Deniz sezonu -kuyruğundan yakalamaya çalışanlar olsa da- kapandı, diyebiliriz. Sahiller boşalınca geride ne kaldı? Elbette çöp!
Yazlıkçıların ve otellerin şemsiye-şezlong hükümdarlığı ile günübirlikçilerin çöp dağlarının savaştığı kıyılar, temizlenebildiyse nihayet nefes alacak.
Ormanlara girişler yangın tehdidi nedeniyle zaten sınırlandırılıyor, oralar da piknikçilerle ayrı düştü. Toprak da hayvanlar da umarım dinlenecek. Çünkü görüyoruz ki başıboş bırakılan her yer, çöplüğe dönmeye hazır.
Maalesef çekilen videolarda gördük ki ciğerimiz dediğimiz ormanlarımız da doğal güzelliğimiz dediğimiz kıyılarımız da insanlıktan nasibini almamışlar yüzünden tanınmaz hale geliyor.
İnsanlıktan nasibini almamışlar denizi ve ormanı bırakıp şehre geçince burada rahat dururlar mı, sokakları hedef alıyorlar. İzmaritleri, su şişeleri, çiğdem kabukları, alkol şişeleri hep geçtikleri yerlerde.
İşin kötüsü bunlara dur diyecek ciddi yaptırımlar da yok. Anında ceza yapıştıracak sistem hala oturtulmadı, oysa gereken teknoloji var. Anında müdahale ile caydırıcı cezalar kenti temiz kullanmayı öğrenemeyenlerin yüzüne tokat gibi çarpmalı. Yoksa çocukları sürekli temiz çevre etkinliği yaparken yetişkinlerinin istisnasız her yere çöp attığı bir ülke, ne kadar temiz kalabilir?