Adana’nın Kozan ilçesinde yaşayan 22 yaşındaki Latife Gül Kaplan, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Bitki Koruma Bölümü’nden mezun olduktan sonra ailesinin yanına döndü. Çocukluğundan bu yana babasının yanında arıcılığın içinde büyüyen Kaplan, mezuniyetinin ardından masa başında çalışmak yerine bildiği ve sevdiği mesleği sürdürmeye karar verdi.

Ofislerde kahve tüketimi ikiye katlandı! İşte son 5 yılın verileri
Ofislerde kahve tüketimi ikiye katlandı! İşte son 5 yılın verileri
İçeriği Görüntüle

Babasından öğrendiği arıcılığı eğitim ve aldığı sertifikalarla geliştiren Kaplan, Tarım ve Orman Bakanlığının kırsal kalkınma desteğinden de yararlandı.

250 KOVANLA BAŞLADI

Kırsal kalkınma desteği kapsamında hazırladığı projeden hak kazanan Kaplan, 250 kovan ve gerekli ekipmanlarla arıcılığa başladı. Zaman içinde işini büyüten genç arıcı, kovan sayısını bine çıkardı.

Mevsim şartlarına ve arıların ihtiyaç duyduğu iklim ile bitki örtüsüne göre kovanlarını farklı bölgelere taşıyan Kaplan, yıl boyunca Türkiye'nin çeşitli illerini dolaşarak arıcılık faaliyetlerini sürdürüyor.

“BABADAN GELEN BİR MESLEK”

Arıcılık serüvenini anlatan Latife Gül Kaplan: "Mesleğim aslında bize babadan gelen bir meslek. Babamız bizim ilk öğretmenimiz. Onun desteğiyle birlikte bu yolda ilerledik. Kendi üretimimiz olan her şeyi seviyorum. Kendi emeğimizle bir şeyin nasıl ortaya çıktığını bilerek ilerlemek istiyordum" dedi.

“BÜYÜK BİR EMEK VE FEDAKARLIK VAR”

Tarım ve Orman Bakanlığının kırsal kalkınma desteğiyle işe başladığını anlatan Kaplan, 250 kovanla başlayan arıcılık faaliyetinin bugün bin kovana ulaştığını söyledi.

Mesleğin çalışma koşullarına da değinen Kaplan: "Kırsal kalkınma desteği kapsamında bir projeden hak kazandım. 250 kovanla başlamıştık, şu an bin kovana ulaştık. Mesleğim zor. Arkasında büyük bir emek ve fedakarlık var. Arıları gece yüklemek zorundayız. Yeri geliyor erkek gibi çalıştığım anlar oluyor, 7 gün 24 saat gece-gündüz çalışıyoruz" dedi.

“ARILARIN PEŞİNDEN TÜRKİYE'Yİ DOLAŞIYORUM”

Arıların verimli şekilde çalışabilmesi için iklim ve bitki örtüsünün uygun olduğu bölgelere taşındığını belirten Kaplan, bu nedenle farklı şehirleri dolaştıklarını ifade etti.

Adana’dan Muğla’ya kadar uzanan yolculuklarında zaman zaman gece boyunca uykusuz kaldıklarını söyleyen Kaplan, arıcılığın zorluklarını sevdiği meslek sayesinde farklı yaşadığını belirterek şöyle konuştu: "Adana'dan Muğla'ya gidiyoruz, sabaha kadar uykusuz kaldığımız zamanlar oluyor. Zor demek tek başına yetmez. İnsan sevdiği meslekte bahar buluyor. Sevdiği mesleği yapınca zorluğu kalmıyor. İklim ve bitki örtüsü nereye uygunsa oraya gidiyoruz. Şanlıurfa, Kayseri, İzmir gibi birçok bölgeye gidiyoruz. 81 ilin 81'ini geziyoruz."

“ÖNCELİK PARA DEĞİL, SEVGİ VE EMEK”

Genç yaşta kendi işini kurmayı tercih eden Kaplan, maaşlı bir işte çalışmak yerine arıcılığa devam etmenin kendisi için daha önemli olduğunu söyledi.

Kendi çalışma düzenini tercih ettiğini belirten Kaplan, mesleğe bakışını şu sözlerle anlattı: "Bir insanın emri altında çalışmak pek bana göre değil. Çok serbest bir alanda büyüdüğümüz ve çalıştığımız için bu sektör bana daha iyi geldi. Arıcı çocuğuyduk, arıcılık yaparak daha iyi olacağını biliyordum. Bana herhangi bir kurumda çalışmak ister misin, seni oraya yerleştirelim deseler yine istemezdim. Kendi mesleğim derdim. Bir meslek yapıyorsan öncelikle beklentin para veya maddiyat değildir. Sevgidir, emektir, çabadır. Biz bunun cefasını da çekiyoruz, sefasını da sürüyoruz. Her şeyiyle bu mesleğe katlanıyoruz"

“ARI KOLONİSİ, BEBEK DEMEK”

Rengarenk boyadığı kovanlarıyla da dikkat çeken Latife Gül Kaplan, her bir kovanın kendisi için farklı bir anlam taşıdığını söyledi. Kovanların renklerini kendi tercihine göre belirlediğini ifade eden Kaplan, arılara gösterilen özenin üretim açısından önemine dikkat çekti.

Arıların taşındığı bölgelerde önceliklerinin kolonileri korumak olduğunu belirten Kaplan: "Bunlar benim kendi tercihim. İstediğimiz renge boyuyoruz. Her birinde bir hatıra var. Çok şükür emeğimizin karşılığını da alıyoruz. Arı kolonisi, bebek demek. Bebeğe nasıl bakıyorsanız onunla öyle ilgilenmelisiniz ki verimini alabilesiniz. Arılarımızı götürdüğümüz bölgelerde önce arılarımızı nasıl koruyacağımızı düşünüyoruz. Biz üretmek için çalışan kısımdayız. Arı olmadan doğadaki düzenin ne hale geleceğini herkesin bilmesi gerekiyor. Arılarımızı götürdüğümüzde bazen bize farklı gözlerle bakılıyor, farklı ithamlarla karşılaşıyoruz. Oysa biz üretmek için çalışıyoruz" dedi.

Kaynak: İHA