Elazığ Fırat Üniversitesi'nde eğitim gören üç öğrenci, sağlık alanında kullanılmak üzere nefes analiziyle kanser ön taraması yapmayı hedefleyen taşınabilir bir cihaz geliştirdi. Nefesteki belirli bileşikleri analiz ederek özellikle akciğer kanserinin erken tespitine katkı sağlaması amaçlanan proje, TÜBİTAK desteği almaya hak kazandı.

8 ülkeden 308 takımı geride bıraktılar: Şampiyon Türk takımı oldu!
8 ülkeden 308 takımı geride bıraktılar: Şampiyon Türk takımı oldu!
İçeriği Görüntüle

Fırat Üniversitesi Fizik Bölümü 4. sınıf öğrencisi Eren Akdeniz, Yazılım Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Ömer Serdar Kayabaşı ve Fizik Bölümü 2. sınıf öğrencisi Mehmet Mustafa Ataş tarafından geliştirilen cihaz, Faz Değişimi Esaslı Ön Taramaya Yönelik Taşınabilir Elektrokimyasal Biyosensör Cihazı olarak adlandırılıyor.

Prof. Dr. Canan Aksu Canbay'ın akademik, Prof. Dr. Hamdi Soner Altundoğan'ın ise teknik danışmanlığını üstlendiği Nefsense Projesi, TÜBİTAK BiGG Yatırım 2026 Yılı 1. Çağrısı kapsamında Mükemmeliyet Mührü almaya hak kazandı.

Ülke genelinde 2 bin 844 başvurunun yapıldığı programda 91 girişimin Mükemmeliyet Mührü kazandığı belirtildi. Proje aşamasındaki cihazın geliştirilmesi için çalışmalar sürerken, ilk prototipin 12 ay içerisinde tamamlanması hedefleniyor.

NEFESTEKİ İKİ BİLEŞİK ÜZERİNDEN ANALİZ YAPILACAK

Sağlık alanında yeni bir ön tarama yöntemi geliştirmeyi amaçlayan proje, insan nefesinde bulunan aseton ve izopren gibi bileşiklerin ölçülmesine dayanıyor.

Moleküler baskılanmış polimer tabanlı elektrokimyasal sensörlerin kullanılacağı sistemde, nefes içerisindeki belirli biyobelirteçlerin tespit edilmesi hedefleniyor.

Özellikle akciğer kanseri açısından ön tarama ve klinik risk değerlendirme süreçlerine katkı sağlaması planlanan cihazın, farklı hastalıkların değerlendirilmesinde de kullanılabilecek şekilde geliştirilmesi amaçlanıyor.

"KANSERİN İLK TANI AŞAMASINDA BİR FIRSAT OLACAKTIR"

Projenin akademik danışmanlığını üstlenen Prof. Dr. Canan Aksu Canbay, çalışmanın Fırat Üniversitesi açısından önemine dikkat çekti.

Fizik Bölümü öğrencilerinin yürütücülüğünde, mühendislik bölümü öğrencilerinin de araştırmacı olarak yer aldığı projenin üniversitede kabul edilen ilk TÜBİTAK BiGG projesi olma özelliğini taşıdığını belirten Canbay, sensörün çalışma prensibine ilişkin bilgi verdi.

Nefes içerisindeki nemin ve belirlenen biyobelirteçlerin tespit edilmesine yönelik bir sistem üzerinde çalışıldığını ifade eden Canbay, sensörün yüzey kaplamasında süper hidrofobik yüzey kullanılacağını söyledi.

Projenin geliştirilmesi için Elazığ ve Türkiye'den yerli yatırımcı aradıklarını belirten Canbay, yatırım desteğinin cihazın farklı fonksiyonlar kazanmasına ve sensör üretiminin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Canbay, projeye ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü öğrencilerinin yürütücülüğünü üstlendiği aynı zamanda Fırat Üniversitesi’nde mühendislik bölümü öğrencilerimizin de araştırmacı olarak yer aldığı TÜBİTAK 1 projesi, Fırat Üniversitesi’nde kabul edilen ilk proje olma özelliğini taşımaktadır. Nefsens projesinde kanser dedekte eden sensör geliştirme üzerine gençler bir çalışma yaptı. Nefsens cihazının temel prensibi termodinamik nem dengesini algılama esasına dayalıdır. Burada nefes içerisinde ki nemi ve belirlenen belirteçleri dedekte eden bir sensör üzerinde çalışma yapılmaktadır. Bu sensörün de yüzey kaplamasında süper hidrofobik bir yüzey kullanılmaktadır. Aslında sağlık alanında ilk yapılan proje, Türkiye’de yapılan yaklaşık 3 bin proje arasında 90 proje içerisine giren bir çalışmadır. Bu projenin Fırat Üniversitesi’ne ve Elazığ’a hayırlı olmasını diliyorum. Bizler bilim insanları olarak yerimize gelecek olan yeni nesle her daim destek olmak zorundayız. Bu projenin altyapısı ilerleyen süreçte oturtulacağı gibi, aynı zamanda yaklaşık 1 buçuk yıllık süreç içerisinde de bu projenin geliştirilmesinde ve öne çıkan bir prototipin elde edilmesinde Elazığ ve Türkiye’den yerli yatırımcı arıyoruz. Çünkü yatırımcılar olursa proje de maddi olarak desteklenirse, sensör üretiminde ve cihazın birçok fonksiyonel özellik kazanmasını elde edilmesi anlamında güçlenmiş bir şekilde sürüme geçebileceğiz. Biliyoruz ki kanser çağımızın vebası olmuş şekilde. Etrafımızda yakınlarımız da kanserle mücadele etmekte, burada bu sensörle direkt nefesteki bazı salgılardan ve belirteçlerden analiz yapmaya çalışacağız ve kanserin ilk tanı aşamasında sağlık açısından bir fırsat olacağını düşünmekteyiz"

"ELEKTRO KİMSAYAL SENSÖR MODÜLÜMÜZDE ANALİTİK HASSASİYETİ YÜKSEK OLAN ELEKTRONLARIMIZDA TESPİT YAPMAYI HEDEFLİYORUZ"

Projeyi geliştiren öğrencilerden Fırat Üniversitesi Fizik Bölümü 4. sınıf öğrencisi Eren Akdeniz, cihazın çalışma yöntemine ilişkin teknik ayrıntıları paylaştı.

Projenin 2025 yılında yayımlanan ve Chicago Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen bir çalışmayı referans aldığını belirten Akdeniz, insan nefesinin ön tarama açısından önemli bir seçenek olduğunu söyledi.

Nefeste yalnızca karbondioksit ve su buharı bulunmadığını, hücresel süreçler sonucunda ortaya çıkan organik biyobelirteçlerin de hastalıklarla ilişkili olabileceğini ifade etti.

Projenin ilk aşamasında izopren ve asetona odaklandıklarını belirten Akdeniz, izopreni akciğer kanseri, asetonu ise Tip-1 ve Tip-2 diyabet açısından önemli gördüklerini aktardı.

Cihazın çalışma aşamalarını da anlatan Akdeniz, alınan nefes örneğinin öncelikle nem dengesinden geçirileceğini, ardından özel nano yapılı kaplamaya sahip yoğuşma haznesinde işlem göreceğini ifade etti.

Akdeniz, geliştirdikleri sistemin teknik altyapısını şu sözlerle anlattı: "Projemiz 2025 yılında yayınlanmış olan çalışmayı referans alıyor. Chicago Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma. Bu cihazın yöntemini referans aldık. İnsan nefesi ön tarama için çok opsiyonel bir seçenek. Biz de insan nefesini analiz edebilmek için bir yola girdik. İnsan nefesi aynı zamanda çok komplekt sadece karbondioksit ve su buharından oluşmuyor. Hücrelerin metalik süreci sonucunda bazı yen ürünler ortaya çıkıyor. Bunlar organik diye tabir edilen biyobelirteçler. Bu biyoberlirteçler ile bazı hastalıklar arasında çok değerli kolerasyonlar var. Cihazımızın faz1 için belirlemiş olduğumuz izoprenle aseton çok değerli. Akciğer kanseri için izopreni burada önemsiyoruz. Tip-1 ve Tip-2 diyabet hastaları için de asetonu önemsiyoruz. Alınan insan nefes numunesini ilk etapta dengelemeden geçirip nem dengesi sağlıyoruz. Ardından cihazımızın ikinci bölümünde yoğuşma haznemiz bulunuyor. Buranın içerisinde özel nano yapılı bir kaplama olacak yüzey var. Bunu seçmemizdeki temel sebep, damlacık tipi bir yoğuşma gerçekleştirip heterojen çekirdekleme dediğimiz mekanizma sayesinde hedeflenen biyoberiteçin sıvı numunesi içerisine hapis olmasını ve derişimi yüksek olan bir sıvı numune elde etmeyi düşünüyoruz. Bu sayede elektro kimsayal sensör modülümüzde analitik hassasiyeti yüksek olan elektrontlarımızda tespit yapmayı hedefliyoruz"

İLK PROTOTİPİN 12 AYDA TAMAMLANMASI HEDEFLENİYOR

Bir hastalığın tedavisi kadar erken teşhisinin de önemli olduğunu belirten Eren Akdeniz, özellikle akciğer kanserinin ilk evrelerinde belirgin belirtiler göstermeyebildiğine dikkat çekti.

Bu nedenle insan nefesinin hastalıkların ön taramasında kullanılıp kullanılamayacağını araştırdıklarını ifade eden Akdeniz, akademik çalışmaların da biyobelirteçlerin bu süreçte önemli ipuçları sunduğunu gösterdiğini söyledi.

TÜBİTAK'ın 2026 yılı programı kapsamında binlerce başvuru arasından seçilen girişimlerden biri olmanın heyecanını yaşadıklarını belirten Akdeniz, şirketleşme sürecini de tamamladıklarını açıkladı.

Cellsway Biyoteknoloji A.Ş. adıyla şirket kurduklarını belirten Akdeniz, projenin 18 ay içerisinde tamamlanmasını, ilk prototipin ise 12 ay içerisinde ortaya çıkarılmasını hedeflediklerini ifade etti.

Prototipin tamamlanmasının ardından saha çalışmaları ve gönüllüler üzerinde deneysel çalışmalar gerçekleştirilmesi, gerekli izinlerin alınması ve cihazın sağlık sistemine entegrasyonu amaçlanıyor.

Akdeniz, projenin geleceğine ilişkin şu açıklamada bulundu: "Özellikle ölümcül hastalıklar, akciğer kanserinin ilk evrelerinde pek belirti göstermeyen bir rahatsızlık, ilerleyen evrelerde de geri dönüşü olmayan bir sürece doğru indirgeniyor. Biz de insan nefesi bizlere bir kolaylık ve avantaj sağlar mı diye düşündük. Yapılan akademik araştırmaları da bunu destekler nitelikte. Biyobelirteçler burada çok önemli ipuçları veriyorlar. Bu açıdan önemlidir. 2026 yılı TÜBİTAK projesi kapsamında 2 bin 800’ü aşkın proje içerisinde 89 girişimden birisi olmanın heyecanı ve gurunu yaşıyoruz. Bu süreçte öncelikle bir şirketleşme sürecimiz var. Cellsway Biyoteknoloji A.Ş. olarak şirketimizin kurulumunu tamamladık. Bu şirketimizin bünyesinde projeyi 18 ay içerisinde tamamlamayı, 12 ay içerisinde de ilk prototipimizi tamamlayıp, saha çalışmaları ve gönüllüler üzerinde yapacağımız deneysel çalışmalarla bir veri elde etmeyi gerekli izinlerin de tamamlanmasının ardından sağlık sistemine entegrasyonunu amaçlıyoruz. Cihazımız büyük bir potansiyel taşımaktadır. Biz şuan da ilk etapta Faz-1 için 2 biyoberiteç hedefliyoruz, ancak biyoberiteç skalasını genişletmeyi hedefliyoruz. Bu diğer hastalıklar için büyük bir avantaj, bunun yanı sıra TÜBİTAK’tan bir yatırım aldık fakat bu süreç boyunca bizlere yatırımcı olmak isteyen ve destek vermek isteyen herkesi bekliyoruz. Sürecin başarıya ulaşması açısından çok değerli"

ÖĞRENCİLERDEN YERLİ YATIRIMCI ÇAĞRISI

Nefsense Projesi'ni geliştiren öğrenciler, TÜBİTAK'tan yatırım desteği aldıklarını ancak cihazın geliştirilmesi ve üretim sürecinin ilerlemesi için ek desteğe ihtiyaç duyduklarını belirtti.

Elazığ ve Türkiye'den yatırımcıların projeye katkı sunabileceğini ifade eden ekip, sağlanacak maddi desteğin sensör üretimi, cihazın teknik özelliklerinin geliştirilmesi ve prototipin tamamlanması açısından önemli olduğunu kaydetti.

Projenin hedeflenen aşamalara ulaşmasının ardından gerekli çalışmaların ve izin süreçlerinin tamamlanmasıyla sağlık sistemine entegre edilmesi amaçlanıyor.

Kaynak: İHA