Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU - EGE TELGRAF/ İzmir’de deniz denildiğinde gözler yine Çeşme, Foça, Urla ve Seferihisar’a çevriliyor. Ancak popüler kıyılarda şezlong bulmanın bile zorlaştığı yaz günlerinde sessizlik arayanlar, Karaburun Yarımadası’nın daha az bilinen yollarına yöneliyor. Küçükbahçe çevresinde yer alan Tuzla Koyu da yolun sonunda ziyaretçisini yalnızca deniz, kayalıklar ve rüzgârın sesiyle karşılayan bu adreslerden biri. Büyük tesislerin bulunmadığı koyda tatilin bütün planını doğanın kendi düzeni belirliyor.

YOL UZADIKÇA KALABALIK GERİDE KALIYOR

Tuzla Koyu’na yapılan yolculuk, İzmir’in hareketli merkezinden Karaburun’un sakin kıyılarına doğru uzanıyor. Yarımadanın içlerine ilerledikçe yapılaşma azalıyor, yolun çevresini makiler, zeytin ağaçları ve kayalık tepeler kaplıyor. İzmir merkezden çıkış noktasına göre yaklaşık 90 ila 100 kilometrelik bir yolculuk gerekebiliyor. Mesafe göz korkutsa da Karaburun manzarası, daha koya ulaşmadan yolculuğun kendisini küçük bir Ege gezisine dönüştürüyor.

YOLUN SONUNDA GENİŞ BİR SAHİL AÇILIYOR

Tuzla’ya yaklaşıldığında dar yarımada yollarının ardından denizin önünde uzanan geniş sahil ortaya çıkıyor. Çevrede büyük binaların ve kalabalık işletmelerin bulunmaması, kıyının doğal görüntüsünü daha güçlü hale getiriyor. Sahilin geniş olması, ziyaretçilerin aynı noktada toplanmadan kendilerine daha sakin bir köşe bulabilmesini sağlıyor. Özellikle hafta içi ve yaz yoğunluğunun azaldığı dönemlerde koy, şehirden bütünüyle kopmuş hissi yaşatabiliyor.

Ünlü balık restoranlarının hemen yanında: Denizi hem berrak hem de sığ! Kalabalıktan uzaklaşmak isteyen buraya gidiyor
Ünlü balık restoranlarının hemen yanında: Denizi hem berrak hem de sığ! Kalabalıktan uzaklaşmak isteyen buraya gidiyor
İçeriği Görüntüle

KUM VE KÜÇÜK TAŞLAR AYNI KIYIDA BULUŞUYOR

Tuzla Plajı’nın zemini kıyının farklı bölümlerinde değişiklik gösteriyor. Sahilde ince kumların yanı sıra küçük taşlar ve mıcır görünümündeki doğal malzemelerle de karşılaşılabiliyor. Denize girişin bazı noktalarında taşlık zemin bulunması nedeniyle hassas ayaklara sahip ziyaretçilerin deniz ayakkabısı kullanması daha rahat olabilir. Kıyıda yer seçmeden önce zemini incelemek, özellikle çocuklarla gelen aileler açısından önem taşıyor.

DENİZ SAKİNLEŞİNCE SUYUN DİBİ GÖRÜNÜYOR

Tuzla Koyu, uygun hava şartlarında berrak ve sakin bir deniz görüntüsü sunabiliyor. Kayalıkların çevrelediği kıyıda güneş yükseldiğinde suyun rengi mavi ve turkuaz tonları arasında değişiyor. Ancak Karaburun’un rüzgârlı yapısı nedeniyle denizin her gün aynı sakinlikte olması beklenmemeli. Yüzmeden önce dalga ve rüzgâr durumunun değerlendirilmesi, açılacak kişilerin ise kıyıdan uzaklaşırken daha dikkatli davranması gerekiyor.

ŞNORKELİNİ ALAN KAYALIKLARA YÖNELİYOR

Koyun kenarlarında bulunan doğal kayalıklar, su altını seyretmek isteyenler için farklı bir alan oluşturuyor. Deniz sakin olduğunda maske ve şnorkelle kıyıya yakın bölümleri keşfetmek mümkün olabiliyor. Kayalık alanlarda deniz kestanesi ve sivri taşlarla karşılaşma ihtimali bulunduğundan çıplak ayakla ilerlememek gerekiyor. Su altına gireceklerin hava koşullarını kontrol etmesi ve yalnız yüzmemesi de güvenlik açısından önem taşıyor.

ŞEZLONG SIRASI YOK

Tuzla Koyu’nda düzenli şezlong ve şemsiye hizmeti sunan büyük bir plaj işletmesi bulunmuyor. Bu durum kalabalık tesislerden uzaklaşmak isteyenlere özgür bir alan sağlarken hazırlıksız gelenler için zorlayıcı olabiliyor. Sahilde doğal gölge sınırlı olduğu için plaj şemsiyesi veya güneşlik götürmek gerekiyor. Özellikle öğle saatlerinde uzun süre doğrudan güneş altında kalmamak, çocuklar ve ileri yaştaki ziyaretçiler açısından büyük önem taşıyor.

İzmir Karaburun Küçükbahçe 2

MARKET ARAYANLAR İÇİN

Koyda sürekli açık market, büfe, restoran, duş ve soyunma kabini gibi hizmetlerin bulunacağı düşüncesiyle yola çıkılmamalı. İhtiyaçların karşılanabileceği yerleşim noktaları sahilden uzakta kalabiliyor. İçme suyu, yiyecek, yedek kıyafet, güneş koruyucu ve gerekli ilaçların önceden hazırlanması gerekiyor. Tuzla’da geçirilen günün huzurlu olması, büyük ölçüde ziyaretçinin koya ne kadar hazırlıklı geldiğine bağlı.

ÇADIR KURMADAN ÖNCE KONTROL EDİN

Tuzla Koyu’nun tenha yapısı kamp yapmak isteyenlerin ilgisini çekebiliyor. Ancak bölgede düzenli bir kamp tesisinin sunduğu elektrik, su, duş, güvenlik ve atık toplama hizmetleri bulunmuyor. Orman yangını riskinin arttığı dönemlerde kamp ve ateş yakma konusunda yasaklar uygulanabildiği için güncel valilik kararlarının kontrol edilmesi gerekiyor. Yasak bulunmasa bile doğal alanda kontrolsüz ateş yakılmaması ve sahilde hiçbir atık bırakılmaması büyük önem taşıyor.

GÜNEŞ BATARKEN KIYININ RENGİ DEĞİŞİYOR

Tuzla Koyu’nun en etkileyici saatleri güneşin ufka yaklaşmasıyla başlıyor. Gün boyunca mavi görünen deniz, akşam saatlerinde altın ve turuncu tonlarını yansıtırken kıyıdaki kayalıklar daha belirgin hale geliyor. Kalabalıkların çekilmesiyle sahilde yalnızca dalga ve rüzgâr sesi kalıyor. Ancak dönüş yolunun karanlıkta zorlaşabileceği düşünülerek gün batımını izleyeceklerin rotasını ve çıkış saatini önceden planlaması gerekiyor.

GÜZELLİĞİ TESİSLERİNDE DEĞİL

Tuzla Koyu, konforlu bir plaj işletmesi arayanlardan çok doğanın içinde sade bir gün geçirmek isteyenlere hitap ediyor. Burada ziyaretçileri yüksek sesli müzik, sıra sıra şezlonglar veya kalabalık restoranlar değil, geniş bir sahil ve Karaburun’un sert ama etkileyici doğası karşılıyor. Yanına bütün ihtiyaçlarını alan, yol koşullarını kontrol eden ve doğaya saygılı davrananlar için Tuzla, İzmir’den çok uzaklaşmadan şehirle arasına görünmez bir mesafe koyuyor. Koyun asıl güzelliği de yalnızca denizinde değil, kilometrelerce yolun sonunda sunduğu o derin sessizlikte saklanıyor.

Muhabir: Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU