyor. Giriş Galerisi’nde gergedan, domuz ve kılıç dişli kedi gibi farklı canlılara ait fosiller de bulunuyor. Kuşların atası kabul edilen Archaeopteryx’e ilişkin örnekler de bu bölümde görülebiliyor. Müzenin bölümleri yalnızca fosillerle sınırlı kalmıyor. Kayaç ve Mineral Galerisi’nde Türkiye’nin farklı bölgelerinden getirilen taşlar, kristaller ve mineral örnekleri sergileniyor. Manisa’nın Kula bölgesindeki volkanlardan esinlenerek hazırlanan yapay volkan konisi, patlamaların nasıl gerçekleştiğini görsel biçimde anlatıyor.
KUŞLARDAN BALIKLARA DOĞANIN BÜTÜN HİKAYESİ
Müzede Kuşlar Galerisi, Genel Zooloji Galerisi ile Evrim ve Karşılaştırmalı Osteoloji Galerisi de bulunuyor. Farklı hayvanlara ait iskeletler ve biyolojik örnekler, canlıların vücut yapılarının birbirinden nasıl ayrıldığını veya hangi noktalarda benzerlik gösterdiğini ortaya koyuyor. Kuşlar, balıklar, memeliler ve omurgasız canlılara ait örnekler sayesinde gezi, yalnızca tarih öncesi dönemlerle sınırlı kalmıyor. Günümüzde yaşayan türler de doğanın uzun değişim hikâyesinin bir parçası olarak sunuluyor. Müze aynı zamanda nesli tükenme tehlikesi altındaki canlıların korunması konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Sergilenen örnekler, doğanın geçmişini gösterirken geleceğine ilişkin soruları da beraberinde getiriyor.

ZİYARETÇİ KABUL EDİYOR
Ege Üniversitesi Tabiat Tarihi Müzesi yalnızca hafta içi günlerde ziyaret edilebiliyor. Cumartesi, pazar ve resmi tatillerde müze kapalı tutuluyor. Müze sabah 09.00 ile 11.30, öğleden sonra ise 13.00 ile 16.00 saatleri arasında ziyaretçi kabul ediyor. Saat 11.30 ile 13.00 arasındaki öğle molası nedeniyle gezi planının buna göre yapılması gerekiyor. Müze ziyareti ücretli ancak güncel giriş bedeli resmi internet sayfasında açıklanmıyor. Yola çıkmadan önce müze sekreterliğinden güncel ücret bilgisinin alınması öneriliyor. Okul gezileri ve kalabalık gruplar için önceden randevu alınması gerekiyor. Bireysel ziyaretçiler de yoğunluk veya özel bir çalışma ihtimaline karşı gitmeden önce merkezi arayabilir.
METRODAN İNİP KAMPÜSÜN GİRECEKSİNİZ
Müze, Ege Üniversitesi Bornova Kampüsü içerisinde, Tabiat Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde bulunuyor. Bornova Metro İstasyonu, kampüse ulaşmak için kullanılabilecek en kolay seçeneklerden biri. Kampüs içerisindeki yönlendirmeler takip edilerek Fen Fakültesi çevresindeki müze binasına ulaşılabiliyor. Üniversite kampüsüne giriş uygulamaları dönemsel olarak değişebileceği için ziyaretçilerin kimliklerini yanlarında bulundurmaları ve güvenlik görevlilerine müzeyi ziyaret edeceklerini belirtmeleri gerekiyor. Özel araçla geleceklerin kampüs giriş ve otopark koşullarını önceden öğrenmesi faydalı olabilir. Yağışlı günlerde kampüs içerisinde kısa bir yürüyüş gerekebileceği için şemsiye yine yanınızda bulunmalı.




