Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU - EGE TELGRAF/ Sonbahar geldiğinde doğa yavaşlar, renkler solgun ama sıcak tonlara döner. Akşam olup da hava serinleyince, insanın içini ısıtacak bir kase çorba özlemi başlar. Pencereden görünen gri bulutlar, cama vuran yağmur damlaları... Böyle bir günde sıcak bir içecek değil, gerçek bir sıcaklık ararsınız. İşte tam o anda kabak çorbası girer mutfağa yumuşak dokusu, sıcak rengi ve sakinliğiyle.

MALZEMELER

1 yemek kaşığı tereyağı

1 yemek kaşığı zeytinyağı

1 adet kuru soğan (ince doğranmış)

500 gram bal kabağı (küçük küpler halinde doğranmış)

1 adet patates (küçük küpler halinde doğranmış)

1 litre sıcak su veya tavuk suyu

Tuz, karabiber

Bir tutam muskat rendesi

Üzeri için: Krema ve kızarmış ekmek küpleri

YUMUŞACIK BİR LEZZET DOKUNUŞU

Bu tarif, gösterişten uzak ama etkileyicidir. Küçük bir tencerede başlar yolculuğu: 1 yemek kaşığı tereyağı, ardından 1 yemek kaşığı zeytinyağıyla birleşir. İnce ince doğranmış bir kuru soğan önce yağa düşer, sonra kavruldukça lezzetini salar. Ardından bal kabağı ve patates küpleri tencereye eklenir toplamda 500 gramlık bir huzur.

Bir litre sıcak su ya da tavuk suyu eklenince, artık sadece birkaç dakika meselesidir. Sebzeler yumuşayana kadar kendi aralarında usulca pişer. Blenderdan geçtiğinde çorba artık tek bir doku halindedir; pürüzsüz, kadifemsi ve iç ısıtan bir kıvamda. Tuz, karabiber ve muskat... Bu üçlü son dokunuşu yapar. Çorba artık servise hazırdır.

Kabak Çorbası 1

SICAK BİR DOKUNUŞ, SUNUMDA ZARAFET

Kaselere dökülen bu altın rengi karışım, üzerine damlatılan birkaç damla krema ve çıtır ekmek küpleriyle adeta sonbahar tablosuna dönüşür. Tencereden çıkan buhar, evin içinde huzurla dolaşır. Çorbanın kokusu kapıya kadar ulaşır; misafir montunu çıkarmadan önce çorbayla ısınır. Bu sadece bir tarif değil; bu, sonbaharın ruhuna yazılmış sıcak bir mektuptur.

Muhabir: Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU