1876 yılında darbeyle tahttan indirilen Sultan Abdülaziz, beş gün sonra hayatını kaybetti. Sultanın ölümünün ardından intihar iddiası öne sürülürken, cinayet ihtimali yıllar boyunca tartışma konusu oldu. Son aktarılan bilgilere göre, hanedan içinde yaşanan veraset çekişmeleri bu ölümün arka planını oluşturan unsurlardan biri olarak değerlendirildi. Sultan Abdülaziz'in 30 Mayıs 1876’da tahtan indirilmesi sonrası Beşinci Murad padişah ilan edildi. 4 Haziran’da Abdülaziz'in ölümü halk arasında büyük üzüntü yarattı. Ölümün kuşkulu bulunması nedeniyle Serasker Hüseyin Avni Paşa, olayın sorumlularından biri olarak gösterildi. Abdülaziz’in eşinin kardeşi Çerkes Hasan Bey, Hüseyin Avni Paşa’yı öldürdü.

DAVA SÜRECİ VE DÖNEMİN TARTIŞMALARI

İkinci Abdülhamid döneminde konu tekrar gündeme geldi ve 1881’de Abdülaziz’in ölümünden sorumlu tutulduğu iddia edilen kişiler yargılandı. Eski Sadrazam Midhat Paşa’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi suçlu bulunarak idam cezasına çarptırıldı. Profesör İlber Ortaylı, kuşkulu ölümle ilgili yargılamalara ilişkin “Bir müddet sonra Yıldız Sarayı’nda daha doğrusu parkında Çadır Köşkü denen yerde kurulan mahkemede padişahın katliyle suçlanan devlet adamları yargılandılar. Darbeyi yapanlar daha önceden padişaha ve ailesine yapılan muameleden son derece müteessir olan ve Sultan Abdülaziz’in genç haremi Neşerek Kadınefendi’nin kardeşi olan Çerkes Hasan Bey, Serasker Hüseyin Avni Paşa’nın başkanlık ettiği toplantının yapıldığı odaya dalarak birtakım önemli kişiyi öldürdü” şeklinde konuştu.

TANIKLIKLAR VE İNTİHAR İDDİASI

Sultan Abdülaziz’in ölümü üzerine yıllardır dile getirilen iddialardan biri de kızı Nazime Sultan’ın tanıklığıydı. Buna göre Nazime Sultan, “Babasının iri yarı 8 adam tarafından sarayda yakalanıp yere yatırıldığını ve bileklerinin usturayla kesilerek öldürüldüğünü söyledi.” iddiasını paylaştı.

Prof. Dr. İlber Ortaylı ise intihar ihtimaline sıcak bakmadığını belirterek “Padişahın intiharına da olayın nasıl geçtiğine dair Yıldız Mahkemesi’ndeki zabıtlara da inanmıyorum. Yıldız Mahkemesi’ndeki kayıtlar, zabıtlar hukuka ve usule uygun değildi. Mesela itiraf eden mabeyinci Fahri Bey’in ifadesi ağır işkence altında alınmış. Abdülaziz çok dindar bir kişiydi. Dindar bir adam mümkün değil intihar etmez. Sağ ve sol kolunu da bir makasla kesmiş olamaz. Orada bazı suçlu şahıslar var ama bazılarının suçlu olup olmadığı belli değil. Olayı planlayan Hüseyin Avni Paşa’nın yakın dostu olan Mithat Paşa arada kaydırılmış. Yoksa kendisi cinayete karışmış ya da planlamış değil, ama o cuntanın adamı. Onun için onu da affetmeyip bitirdiler. Genç Osman vakasında olduğu gibi hal edilen bir padişahın katlinden hanedan çok çekinir. Vakur bir padişahtı, gördüğü muameleye dayanamayıp intihar etti diyebilirler ama olayın gerisinde bir tertip var. Bence padişahın öldürüldüğü çok açık” ifadelerini kullandı.

HANEDAN İÇİ ÇEKİŞMELERİN ROLÜ

Yeni yayınlanan bilgilerin, sultanın ölümünde hanedan içindeki iktidar çekişmelerinin belirleyici olduğunu gösterdiği aktarıldı. Prof. Erhan Afyoncu, Sultan Abdülaziz’in oğlu Halife Abdülmecid’in hatıralarında bu çekişmelere dikkat çekildiğini belirtti. Afyoncu’ya göre, Murat Bardakçı’nın “Halife Abdülmecid Efendi, Hatıralar” adlı kitabında kaleme alınan bilgiler, olayın arka planını aydınlatma potansiyeli taşıyor.

VERASET SİSTEMİ ÜZERİNDEKİ GERGİNLİK

Hatıralardan aktarılan bilgilere göre süreç şu şekilde gelişti: "Sultan Abdülaziz, Mısır Hıdivi İsmail Paşa'nın uzun müddet devam eden ısrarları üzerine yayınladığı bir fermanla hıdivlik makamının artık sadece İsmail Paşa'nın soyundan gelenlere ait olmasını kararlaştırmıştı. Mısır hıdivliğine veraset usulünde yapılan bu önemli değişikliğin ardından Osmanlı veraset sisteminde de değişikliğe gidileceği ve Sultan Abdülaziz'in ardından tahta onun soyundan gelenlerin geçecekleri yolunda bir söylenti çıktı.

İsmail Paşa'nın annesi, Pertevniyal Valide Sultan'ın da veraset kurallarını torunu Yusuf İzzeddin Efendi lehine değiştirmek istediğini hissederek Pertevniyal Valide ile torunlarından birini, yani Sultan Abdülaziz'in büyük kızı Saliha Sultan'ı oğlu Hıdiv İsmail Paşa'nın Emirgân'daki yalısına davet etti. Davette hiç alışılmadık bir iş yapıldı ve Saliha Sultan ile İsmail Paşa'nın oğullarından İbrahim Paşa'nın nişanlandıkları duyuruldu." Bu gelişmenin ardından hanedan üyeleri arasında veraset sistemine yönelik kaygı arttı.

GELİŞEN İTTİFAKLAR VE DARBE ORTAMININ OLUŞMASI**

Afyoncu’nun aktardığı bilgilere göre hanedan içinde yeni ittifaklar şekillendi: “Bu nişan daha sonra Sultan Abdülhamid tarafından iptal edilecekti ama haberin ardından veraset sisteminin değiştirilerek Yusuf İzzeddin Efendi'nin veliahdlığa getirileceği söylentilerinin yoğunlaşması üzerine Veliahd Murad Efendi ile annesi Şevkefser Kadınefendi daha da telaşlandılar. Etraflarındakilerin de kışkırtması padişaha karşı husumetlerini daha da arttırdı. Serasker Hüseyin Avni Paşa ile temasa geçtiler. Ayrıca Şehzade Murad'ın tahta çıkması hâlinde Meşrutiyet'i ilân edeceği vaadi ile Midhat Paşa'yı da kendi yanlarına çektiler. Şevkefser Kadınefendi ise padişahın devrilmesini çabuklaştırabileceği düşüncesiyle büyücüleri dolaşmaya başladı.”

Sultan Abdülaziz (1)

DARBEYE GİDEN SÜREÇ

Hatıralara göre süreç şu şekilde ilerledi: “Devreye o sırada ikinci veliahd konumunda olan ve Sultan Abdülaziz ile Murad Efendi taraftarlarının ortadan kalkmaları hâlinde tahtın kendisine geçeceğini düşünen Şehzade Abdülhamid girdi. Bütün çabası, gerginliğin kendisi lehine neticelenmesiydi ve hanedan içerisindeki bu çekişme, Hüseyin Avni Paşa'nın darbesine zemin hazırladı. Valide Sultan ise, hal' söylentilerinin yoğunlaşması üzerine tehlikenin ancak veraset sisteminin değiştirilmesiyle bertaraf edileceğine inanmıştı ve devletin önde gelenlerini bu düşünce etrafında birleştirmeye çalışıyordu. Bütün bu gelişmeler, Yusuf İzzeddin Efendi'de zaten mevcut olan saltanat hevesini daha da arttırırken, Sultan Abdülaziz, oğlu Abdülmecid Efendi'nin ifadesiyle, bazı alanlarda kifayetsiz kaldığı ve devlet adamlarından da yardım istemediği için zaaf gösterdi ve feci akıbetine engel olamadı.”

ABDÜLHAMİD’İN HATIRALARI

Süreçle ilgili hatıralarda şu ifadeler yer aldı: “Sultan Abdülaziz harcanmış bir itimadın, Yusuf İzzeddin Efendi de bir hıyanetin kurbanı olmuşlar ve Yusuf İzzeddin Efendi babasına, padişahına, halifesine ve neticede vatanına ihanet etmiş, tarihe bir mücrim olarak geçmiştir.”

Bir başka notta ise şu ifadeler aktarıldı: “...Pederimin son dakika-i hayatına gelince, büyük bir yanlışlık var. Tabiîdir ki, rivayete dayalı olan olaylar doğru olamaz. Zaten bütün dünyaya bu elem verici olayı tertip edildiği surette bildirilmesiyle maalesef henüz hakikat ortaya çıkamamıştır. Sevgili pederim hakan-ı mağfur Abdülâziz Han Hazretleri intihar etmemiştir, şehiddir. Ben bu felaketin korkusuz şahidiyim. Ömrümün son anına kadar yaralı kalbimden o acı hatıratı bütün hakikatle muhafaza edeceğim.”

NTV

Kaynak: Haber Merkezi