İktidar partisinin son hamleleri kim ne deese desin kentimiz için iyi gelişmelere vesile olacak, oluyor da. Baksanıza Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçmesiyle bir harekettir başladı. Mutlaka rastlamışsınızdır yollar asfaltlanıyor, ana arterlerdeki ağaçlar budanıyor, trafiği etkileyebilecek kadar yola taşan yeşillikler tıraşlanarak çeki düzen veriliyor. Ne diyeyim şaşırdım doğrusu.
Zira bugüne kadar sokak ve caddeleri süpüren birkaç Büyükşehir işçisi dışında kimseyi göremediğimizden olacak bu şaşkınlığımız. Sakın yanlış anlaşılmasın. Asla işçi ve emekçi düşmanı değilim, çünkü ben de bir basın emekçisiyim ama her eylemde sokağa dökülen binlercesini görüp de iş hizmete, çalışmaya, kente bakmaya gelince neden ortalıkta yoklar diye düşünmeden edemiyor insan.
Elbette bütün bu olup bitenler ilk etapta güzel gelişmeler. Ancak, kent için ancak büyük projelere bakmak gerekmiyor mu? Örneğin Körfez, örneğin çöp, örneğin kentsel dönüşüm. "Neden acele ediyorsun?" diyebilirsiniz. Fakat kenti kucaklamak kentin sorunlarına bir an önce çözüm bulmak için bunlardan başlamak gerekmiyor mu? Hadi Körfez uzun iş diyelim, ya çöp?
Duyduğum kadarıyla iki yer belirlenmiş ve izinlerin çıktığı söyleniyor. Ama Bergama ve Ödemiş gibi uzak noktalarda çalışma yapılacak olması İzmir'in kısa vadede çöp sorunu çözecek çareler değil. Bakın bugün Karşıyaka çöp içinde yüzüyor. Elbette bu durum bir anlaşmazlığın ve kavganın eseri. Ezayı cefayı çeken ise kent halkı oluyor. Bence kavgayı dövüşü bir kenara bırakıp bu işlere bir el vermek lazım.
İzmir'e kazandırılacak modern bir katı atık bertaraf tesisinin bundan 14-15 yıl önce nasıl engellendiğini bu gazetenin manşetinden duyurmuştuk. Aziz Kocaoğlu'nun Çevre İl Müdürlüğü ile başlattığı çabanın dönemin AK Parti İl Başkanı tarafından engellendiği haberi en yetkili ağızdan itiraflarla yer aldı bu gazetede. Bir Allah'ın kulu yetkili de çıkıp "Hayır o iş öyle olmadı böyle oldu" diye. İşte İzmir'in çöp sorununu bugüne kadar getiren gerçekler bunlar. Şimdi AK Parti’nin kurmaylarına düşen görev geçmişte yapılan o hatanın telafisidir.
İkinci önemli konu yaz aylarında yoğun bir şekilde yaşadığımız Körfez kokusu. Kokunun nedeni biliyorsunuz dereler. Derelerin temiz tutulması için yoğun bir tempo gerekiyor. Buraları kirleten her türlü tesisin kimsenin gözünün yaşına bakmadan kontrol altına alınması olmazsa olmaz. Elbette Büyükşehir Belediyesi körfezden çamur çıkarıp temizlemek için mücadele veriyor. Ancak bu yetersiz. Bir an önce Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın tıpkı Marmara'da olduğu gibi konuya el atması gerekiyor.
Bir başka mühim mesele de kentsel dönüşüm. Çok geç kalınan kentsel dönüşüm olayına Ballıkuyu'dan başlanacak olması güzel bir gelişme. Ancak çalışmaların bir an önce Bayraklı, Gaziemir, Çiğli, Ege Mahallesi gbi çok öncelerden planlanmış ancak başarılamamış bölgelerin önceliklendirilerek başlatılması gerekiyor. Zira 2013 yılında Gaziemir'de askeri lojmanların yıkımı ile startı verilen kentsel dönüşümde üzerinden 13 yıl geçmiş olmasına rağmen bir arpa boyu bile yol alınamadığına bakılacak olursa bu İzmir için bir yüz karasıdır.
İzmir için büyük projelere gelince... Geçtiğimiz günlerde Sayın Cemil Tugay'ın Metro'yu körfezin altından geçirerek Karşıyaka'ya ulaştırma şeklinde telaffuz ettiği olay elbette takdire değer. Ancak böyle trilyonluk projelerin şu an İzmir için biraz lüks olduğu, her halükarda herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Henüz yarım kalmış projelerden Buca Metrosu, Halkapınar-Otogar Metro Hattı, İZBAN'ın iyileştirilmesi, deniz trafiğinin yeni iskelelerle daha işler hale getirilmesi varken yeni işlere girişmek bana biraz acelecilik gibi geliyor.
Kısacası İzmir'de son 25-30 yılın birikimi yapılacak çok ama çok iş var. Elzem olanları önceliklemek bence daha rasyonel olacaktır. Eh artık ayrılık gayrılık olmadığına, genel ve yerel iktidar bir beraber olduğuna göre, kimsenin elinden tutan da olmadığına göre, haydi kolay gelsin...