Son zamanlarda sıkça karşımıza çıkan ve kamuoyuna yansıyan haberlerden biri de devlet hastanelerinin yönetimleri.
Bu sistemde gördüğümüz şahit olduğumuz, kamuoyuna yansıyan haberlere göre, başhekimi görevden aldıran temizlik personeli. Siyasilerin telefonuna cevap vermedi diye görevden alınan başhekimler, müdürleri sıkça görmek mümkün.
Ya da, siyasi baskılardan dolayı kendi istekleriyle görevden ayrılan yöneticiler.
Birkaç gün önce Ordu ilimizin Aybastı ilçesi devlet hastanesi başhekiminin görevden ayrılarak “İki siyasetçinin ağzıyla sağlık hizmeti sunmak, tıbba ve insanlara yapılmış en büyük hakarettir” sözü olayı tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.
Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerin yönetimi ile ilgili değişiklik 2011 yılında çıkarılan 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile olmuştur. Burada Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanlığı kurularak, Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerin büyük çoğunluğu kamu hastaneleri kurumuna bağlanmış, bakanlığın merkez ve taşra teşkilatları birbirinden ayrılmıştır.
663 Sayılı KHK ile Sağlık Bakanlığı sağlık alanında 3 başlı bir yönetim yapısına geçerek, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu olarak 3’e ayrılmıştı.
663 SAYILI KHK
2017 yılında 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen yeni düzenlemede kamu tüzel kişiliği bulunan Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ve Kamu Hastane Birlikleri kapatıldı. Adı geçen kurumların görevlerini yapmak üzere, Bakanlık teşkilatı içinde Halk Sağlığı ve Kamu Hastaneleri Genel Müdürlükleri oluşturuldu.
663 sayılı KHK ile sözleşmeli yöneticilik sistemine geçilmesiyle siyasilerin en fazla müdahale ettikleri kurumlar haline gelen devlet hastaneleri artık yönetilemez hale gelmiştir.
Elbette genellemek doğru değildir. Ancak siyasi referansla yönetici koltuğuna oturan pek çok yöneticinin mevzuat bilmemesi ve siyasilerin baskısıyla mevzuata uymayan işler yapması kurumları zorda bırakmaktadır.
SİYASET BASKISI
Tabii ki illerdeki sağlık yöneticileri karşılaştıkları problemleri, karışıklığı kişisel yönetim becerilerini de katarak kurumları yönetmeliler. Oysa kamuda çalışan herkes kanunları bilmek ve uygulamakla mükelleftir.
663 sayılı KHK ile Devlet hastanelerindeki yönetici kadrolarına bazen hekim olmayan, hatta Sağlık Personeli olmayan veya sağlık alanı ile ilgili deneyimi olmayan kişiler bile kolaylıkla atanmıştır.
Yani söylemek istediğimiz hastanelerde uygulanan sözleşmeli yöneticilik modeli ile hastanelerimizi başhekimler, müdürler yönetmiyor. Devlet memurlarının siyaset yapmasının yasak olduğu, işçi kadrosunda bulunan görevlilerin siyaset yapabilmesi ve pek çok işçinin iktidar partisinin teşkilatlarında görev yapıyor olması, kurumların işleyişini bozmaktadır.
Çözüm, siyasetin kurumlardan elini eteğini çekmesidir.