Liv Hospital Samsun'dan Klinik Psikolog Enise Öziç, çocukların duygusal gelişiminde ailenin belirleyici rol oynadığını belirterek ebeveynlere yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Ailenin, çocuğun kendini tanıdığı ve duygularını öğrenmeye başladığı ilk sosyal alan olduğunu ifade eden Öziç, ebeveynlerin çocuk açısından "ayna" görevi gördüğünü söyledi.

Öziç: "Anne ve baba duygularını nasıl yaşıyor ve yansıtıyorsa, çocuk da benzer şekilde duygularını öğrenir ve ifade eder. Çocuğun duygularını tanıyabilmesi, anlamlandırabilmesi ve düzenleyebilmesi sağlıklı gelişim açısından son derece önemlidir. Duygusunu tanıyabilen bir çocuk, zamanla bu duyguyu sakinleştirmeyi öğrenir ve kendini daha iyi ifade edebilen, özgüvenli bir birey olarak gelişir" diye konuştu.

EBEVEYN YAKLAŞIMI

Ebeveyn tutumlarının çocukların duygusal gelişimi üzerindeki etkisine dikkat çeken Öziç, genel olarak iki farklı ebeveyn yaklaşımından söz edilebileceğini belirtti.

Günde 5-6 bardak içenler dikkat! Uzmanı uyardı: Boğaz ağrısına iyi geliyor ama fazlası zarar
Günde 5-6 bardak içenler dikkat! Uzmanı uyardı: Boğaz ağrısına iyi geliyor ama fazlası zarar
İçeriği Görüntüle

Öziç, bu yaklaşımlardan birinin çocuğun yaşadığı duyguyu reddeden, diğerinin ise duyguyu kabul ederek çocuğa yön veren yaklaşım olduğunu ifade etti.

"Duyguyu kabul eden ebeveynlerin çocuklarında daha az davranış problemi görüldüğü ve stresle başa çıkma becerilerinin daha gelişmiş olduğu araştırmalarla ortaya konmuştur" diye konuştu.

DUYGULARIN İSİMLENDİRİLMESİ ÖNEM TAŞIYOR

Çocuğun beyin gelişiminin ilişkiler içerisinde şekillendiğini belirten Öziç, yaşanan duyguların isimlendirilmesinin de çocukların duygularını düzenlemesine yardımcı olduğunu söyledi.

Öziç: "Çocuğa 'üzgünsün' demek aslında onun duygusunu düzenlemesine yardımcı olur. Ebeveynin sakin kalması da çocuğun sinir sistemini olumlu yönde etkiler. İsimlendirilen duygu artmaz, aksine yatışır" ifadelerini kullandı.

“DUYGUYU REDDETMEK EN SIK YAPILAN HATA”

Ebeveynlerin çocukların duygusal gelişimi sırasında yaptığı en yaygın hatalardan birinin yaşanan duyguyu reddetmek olduğunu belirten Öziç, kullanılan bazı ifadelerin çocuğun kendi duygularını yanlış değerlendirmesine neden olabileceğini söyledi.

Öziç: "'Ağlama', 'abartıyorsun' gibi ifadeler, çocuğun kendi duygusunu yanlış olarak algılamasına neden olabilir. Oysa çocuk yoğun bir duygu yaşadığında düzeltilmekten çok anlaşılmaya ihtiyaç duyar" dedi.

EMPATİ VE SINIR BİRLİKTE KURULMALI

Çocuğun duygusunu anlamanın, çocuğun sergilediği davranışı onaylamak anlamına gelmediğini belirten Öziç, ebeveynlerin empati kurarken aynı zamanda sınır koyması gerektiğini ifade etti.

Öziç: "Çocuğun duygusunu anlamak, davranışını onaylamak anlamına gelmez. Örneğin öfke yaşayan bir çocuğa 'öfkelendiğini anlıyorum' denilebilir ancak aynı zamanda 'vurmak doğru bir davranış değil' diyerek sınır koymak gerekir. Bu yaklaşım hem empatiyi hem de sağlıklı sınırları birlikte içerir" şeklinde konuştu.

“MÜKEMMEL EBEVEYN YOKTUR”

Ebeveynlerin öncelikle kendi duygularını nasıl yaşadıklarını ve yönettiklerini sorgulamalarının önemli olduğunu belirten Öziç, bu konuda zorlanan ebeveynlerin destek alabileceğini söyledi.

Öziç: "Her ebeveyn önce kendi duygularını nasıl yaşadığını ve yönettiğini sorgulamalıdır. Eğer bu konuda zorlanılıyorsa destek almak önemlidir. Çünkü çocuklar çoğunlukla ebeveynlerini rol model alır. Mükemmel ebeveyn yoktur, yeterince iyi ebeveyn vardır" dedi.

ÇOCUKLARLA KALİTELİ ZAMAN ÖNEMLİ

Çocuklarla kaliteli zaman geçirmenin de duygusal gelişim açısından önemli olduğunu belirten Öziç, ebeveynlerin günlük yaşam içerisinde çocuklarını gerçekten dinledikleri özel bir zaman dilimi oluşturmasını önerdi.

Öziç: "Her gün sadece 10 dakika bile olsa çocuğunuzu gerçekten dinlediğiniz bir zaman dilimi oluşturmak, onun anlaşıldığını hissetmesini sağlar ve duygusal gelişimine büyük katkı sunar" diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: İHA