İLAYDA ŞAHİN – EGE TELGRAF / İzmir’de son 10 gün içerisinde yaşanan üç kadın cinayeti, kentte kadına yönelik şiddet tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Seferihisar’da Ebru Serep, Çeşme’de Pınar Güneş ve Menemen’de avukat Özge Penbegül’ün öldürülmesinin ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü ve İl Kadın Kolları Başkanı Nilay Kökkılınç, CHP İzmir İl Başkanlığında basın toplantısı düzenledi. Kadınların yaşam hakkının korunması, şiddet faillerine yönelik cezaların caydırıcılığı ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanması taleplerinin gündeme geldiği toplantıda Gümrükçü, özellikle Menemen’de yaşanan kadın cinayetine dikkat çekti. Kadın cinayetlerinin yalnızca bireysel değil toplumsal ve siyasal bir sorun olduğunu vurgulayan Gümrükçü, iktidarın kadına yönelik şiddetle mücadelede yetersiz kaldığını savunarak sözü CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Nilay Kökkılınç’a bıraktı.

“HER GEÇEN YIL ARTIYOR”

“Son 10 gün içerisinde İzmir’de üç kadının, aynı süreçte Adana’da da genç bir kadının erkekler tarafından katledildiği haberleri hepimizi derinden üzdü” diyerek sözlerine başlayan Kökkılınç, “Bu kadınlar hepimiz gibi, benim gibi, sizler gibi insan evladıydı. Bir anne babanın heyecanla, büyük bir sevinçle dünyaya getirdiği çocuklardı. Anne babalarının sevgisiyle, özeniyle yetiştirildiler, hayata kazandırıldılar. Ancak sonrasında erkekler tarafından yaşamdan koparıldılar. Türkiye’de pek çok sivil toplum örgütü ve meslek odası, kadın cinayetlerindeki vahameti sayısal verilerle ortaya koyuyor. Ne yazık ki her geçen yıl kadına karşı şiddetin ve kadın cinayetlerinin arttığını görüyoruz. 2024’ten daha fazlasını 2025’te, 2025’ten daha fazlasını 2026’da yaşıyoruz. Peki, bu durum neden böyle? Nerede hata yapılıyor? Kadına karşı şiddetle mücadelede yürürlükteki yasalar yeterince önleyici, yeterince caydırıcı mı? Uygulamada ne tür eksikler var? Tedbir almakta geç kalan kamu görevlilerinin ve kolluk kuvvetlerinin ihmalleri sorgulanıyor mu? Yargılama süreçlerinde beklenen adalet hızla gerçekleşiyor mu? Uğradığı şiddet nedeniyle yaşamını yitiren kadınların geride bıraktıkları çocuklarına, ailelerine ve yakınlarına sahip çıkılıyor mu?” sorularını yöneltti.

“BÜYÜK BİR BAŞARISIZLIK”

“Daha ilk eğitim çağlarından itibaren aile içinde, kamu kurum ve kuruluşlarında, askerlikte ve topluluk olarak yaşanan her ortamda kadınların erkeklerle eşit yurttaşlar olduğu anlatılıyor mu?” diyen Kökkılınç, “Hiç kimsenin, hiçbir nedenle kadınların üzerinde mülkiyet hakkının olmadığı, kadınların yaşam tercihlerinde ve medeni haklarını kullanmakta tümüyle özgür oldukları, yaşamın tüm zorluklarının ve güzelliklerinin ortaklaşa paylaşıldığı konusunda bilinç oluşturuluyor mu? Kısacası, Birleşmiş Milletler Örgütü’nün kullandığı terimle toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yeterince eğitim veriliyor mu? Kadınların yaşam hakkı güçlü bir şekilde korunuyor mu? Bu soruların yanıtlarını veriler açıklıyor. Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki bu alanda büyük bir başarısızlık içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.

Chp Izmirden Kadinlarin Cigligina Ses Veren Aciklama Daha Kac Kadinin Oldurulmesi Gerekiyor 3

“SİLAHA ERİŞİM KOLAY OLMAMALI”

Kökkılınç, “Sorunlu ve eril erkekler tarafından gerçekleştirilen kadın cinayetlerinde en yüksek oranlardan birini ateşli silahlarla gerçekleşen vakalar oluşturuyor. Öncelikle silah kullanma yetkisi olan kolluk kuvvetlerine, kamu görevlilerine ve güvenlik personeline periyodik aralıklarla psikolojik testler uygulanmalı. Bu kişiler öfke kontrolü bakımından değerlendirilmeli, silah taşıma yetkileri ancak bundan sonra ele alınmalıdır. Ülkemizde silahsızlanma çağrısı yapıyoruz. Silahlara erişim bu denli kolay olmamalıdır. Medyada ve televizyonlarda eril dilden ve gösterimlerden vazgeçilmeli, silah kullanımı özendirilmemeli, şiddet içeren yayınlardan uzaklaşılmalıdır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bu konuda gerekli hassasiyeti göstermeli ve görevini yerine getirmelidir. Şiddeti önlemek için bugünün dijital teknolojilerinden de daha fazla yararlanılmalı, koruma ve uzaklaştırma tedbirlerinde daha etkin uygulamalara başvurulmalıdır” sözleriyle açıklamasını sürdürdü.

“BAKANLIK MUTLAKA MÜDAHİL OLMALI”

“Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kadın cinayetlerine ilişkin her dosyaya mutlaka müdahil olmalıdır” diyen Kökkılınç, “Hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerinin de davalara müdahil olmasının yolu açılmalı, bu konuda gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Kadına karşı şiddetle mücadelede sivil toplum örgütleri ve meslek odalarıyla iş birliği yapılmalıdır. Boşanma, velayet ve mal paylaşımına ilişkin adli dosyalarda taraflar psikologlar tarafından da izlenmelidir. Cezalar caydırıcı, adalete erişim hızlı olmalıdır. Şiddet faillerine uygulanan yaptırımlar medyada mutlaka ve daha fazla yer bulmalıdır. “Sığınma evlerinin sayısı ve kapasitesi, kentlerin kadın nüfusuna göre ihtiyaca yanıt verecek düzeyde olmalıdır. Sığınma evleri dışında da kadınların barınmasına imkan sağlayacak konukevleri bulunmalıdır. Bu konuda da sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışılmalı ve desteklerinden yararlanılmalıdır. Eğitim konusuna önem verilmelidir. İlköğrenimden itibaren her kademede, ailede, topluluklarda, kamu kurum ve kuruluşlarında ve askerlikte toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri verilmelidir. Kadınların hakları, saygınlığı, özgürlüğü ve yaşam tercihleri konusunda toplumsal bilinç oluşturulmalıdır” sözleriyle taleplerini sıraladı.

“EN ÖNEMLİ HAK”

Son olarak “Sendikal sözleşmelere, kadına karşı şiddet uygulayanların iş akdinin feshine kadar giden yaptırım hükümleri konulmalıdır” diyen İl Kadın Kolları Başkanı Nilay Kökkılınç, “Çocukların ve gençlerin sporla, kültür ve sanatla barışık bir yaşam kurmalarına imkan sağlanmalı, sağlıklı iletişim ve öfke kontrolü desteklenmelidir. Uluslararası sözleşmelerle kadına karşı şiddetle mücadelede iş birliği ve dayanışma güçlendirilmelidir. Sözlerimi sonlandırırken kadının yaşam hakkının en önemli insan hakkı olduğunu bir kez daha vurguluyorum. Bugüne dek eril erkekler tarafından katledilerek yaşamını yitiren tüm kadınları saygıyla anıyorum. Işıklar içinde olsunlar. Ailelerine sabır diliyorum” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

YENİ Parti kongresinde Karşıyaka krizi! Karşıyaka delegasyonu salonu terk etti
YENİ Parti kongresinde Karşıyaka krizi! Karşıyaka delegasyonu salonu terk etti
İçeriği Görüntüle

“CUMHURİYET BİR KADIN DEVRİMİDİR”

Kadın cinayetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü ise Türkiye’de yaşanan sorunlar üzerinden iktidarın politikalarını eleştirdi. Sözlerine “Yaklaşık 25 yıldır ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi hiçbir sorunu çözemiyor” diyerek başlayan Gümrükçü, “Başta ekonomi olmak üzere birçok alanda olumsuzluklar yaşıyoruz. Bu süreçler artık yönetilebilir olmaktan çıktı. Gördüğümüz kadarıyla ne fon konusunda ne de gündemdeki başka bir konuda çözüm üretebiliyorlar. Bunun yanında Türkiye’nin geçmişinden, tarihinden gelen sorunların da çözülemediğini görüyoruz. Bir çerçeve yasa, toplumla barışma ve bütün yurttaşları kucaklama süreci yürütülüyor ancak henüz bir çözüme kavuşturulamadı. Geçmişte de bu süreçlerin hep olumsuz sonuçlandığını yaşadık. Fakat Türkiye sadece etnisitelerden oluşmuyor. Türkiye’de ve dünyada çelişkiler var. Kadın-erkek çelişkisi bunlardan bir tanesi. Maalesef bu topraklarda kadın cinayeti bir kanun olmuş durumda. Yüz yıldır, bin yıldır değiştirilemiyor. Yüz yıllık Cumhuriyet, bir kadın devrimidir. Kadın-erkek eşitliğini temel alan birçok sosyal politika üretti. Kadının toplumsal yaşamdaki yerini yükseltti. Dünyada ilk defa kadınlara seçme ve seçilme hakkını verdi. Kadını yüceltti, erkekle eşit hale getirdi. ‘Sofradaki yeri bizden sonra gelen’ diye şiirlerin yazıldığı bir ülkede, kadınla erkeğin eşit olduğu günler yaşattı Cumhuriyet. Ancak bugün her gün bir sorun, her gün bir baskı, her gün bir şiddet ve giderek artan cinayetlerle karşı karşıyayız. Bu cinayetlerden biri geçen hafta İzmir’in Menemen ilçesinde yaşandı. Bu basın toplantısının esas konusu budur” dedi

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ UYGULANMALI”

Türkiye’nin en önemli sorunun kadın cinayetleri olduğunu vurgulayan Gümrükçü, “Demokrasi bu konuları dile getirmelidir. Kadının anayasadan, yasalardan ve uluslararası hukuktan gelen bütün haklarının Türkiye Cumhuriyeti’nde güvenceye alınmasını talep ediyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nin raftan indirilip uygulanmasını talep ediyoruz. Erkek ve kadın eşittir. Erkek ve kadının eşit olmadığını iddia eden her kişi ayrımcıdır, bir suç işlemektedir. Bunun Türkiye tarafından bilinmesi, insanların bilinçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kadına yönelik şiddetin kaynağı erkektir. Erkek egemen sistem geriletilmelidir. Eşitlik sadece sınıfsal ve toplumsal değildir. Cinsiyetler arasında eşitliğin de sağlanması gerekmektedir. Acilen bu konu Türkiye çapında konuşulur hale gelmelidir. Her gün bir kadın, belki kardeşimiz, belki annemiz, belki bacımız, belki akrabamız ölüm tehdidiyle karşı karşıyadır” açıklamalarını yaptı.

“DAHA KAÇ KADININ ÖLDÜRÜLMESİ GEREKİYOR?”

Son olarak kanununların yetersiz olduğunu savunan Gümrükçü, ““Kanunlar yetersizdir. Kanunların uygulanması ve adli süreçler yetersizdir. Hatırlarsanız Çiğli’de bir kadın öldürülmeye teşebbüs edildi. Kocasının cezasını Yargıtay bozmuş, çok bulmuşlar. Bu cezaların ağırlaştırılması için daha kaç kadının öldürülmesi gerekiyor? Ne zaman sıra buraya gelecek? Türkiye’de birçok konu var. Hiçbir konuyu çözemediğimiz gibi bu temel konuyu çözme noktasında da bir irade ortaya koymamız gerekiyor. İzmir’de 10 günde üç cinayet yaşandıysa Anadolu’nun diğer yerlerinde bildirilmeyen, ailesi ve komşuları tarafından üstü örtülen kim bilir ne cinayetler, ne zulümler yaşanıyor. Bunun acilen gündeme getirilmesi gerekir. Bu, televizyon programlarına havale edilecek bir konu değildir. Türkiye’nin devlet ve toplum olarak bu konuyu bir sorun olarak belirleyip önüne koyması, ardından çözecek iradeyi hayata geçirmesi gerekmektedir” diyerek açıklamasını tamamladı.

Muhabir: İlayda Şahin