Kış aylarında bağışıklığını güçlendirmek isteyenlerin vitamin ve mineral takviyelerine yönelmesi, bilinçsiz kullanım riskini de beraberinde getiriyor. Elazığ Medilines Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Furkan Karabulut, özellikle yüksek doz D vitamini alımının kandaki kalsiyum seviyesini artırarak böbreklere zarar verebileceğini belirtti. Karabulut, takviyelerin ihtiyaç doğrultusunda ve hekim önerisiyle kullanılması gerektiğine dikkat çekti.
“VİTAMİNLER YERİNDE KULLANILMALI”
Vitamin ve minerallerin bağışıklık sistemi açısından önemli olduğunu belirten Dr. Furkan Karabulut, bu takviyelerin her durumda gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini söyledi. Eksiklik veya belirli bir hastalık söz konusu olduğunda takviyelerin yararlı olabileceğini ifade eden Karabulut, yüksek dozların ise vücuda zarar verebileceğini kaydetti. D vitamininin fazla alınması halinde kandaki kalsiyum seviyesinin yükselebileceğini ve bunun böbrekleri olumsuz etkileyebileceğini belirten Karabulut, “Vitamin ve mineraller bağışıklık sistemimiz için gereklidir eğer bir eksiklik varsa veya bir hastalık durumunda takviye faydalı olabilir ancak gelişigüzel vitamin kullanmak bazen zararlı olabiliyor. Yüksek doz kullanıldığında vücuda zarar verebilir. Örnek verecek olursak, D vitaminini yüksek dozda aldığımızda vücutta, kanda kalsiyumu yükselterek böbreklere zarar verebilir. Biz vitaminleri genelde hastalarımızın beslenme alışkanlığı, hastalık durumu ve tetkiklerine yardımcı olacak şekilde reçete edebiliyoruz. Şunu özellikle vurgulamak istiyorum, daha fazla vitamin, daha güçlü bağışıklık demek değildir, vitaminler ancak yerinde kullanımda faydalı olur” dedi.
UZUN SÜREN HALSİZLİĞE DİKKAT
Mevsim değişiklikleriyle birlikte beslenme, hareket, yemek ve uyku düzeninde yaşanan değişimler halsizlik ve yorgunluğa neden olabiliyor. Ancak bu şikayetler yalnızca mevsim geçişleriyle ilişkili olmayabiliyor. Diyabet, tiroid hastalıkları, kansızlık ve uyku bozuklukları da yorgunluk hissine yol açabiliyor. Dr. Karabulut, halsizliğin ne kadar sürdüğünün ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğinin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Şikayetlerin uzun sürmesi, giderek ağırlaşması veya günlük aktiviteleri engellemesi halinde hekim değerlendirmesine başvurulmasını önerdi. İstemsiz kilo kaybı, ateş, çarpıntı ve nefes darlığının halsizliğe eşlik etmesi durumunda ise doktora daha erken başvurulması gerektiğini vurguladı.
ENFEKSİYONLARA KARŞI BU ÖNLEMLERE DİKKAT
Soğuk havalarda insanların kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirmesi, yetersiz havalandırma ve yakın temas enfeksiyonların yayılmasını kolaylaştırabiliyor. Karabulut, korunmak için bulunulan ortamların düzenli havalandırılmasını, el hijyenine dikkat edilmesini ve hasta kişilerle yakın temastan kaçınılmasını tavsiye etti. Kış aylarında günlük alışkanlıkların da sağlığın korunmasında önemli rol oynadığını belirten uzman, özellikle kronik hastalığı bulunan kişilerin mevsim koşullarına göre sağlık takibini sürdürmesi gerektiğine dikkat çekti.
BUNLAR TANSİYONU YÜKSELTEBİLİR
Soğuk havalarda damarların daralması nedeniyle tansiyon değerlerinin yükselebileceğini belirten Dr. Furkan Karabulut, hipertansiyon hastalarının ölçümlerini doktorlarının önerdiği şekilde düzenli yapmalarını istedi. Gerektiğinde hekimle görüşülmesi gerektiğini söyleyen Karabulut, grip döneminde kullanılan bazı ilaçların da tansiyonu etkileyebileceği uyarısında bulundu. Karabulut, tansiyon hastalarının doktorlarına danışırken veya eczaneden ilaç alırken bu hastalıklarını mutlaka belirtmeleri gerektiğini ifade ederek “Tansiyon hastalarımızın soğuk havalarda damarların daralmasıyla tansiyonu biraz yükselebilir, takiplerini doktorlarının söylediği şekilde düzenli yapsınlar, gerektiğinde doktorla görüşsünler ve bu dönemde grip salgını çok olduğu için doktorlara reçete yazdırmadan önce veya kendileri ilacı eczaneden alacaklarsa tansiyon hastası olduklarını mutlaka belirtsinler. Çünkü bazı etken maddelerin tansiyonu yükseltebilecek durumlar var” diye konuştu.
DİYABET HASTALARI DAHA SIK KONTROL ETMELİ
Kış aylarında evde geçirilen sürenin artması ve fiziksel hareketliliğin azalması, beslenme alışkanlıklarındaki değişimlerle birlikte kan şekeri seviyelerini etkileyebiliyor. Enfeksiyon dönemlerinde de kan şekerinin yükselmesi mümkün olabiliyor. Diyabet hastalarının özellikle hastalandıkları dönemlerde kan şekeri ölçümlerini daha sık yapmalarını öneren Karabulut, değerlerin yüksek seyretmesi halinde bir hekimle görüşülmesi gerektiğini belirtti. Tedavi ve ilaç dozlarının da doktor tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
UYKU, BESLENME VE HAREKET DÜZENİ ÖNEMLİ
Sağlığın korunmasında düzenli uyku, dengeli beslenme ve fiziksel aktivitenin temel alışkanlıklar arasında bulunduğunu belirten Dr. Furkan Karabulut, yetişkinler için günde 7-9 saat uyku önerisinde bulundu. Kış aylarında sebze, meyve, kuru baklagiller ve protein içeren besinlere yer verilmesini tavsiye etti. Yüksek miktarda tuz içeren yemeklerden ve yoğun işlenmiş gıdalardan uzak durulması gerektiğini belirten Karabulut, düzenli hareketin de önemine dikkat çekti.
GÜNDE 30 DAKİKA TEMPOLU YÜRÜYÜŞ
Fiziksel aktivitenin yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca sürdürülmesi gerektiğini ifade eden Karabulut, sağlıklı bireylere günde 30 dakika tempolu yürüyüş önerdi. Hava koşullarının dışarıda yürümeye elvermediği durumlarda evde de hareket edilebileceğini belirtti. Karabulut, uyku, beslenme ve hareket düzeninin yalnızca kış aylarında değil, günlük yaşamın tamamında korunması gereken alışkanlıklar olduğunu vurgulayarak sağlığın desteklenmesinde bu üç unsurun önemine işaret etti.





