CEMAL KADİR KAYA’DAN KARADENİZ’İN RUHUNU TAŞIYAN YENİ ESER: “SAYİMME”

Karadeniz Ereğli doğumlu, aslen Trabzon’un Of ilçesine dayanan Cemal Kadir Kaya, yorumculuğunun yanı sıra besteci ve söz yazarı kimliğiyle Karadeniz müziğine üretimleriyle katkı sunmayı sürdürüyor. MESAM ve MÜYORBİR asil üyesi olan Kaya’nın bugüne kadar imza attığı 100’e yakın beste ve güftesi bulunuyor.
Sanatçının müzik yolculuğundaki son çalışması “Sayimme” dinleyicilerle buluştu. Karadeniz’in güçlü ritimlerini, bölgenin doğal dokusunu ve geçmişten gelen samimi duyguları bir araya getiren eser, Kaya’nın kendine özgü müzikal anlayışını yansıtıyor. Kaya, “Sayimme” ile Karadeniz’in hırçın dalgalarından ve doğallığından aldığı ilhamı müzikseverlerle paylaşırken, eserin video klibi de YouTube üzerinden izlenebiliyor.

Cemal Kadir Kaya, yalnızca kendi seslendirdiği eserlerle değil, farklı sanatçıların repertuvarlarında yer alan besteleriyle de tanınıyor. Kendi yorumuyla seslendirdiği “Devir Türk’ün Devri”, “Senden Af Diliyorum” ve “Seni Gidi Yaramaz” gibi çalışmalarının ardından “Sayimme”yi de dinleyicilerin beğenisine sundu.
Kaya’nın bestecilik kariyerinde İsmail Türüt’ün seslendirdiği “Trabzon Rize”, Onay Şahin ile geniş kitlelere ulaşan “Gittim Fadimeler'e” ve “Fadimeli Ayşeli” gibi eserler önemli bir yer tutuyor. Sanatçı ayrıca Taner Eyüboğlu, İslam Yıldız, Özlem Devran, Turgut Aydın ve Coşkun Aslan gibi Karadeniz müziğinin farklı isimlerine de eserler kazandırdı.
Karadeniz kültürünün müzikal mirasını yeni üretimlerle yaşatmaya devam eden Cemal Kadir Kaya, “Sayimme” ile bir kez daha kendi bestecilik ve yorumculuk çizgisini dinleyiciyle buluşturuyor. Eser, Karadeniz’in kendine özgü atmosferini ve geçmişten bugüne taşınan duygularını müzik aracılığıyla yeniden hatırlatıyor.

Spotify: https://open.spotify.com/intl-tr/artist/4uQXTDZG6xHbYRxvFGn3zB
Instagram: https://www.instagram.com/cemalkadirkaya?utm_source=qr&stkn=cWd1NDlvcGVrMjc2
YouTube – “Sayimme”: https://www.youtube.com/watch?v=DMUVaaU8nxc

TÜRK ROCK MÜZİĞİNDE ÜRETKEN VE ÖZGÜN BİR ŞARKI YAZARI: CENGİZ TÜRK

Söz yazarı, besteci ve yorumcu kimliğiyle öne çıkan Cengiz Türk, kendi kaleminden dökülen şarkıları ve farklı müzikal formlardaki üretkenliğiyle müzik dünyasındaki yükselişini sürdürüyor. Hem derin duygusal temaları işleyen akustik, rock ve pop altyapılı şarkıları hem de kitleleri harekete geçiren coşkulu besteleriyle dinleyici kitlesini hızla büyüten sanatçı, medya kanallarının merceğine girmeyi hak eden istikrarlı bir kariyere sahip.

Müzikal yolculuk ve kilometre taşları

1988–1994 yılları arasında kaleme alıp bestelediği eserlerini, 2021 yılında yayımladığı 'Sensizim' adlı teklisiyle ilk kez profesyonel müzik dünyasına taşıyan Cengiz Türk, bu güçlü başlangıcın ardından üretim ivmesini hızla artırdı. 2024 yılında dinleyiciyle buluşturduğu 'Gitme' albümü, onun çok yönlü 'şarkıcı ve şarkı yazarı' kimliğini kanıtladığı bir mihenk taşı oldu. Bu özel projede Eser Taşkıran ve Meltem Taşkıran gibi usta müzisyenlerle kurduğu sinerji, sanatçının müzikal evrenine yepyeni bir derinlik ve vizyon kazandırdı. Üretim dinamizmini her geçen gün artıran sanatçı, yeni eserlerini müzikseverlerle buluşturmaya hız kesmeden devam ediyor.

Cengiz Türk, 2025 ve 2026 yıllarında ardı ardına yayımladığı teklilerle müzik listelerinde kalıcı bir yer edindi. Söz ve müziği tamamen kendisine ait olan eserlerde kendi hikayesini samimi bir dille aktarmayı seçti. Aranjör Serdar Seçme'nin düzenlemeleriyle hayat bulan ve 2025'te büyük ilgi gören "İkimizin Yerine"nin yanı sıra; "Sürem Doldu", "Sana Aitim", "Yok Yok", “Özledim” ve "Ayrılığın Gölgesi" gibi çalışmalar, ayrılık, aşk ve yüzleşme temalarını güçlü melodilerle harmanladı. Üretme ve yayınlama süreci durmadan devam etmektedir.

Sadece bir rock sanatçısı değil: Marşlar ve ortak sesler

Sanatçının müzikal yelpazesi yalnızca rock ve melankoli ile sınırlı kalmadı. Toplumsal coşkuyu ve takım ruhunu yansıtan projelere de imza atarak çok yönlülüğünü gösterdi. "Zafer Parolamız", "Tek Ses Tek Yürek" ve "Fenerbahçe Geliyor" gibi marş formundaki eserleriyle geniş kitlelerin ve taraftar gruplarının heyecanına ortak oldu.
Neden Cengiz Türk? (Radyo, TV ve basın için odak noktaları)

• Bağımsız üretim gücü: Şarkılarının söz ve bestesini kendisi yaparak müzik piyasasında özgün ve samimi kalmayı başarıyor.
• Geniş müzikal yelpaze: Hem akustik-duygusal tekliler üretebiliyor hem de coşkulu marşlarla stadyum ruhunu yakalayabiliyor.
• Sürekli dinamizm: Son iki yıl içinde yayımladığı 10’a yakın tekli ve albüm projesiyle sektörün en üretken isimlerinden biri konumunda.
Yeni projeleri ve besteleri üzerinde çalışmaya devam eden Cengiz Türk, yenilikçi aranjmanları ve yüreğe dokunan sözleriyle hem dinleyicilerden hem de müzik eleştirmenlerinden tam not almaya aday.

İletişim ve dijital varlık

Sanatçının tüm eserleri ("Gitme" albümü, "İkimizin Yerine", "Sürem Doldu", “Özledim”, “Yok Yok”, “Ayrılığın Gölgesi”, "Sana Aitim" ve diğer tekliler) Spotify, Apple Music, YouTube Music başta olmak üzere tüm dijital platformlarda yayındadır.

32 YILLIK TECRÜBE, KENDİ ŞİRKETİNE UZANAN BİR BAŞARI HİKÂYESİ

Makine sektöründeki 32 yıllık deneyimini kendi girişimiyle yeni bir döneme taşıyan Dursun Karataş, Eylül 2025’te kurduğu MAKİNE 24 ile inovatif gıda makineleri, özel amaçlı makine üretimi ve endüstriyel servis alanında hizmet veriyor. Karataş’ın hikâyesi, çıraklıktan kendi şirketinin sahibi olmaya uzanan uzun bir emek, mücadele ve hayal yolculuğuna dayanıyor.

1977 yılında dünyaya gelen Karataş, çalışma hayatına 1993 yılında İstanbul Kartal’da Çalışkan Pres adlı işletmede çırak olarak başladı. Henüz çocuk yaşta atölyenin zorlu koşullarıyla tanışan Karataş, ustalardan dayak yediği günlerin de olduğu bu dönemde mesleğin en zor taraflarını yaşayarak öğrendi. Yaşadığı güçlükleri zamanla mesleki disiplininin ve mücadele gücünün temel taşlarına dönüştürdü.

1997 yılında GSB Standart Kalıp Elemanları’nda çalışmaya başlayarak mesleki bilgisini geliştiren Karataş, askerlik görevinin ardından U.M. Uygulamalı Elektromekanik’te görev yaptı. 2001-2004 yılları arasında Afganistan’da çalışarak farklı insanları, çalışma kültürlerini ve zorlu koşulları yakından tanıdı. Bu deneyim, onun yalnızca mesleki değil, hayata bakışını da şekillendirdi.

Türkiye’ye döndükten sonra 2005 yılında Legrand Elektrik’te beş yıl görev yapan Karataş, 2011 yılında Pasfil Makina’da çalışmaya başladı. 14 yıl süren bu dönem, makine sektöründeki deneyiminin daha da güçlenmesini sağladı. Ağustos 2025’te 32 yıllık işçilik hayatını noktalamaya karar veren Karataş, yıllar boyunca biriktirdiği tecrübeyi kendi şirketine taşıdı.

MAKİNE 24; özel amaçlı makinelerin tasarımı ve üretimi, makine yedek parça üretimi ve temini, tamir, bakım ve revizyon, otomasyon ve kontrol sistemleri ile yerinde keşif ve hızlı müdahale alanlarında hizmet sunuyor. Şirketin çalışma anlayışında standart çözümler yerine işletmeye özel, verimliliği artırmayı ve üretimdeki duruş sürelerini azaltmayı hedefleyen projeler öne çıkıyor.

Dursun Karataş’ın çok yönlü birikimi, özgün projelere yaklaşımı, kendine özgü çalışma tarzı, güçlü iletişimi, karizması ve pozitif enerjisi de MAKİNE 24’ün çalışma anlayışını şekillendiriyor. Sahadan gelen tecrübesini modern mühendislik yaklaşımıyla birleştiren Karataş, müşterileri için yalnızca makine üreten değil, üretim süreçlerine çözüm sunan bir iş ortağı olmayı hedefliyor. Şirketin temelinde tecrübe, titizlik ve kesintisiz destek bulunuyor.
Karataş’ın 32 yıllık yolculuğunu özetleyen sözü ise dikkat çekiyor: “Ben bir günde başarılı olmadım. 32 yılda pes etmeyerek buraya geldim.” 1993’te atölyeye çırak olarak giren o çocuk, 2025’te kendi şirketinin sahibi olarak mesleki birikimini MAKİNE 24 markasıyla geleceğe taşıyor.

EMRE YILIK’TAN YENİ SİNGLE: “ACISI KALIR”

Oyunculuk kariyerinin yanı sıra uzun yıllardır müzikle de ilgilenen Emre Yılık, arşivinde biriktirdiği bestelerini dinleyiciyle buluşturmaya devam ediyor. Yaklaşık 20 yıllık beste birikiminin ardından müzik çalışmalarına yeniden ağırlık veren Yılık, 31 Temmuz’da yayımladığı ilk single çalışması “4 Mevsim”in ardından, 18 Eylül’de “Acısı Kalır” adlı yeni şarkısını müzikseverlerin beğenisine sundu.

Söz ve müziği Emre Yılık’a ait olan “Acısı Kalır”, ayrılığın ardından geride kalan anılar, yarım kalmışlıklar ve zamanın bazı acıları iyileştirmediği duygusu üzerine kuruluyor. “Zaman çare değil inan, gün geçiyor, çoğalıyor cefam” sözleriyle başlayan şarkı, geçmişten kalan izlerin insanın içinde bıraktığı duygusal yükü sade ve doğrudan bir anlatımla aktarıyor. “Senden kalan yarımlarla yaşanmıyor” ve “Senden kalan bu anılarla yaşanmıyor” sözleri ise parçanın merkezindeki yarım kalmışlık hissini güçlendiriyor.
Akustik altyapısı ve yalın müzikal yapısıyla dikkat çeken “Acısı Kalır”ın düzenlemesi, mix ve mastering çalışmaları da Emre Yılık tarafından gerçekleştirildi. Sanatçının kendi müzik stüdyosunda hazırladığı çalışma, doğal enstrüman dokusunu ve şarkının duygusal atmosferini ön plana çıkaran bir anlayış taşıyor. Yılık, söz ve müziğinin yanı sıra prodüksiyon sürecinin farklı aşamalarında da kendi imzasını kullanarak çalışmanın bütünlüğünü koruyor.

“Acısı Kalır” ile uzun yıllardır biriktirdiği eserleri paylaşma sürecini sürdüren Emre Yılık, oyunculuk çalışmalarının yanında müzikal üretimlerini de dinleyiciyle buluşturuyor. Daha önce “4 Mevsim” ile başlayan bu yeni dönem, “Acısı Kalır” ile devam ederken sanatçının arşivindeki farklı bestelerin de önümüzdeki süreçte müzikseverlerle buluşması bekleniyor.
KRL Music etiketiyle yayımlanan “Acısı Kalır”ın yapımını KRL Music üstlenirken, dağıtımı Onerpm tarafından gerçekleştirildi. Söz ve müziği, düzenlemesi, mix ve mastering çalışmaları Emre Yılık imzası taşıyan şarkı, tüm dijital müzik platformlarında dinleyiciyle buluştu.

“Acısı Kalır”ın YouTube klibi ve şarkısı şu adresten dinlenebiliyor: https://www.youtube.com/watch?v=vzelip9A8mY

ENES SARAÇ’TAN KALEMİN GÜCÜYLE SOSYAL MESAJLAR TAŞIYAN ESERLER

Antalya’nın Alanya ilçesinde 1998 yılının mart ayında Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı ön lisans bölümünden mezun olan Enes Saraç, yazarlık serüvenine hiç planlamadığı bir anda aldığı ani bir kararla adım attı. Kitap yazma düşüncesi daha önce hayatında yer almayan Saraç, bu kararın ardından kalemini eline alarak kendine özgü bir edebiyat yolculuğunun kapılarını araladı.

İlk kitabını “Gerçek Aşk” adıyla kaleme alan Enes Saraç, eserinin daha sonra isim değişikliğiyle “Aşka Hasret” adını aldığını ifade ediyor. Yazarın ikinci kitabı ise Türk dünyasının önemli meselelerinden birine odaklanan “Bir Doğu Türkistan Destanı” oldu. Saraç, nasip olması halinde üçüncü kitabını da tamamlamak istediğini ve sonrasında yeni bir kitap yazmayı düşünmediğini belirtiyor.

Saraç’ın yazarlık anlayışının merkezinde ise sosyal mesaj bulunuyor. Kitapların yalnızca kurgu dünyasından ibaret olmaması gerektiğini savunan yazar, kalemin topluma düşünce aktarabilen güçlü bir araç olduğuna inanıyor. “Yazarın silahı kalemidir; silahtan kurşun çıkar, kalemden düşünce” anlayışını benimseyen Saraç, eserlerinde okuyucuya yalnızca bir hikâye anlatmak yerine düşündürmeyi ve toplumsal konular üzerine mesaj vermeyi amaçlıyor.

Yazarlığın yanı sıra sinema alanında da projeler geliştiren Enes Saraç, kitaplarını beyaz perdeye taşıma hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Doğru kişilerle ve kendisine destek verecek ekiplerle bir araya gelmesi halinde eserlerinin film projesine dönüştürülmesini planlayan Saraç, ilk aşamada yapay zekâ destekli kısa videolar hazırlayarak projelerini izleyiciyle buluşturmayı düşünüyor. Bu çalışmaların ilgi görmesi durumunda ise projeleri uzun metrajlı film formatına taşımayı hedefliyor.
Senaryolarının hazır olduğunu belirten Enes Saraç, edebiyatla sinemayı bir araya getiren bu yaklaşımıyla özgün projeler ortaya koymayı amaçlıyor. Yetenekleri, çok yönlü birikimi, kendine özgü çalışma tarzı, özgün projeleri, vizyonu ve güçlü iletişiminin yanı sıra karizması ve pozitif enerjisiyle de dikkat çeken Saraç, bundan sonraki süreçte kaleminden çıkan düşünceleri farklı mecralara taşıyarak daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor.

HATİCE BOZKURT BİLİMDEN GİRİŞİMCİLİĞE UZANAN ÇOK YÖNLÜ BİR BAŞARI HİKÂYESİ

Antalya doğumlu Hatice Bozkurt, sağlık alanındaki akademik birikimini girişimcilik, kurumsal iletişim ve seslendirme dünyasıyla buluşturan çok yönlü çalışma hayatıyla dikkat çekiyor. Eğitimden iş dünyasına uzanan yolculuğunda farklı alanlarda edindiği deneyimleri bir araya getiren Bozkurt, üretmeyi ve kendini geliştirmeyi merkeze alan yaklaşımıyla çalışmalarını sürdürüyor.

Hemşirelik eğitiminin ardından akademik kariyerine uluslararası bir boyut kazandıran Hatice Bozkurt, Azerbaycan'ın Bakü kentinde yüksek lisans ve doktora eğitimlerini tamamladı. Eğitim yolculuğunu bununla da sınırlamayan Bozkurt, kurumsal iletişim ve marka yönetimi alanındaki ilgisini Halkla İlişkiler ve Tanıtım lisans eğitimiyle destekleyerek farklı disiplinleri bir araya getiren bir kariyer oluşturdu.

Uzun yıllar sağlık sektöründe hemşire olarak görev yapan Hatice Bozkurt, edindiği saha deneyiminin ardından girişimcilik alanına yöneldi. Kuruluş sürecinde aktif rol aldığı kozmetik markasında stratejik planlamadan kurumsal iletişime, ürün yönetiminden içerik üretimine kadar birçok alanda sorumluluk üstlenerek markanın gelişim sürecini yönetmeye devam ediyor.

Girişimcilik yolculuğunun ilk dönemlerinde meme kanseri teşhisi alan Hatice Bozkurt, zorlu tedavi sürecini geride bırakarak bu deneyimi hayatında yeni bir başlangıcın motivasyonuna dönüştürdü. Yaşadığı mücadeleyi hem kişisel gelişimi hem de üretim motivasyonu için önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiren Bozkurt, çalışmalarına aynı kararlılıkla devam ediyor.

İletişim alanındaki ilgisini profesyonel seslendirme eğitimleriyle pekiştiren Hatice Bozkurt, mikrofon önü performansı, diksiyon ve ses teknolojileri üzerine çalışmalar gerçekleştirdi. Kendi kurduğu ev stüdyosunda ses demoları hazırlayan Bozkurt, dijital içerik üretimi ve marka seslendirmeleri konusunda da aktif olarak üretim yapıyor. Hazırladığı kurumsal seslendirmeler ve içerik projeleriyle markasının iletişim dilini kendi sesiyle oluşturuyor.

Toplumsal faydayı çalışmalarının önemli bir parçası olarak gören Hatice Bozkurt, markası aracılığıyla maddi imkânları kısıtlı kız çocuklarının eğitimine destek sağlayan sosyal sorumluluk projelerine katkıda bulunuyor. Müşterileri adına gerçekleştirilen bağışlarla eğitime erişimi risk altında bulunan kız çocuklarına destek verilmesini amaçlayan bu yaklaşım, girişimcilik anlayışını sosyal dayanışmayla buluşturuyor.

Akademik birikimi, sağlık sektöründeki deneyimi, girişimcilik vizyonu ve iletişim alanındaki üretkenliğiyle Hatice Bozkurt, farklı disiplinleri aynı çatı altında buluşturan çalışma modeliyle üretmeye ve yeni projeler geliştirmeye devam ediyor.

SELHAN ÖZDEMİR’DEN MEME KANSERİ FARKINDALIK AYINDA ANLAMLI MESAJ

Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, hastalığı yenerek sağlığına kavuşan Fısıltı Haberleri yazarı Selhan Özdemir, erken teşhisin önemine dikkat çekerek kadınlara ve yakınlarına anlamlı bir çağrıda bulundu. Kendi tedavi sürecini zaman zaman paylaşan Özdemir, düzenli kontrollerin ve erken tanının hayat kurtardığını vurguladı.
Meme kanseriyle zorlu bir süreç geçiren ve bu süreci geride bırakarak sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Selhan Özdemir, tedavisinde kendisini takip eden ünlü meme cerrahı Dr. Cem Yılmaz’ın önemli bir rol üstlendiğini ifade ediyor. Dr. Cem Yılmaz’ın ameliyat sürecindeki başarılı yaklaşımının yanı sıra hastasına güven veren iletişiminin de kendisi için büyük anlam taşıdığını belirten Özdemir, doktorunun “Sevgi ve bilim iyileştirir” sözünün tedavi sürecinde kendisine güç verdiğini dile getiriyor.

“Kanser olmamın en iyi yönü Dr. Cem Yılmaz’ı tanımam oldu” diyen Selhan Özdemir, tıbbi bilginin ve doğru tedavi takibinin yanı sıra hastanın kendisini güvende hissetmesinin de iyileşme sürecinde önemli olduğunu söylüyor. Özdemir, onkoloğu Özge Gümüşay’ın ilgisi, bakımı ve sevgi dolu yaklaşımının da bu süreçte kendisi için değerli olduğunu belirtiyor.
Tedavi döneminde yanında olan duayen gazeteci Sabahattin Birinci’nin desteğini de unutmadığını ifade eden Özdemir, gördüğü manevi desteğin kendisine güç verdiğini anlatıyor. Fısıltı Haberleri bünyesinde üretmeye ve çalışmaya devam etmesinin de kendisini hayata bağlayan önemli unsurlardan biri olduğunu vurguluyor.
Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda özellikle kadınlara seslenen Selhan Özdemir, “Kendiniz için kontrollerinizi yaptırın. Annenizi, kardeşinizi, arkadaşınızı kontrollere teşvik edin. Zamanı ertelemeyin” mesajını veriyor. Meme kanserinin erkeklerde de görülebileceğine dikkat çeken Özdemir, farkındalığın yalnızca kadınlarla sınırlı olmadığının altını çiziyor.
Selhan Özdemir’in yaşadığı süreci ve meme kanseri konusunda önemli bilgileri paylaştığı, değerli doktoru ünlü meme cerrahı Dr. Cem Yılmaz ile gerçekleştirdiği özel bilgi programı da Fısıltı Haberleri TV’nin YouTube kanalında izleyicilerle buluşuyor.

Özdemir’in mesajı ise net: Erken teşhis hayat kurtarır. Zamanı ertelemeyin, kontrollerinizi yaptırın.

SERPİL DEMİR: BİLİMİN DİSİPLİNİNİ SANATIN TUTKUSUYLA BULUŞTURAN ÇOK YÖNLÜ BİR YOLCULUK

İstanbul doğumlu Serpil Demir, Afyon Kocatepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü mezunu olmasına rağmen kariyer yolculuğunu yalnızca akademik bir alanda sınırlamayan isimlerden biri. Hayatının farklı dönemlerinde birçok sektörde çalışan Demir, öğrenmeye olan merakı, üretken yapısı ve aynı anda birden fazla alanda kendini geliştirme isteğiyle sanat dünyasında da dikkat çekici bir yolculuğa imza atıyor.

Sanatla olan bağı, Harbiye'de çalıştığı yıllarda tesadüfen başladı. Sanat öğrencisi olan bir müşterisinin tez çalışması için yüzünü model olarak kullanmasıyla kamera karşısına geçen Serpil Demir, o gün objektifin önünde kendini son derece doğal ve mutlu hissettiğini fark etti. Bu deneyim, gelecekteki sanat serüveninin ilk adımı oldu.
2019 yılında Eylem Başar Söğüt ile yollarının kesişmesi, Demir'i The Castingkiller ekibine taşıdı ve fotomodellik kariyerinin kapılarını araladı. Görsel sanatlara duyduğu ilgi kısa sürede farklı projelere dönüştü. 2021 yılında Dolu Kadehi Ters Tut grubunun "Islansın" adlı şarkısının klibinde başrol oynayan Serpil Demir, maskülen karakter yorumu ve kamera önü performansıyla beğeni topladı.

Pandemi dönemini de kendisi için bir gelişim sürecine çeviren Demir, İngilizce eğitimine ağırlık verirken kurumsal kariyeri nedeniyle bir süre İzmir'de yaşadı. İstanbul'a döndükten sonra ise Şişli'deki Başkent İletişim Akademisi'nde dublaj eğitimi aldı. Ardından master dublaj programını tamamlayan Demir, başarılı bir dublajın temelinde oyunculuğun yer aldığını keşfederek Temel Oyunculuk ve Sinema Sahne eğitimleriyle sahne sanatları alanındaki donanımını güçlendirdi.

Sanat yolculuğunda en önemli dönüm noktalarından biri ise partneri Mustafa Kıran ile birlikte hayata geçirdiği "Aşk Müfettişi" adlı komedi tiyatro oyunu oldu. Büyükada Adalar Kültür Derneği'nde prömiyerini yapan oyun, izleyiciden sıcak ve samimi geri dönüşler aldı. Daha sonra Kınalıada'daki Hina sahnesinde de seyirciyle buluşan ekip, yeni gösterimler için provalarını aralıksız sürdürüyor. Haftanın en az bir gününü prova yaparak geçiren Serpil Demir, sahnede üretmenin ve paylaşmanın kendisine büyük mutluluk verdiğini söylüyor.

Oyunculuğa yaklaşımında karakter çalışmalarına özel önem veren Demir, Netflix'in Hemşire Mildred Ratched dizisinin tanıtımı için hazırladığı karakter dönüşümüyle de dikkat çekti. Farklı karakterlere bürünme konusundaki başarısı, disiplinli çalışma anlayışını ve oyunculuğa duyduğu tutkuyu yansıtıyor.

Yetenekleri, kendine özgü çalışma tarzı, özgün projeleri ve çok yönlü birikimiyle öne çıkan Serpil Demir; güçlü iletişimi, pozitif enerjisi, ışıltısı ve estetik duruşuyla sanat dünyasında adından söz ettirmeye devam ediyor. Bilimden sanata uzanan bu yolculuğunda üretmeye, öğrenmeye ve sahnede yeni hikâyeler anlatmaya aynı heyecanla devam ediyor.