Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, çocukların okula uyum süreci, okul reddinin nedenleri ve ebeveynlerin bu dönemde çocuklara nasıl yaklaşması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu. Çocukların okula başlarken yaşadığı bazı uyum sorunlarının doğal bir süreç olduğunu belirten Kilit, özellikle okulun ilk ayında yaşanan isteksizlik ve ayrılık kaygısının takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

OKUL SORUMLULUK VE SOSYAL ORTAM DEMEK

Tatil döneminde geç yatılması nedeniyle çocukların biyolojik ritminin bozulabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Bir hafta, on beş gün öncesinden erken yatıp erken kalkmaya başlanmadığında okulun ilk bir haftası biraz zor geçer; çünkü o biyoritmin tekrar yakalanması gerekir” dedi. Tatil dönüşünde yetişkinlerin de işe dönmek konusunda zorlanabildiğini hatırlatan Kilit, okulun çocuklar açısından da benzer bir anlam taşıdığını belirterek, “Okul da çocuklar için aynı şeydir. Tatil, eğlencenin söz konusu olduğu bir durum; iş ve okul ise sorumluluk gerektiren bir durumdur. Bu yüzden ilk etapta çocukların ‘okula dönmek istiyoruz, okula götürün’ şeklinde bir tepki vermelerini beklemiyoruz. ‘Tatil de güzeldi, yine mi başladı bu okul, yine mi döndük buralara?’ gibi söylenmelerini doğal karşılayabiliriz. Çünkü okul; işin açıkçası sorumluluk demek, sosyal ortam demek. İş ortamlarımızın küçültülmüş hali” diye konuştu.

Uzmandan Okul Reddi Uyarısı Bir Ayı Aşan Isteksizliğe Dikkat (3)

YKS ek tercih sonuçları ne zaman açıklanacak? Sonuçlar nereden öğrenilecek?
YKS ek tercih sonuçları ne zaman açıklanacak? Sonuçlar nereden öğrenilecek?
İçeriği Görüntüle

İLK BİR AYDA UYUM SORUNLARI GÖRÜLEBİLİR

Üç yaşından sonra çocukların evde kalmak yerine yaşıtlarıyla birlikte sosyal ortama girmesinin önemli olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Kilit, erken yaşta sorumluluk ve paylaşım öğrenmenin okul hayatına uyumu kolaylaştırabildiğini söyledi. Kilit, “Anne çalışsa da çalışmasa da üç yaşından sonra çocuklar yaşıtlarının yanına yakışır. Hem erken yaşta sorumluluk öğrenmesi hem sosyal ortamına girmesi, paylaşımları öğrenmesi açısından üç yaşından sonra kreşe giden çocukların ilkokulla birlikte daha kolay bir uyum sağladığı görülür” dedi.

UZMANINDAN TEDBİR UYARISI

Okulun ilk ayında uyku düzeni, derslere adapte olma ve okula gitme isteksizliği gibi konularda uyum problemleri yaşanabileceğini kaydeden Kilit, “Uyku, derslere adapte olmak ya da okula gitme isteksizliği bakımlarından uyum problemleri söz konusu olabilir. Teşhisler okulun ilk bir ayı geçtikten sonra konulmaya çalışılır. Ancak çocukta çok yoğun bir okul reddi, çok yoğun bir şekilde anne babadan ayrılamama, evden çıkamama gibi bir durum söz konusuysa bunun üstünde durulması gerekir. Özellikle okulun bir ayı geçmesine rağmen hâlâ redler, ısrarlar devam ediyorsa; yani okulun tartışılabilecek bir konu olmadığını, mutlaka gitmemiz gereken bir sorumluluğumuz, bir sosyal ortamımız olduğunu, bunun bizim keyfimize kalmadığını bir şekilde kabullenmekte zorluk yaşıyorsa, bu kaygıdan, dürtüsellikten, sorumluluğu kabul etmek istememekten ötürü olabilir. O zaman mutlaka bir uzmana başvurulup bu durumun ortaya konması ve gerekli tedbirlerin alınması gerekir” diye aktardı.

Uzmandan Okul Reddi Uyarısı Bir Ayı Aşan Isteksizliğe Dikkat (2)

ANİ BAŞLAYAN OKUL REDDİ ARAŞTIRILMALI

Okula yeni başlayan çocuklarda okul reddinin daha çok ayrılık anksiyetesiyle ilişkili olabildiğini belirten Kilit, küçük çocuklarda bunun karın veya baş ağrısı gibi bedensel belirtilerle ortaya çıkabileceğini söyledi. Kilit, “Doğal ayrılık anksiyetesi süresi iki buçuk, üç yaşında ortadan kalkar; bu süreç bittikten sonra herkes yaşıtının yanına yakışır. Küçük çocuklarda bu anksiyete karın ağrısı veya baş ağrısı; somatizasyon, yani bedenselleştirme şeklinde görülür.” dedi. Ancak okul reddinin yalnızca ayrılık anksiyetesinden kaynaklanmadığını vurgulayan Kilit, farklı psikiyatrik ve davranışsal sorunların da okul reddine neden olabileceğine dikkat çekerek, “Davranış problemleri de okul reddi sebebi olabilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, disleksi gibi çocuğun algısında veya odaklanmasında problem yaratan durumlar; dürtü kontrol bozuklukları, karşıt olma ve karşıt gelme gibi bozukluklar; sosyal fobiye kadar varıncaya dek diğer kaygı bozuklukları okul reddi sebebi olabilir. Bu sebepler nedeniyle isteksizlik yaşayan çocuklarda genellikle problemli gidişler zaten olmuştur. Şimdiye kadar hiçbir problem yaşamayan çocukta bir anda isteksizlik oluyorsa bu kırmızı bayraktır. Çocuğun okulda ne yaşadığını mutlaka düşünmek gerekir. Akran zorbalıklarından yanlış yaklaşmalara kadar her şey akla getirilmeli. Ani tutum değişiklikleri göz ardı edilmemeli. Ruhsal, fiziksel her türlü travmanın araştırılması gerekir” ifadelerini kullandı.

MÜKEMMELİYETÇİ TUTUM ÇOCUĞU OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİR

Ebeveynlerin bilinçsiz tutumlarının çocuklardaki okul kaygısını tetikleyebileceğini veya artırabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, özellikle mükemmeliyetçi yaklaşımın çocuk üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi. Kilit, “Mükemmeliyetçilik her alanda mutsuzluk getirdiği gibi mükemmeliyetçi anne baba tutumu da çocuğu mutsuz eder. Çocuk başarısızlığı kabul edemez, hatta 100 üzerinden 98 puan alsa ağlayacak konuma gelebilir. Bu açıdan risklidir ve bu tarz tutumlardan uzak durulması gerekir.” dedi. Çocukların başka çocuklarla kıyaslanmasının ve sürekli eleştirilmesinin de fayda sağlamayacağını belirten Kilit, “Bu, çocuğun öz güvenini kırar. Çocuğun iyi özelliklerini ortaya çıkartarak, fazla tiyatral olmadan ama hep iyi özelliklerini destekleyici bir şekilde devam etmek önemlidir. Bu tavırlara rağmen çocukta ciddi bir sorumluluk alma konusunda problemler varsa; karşıt olma ve karşıt gelme gibi genel otorite problemi, söyleneni yapmamak gibi başka problemler bulunuyorsa bir uzmandan destek almak gerekir. Anne babanın ‘Sen elinden geleni yap, biz senin elinden gelene razıyız. Odaklanmayla ilgili bir sıkıntın varsa o konuda da yanında duracağız.’ şeklindeki tutumu en doğru tutum olur.” diye konuştu.

EBEVEYNLER DENGELİ BİR YAKLAŞIM BENİMSEMELİ

Veli katılımı konusunda farklı yöntemlerin uygulanabileceğini belirten Kilit, okulun ilk döneminde çocuğun ebeveyninden kademeli olarak uzaklaştırılabileceğini söyledi. Kilit, “Kapıyı tamamen kapatmayı, ‘bir gün bile beklemeyin, ağlarsa ağlasın’ şeklindeki tavrı doğru bulmuyorum. Okulun ilk bir ayının günahı olmaz. En azından ilk ay anne yavaş yavaş uzaklaştırılabilir; önce kapının dışında, sonra bahçede bekler. Bir ay geçmiş, hâlâ bir çocuk annesine yapışıyorsa, o zaman çocuğun ekstra bir tedavi alması gerekiyordur, ayrılık anksiyetesi vardır ve bunun kabul edilmesi gerekir” dedi. Ebeveynlikte aşırı müdahaleci veya tamamen serbest iki yaklaşımın da dengelenmesi gerektiğini ifade eden Kilit, “Bir şeyin azı da fazlası da zarar verebilir. ‘Eti senin kemiği benim’ diye bir sistem olmayacağı gibi ‘öğretmen sesini bile yükseltemez’ diye de bir sistem olmaz. Öğretmen otorite kurarken birazcık ses yükselecektir, ‘orada travma oldu burada travma oldu’ diye bir şey yok. İnsan büyürken bir miktar travma da yaşaması gerekir; bizi şekillendiren budur. Bu yaşta okula gönderilmeyen çocuk ileride işe nasıl gönderilecek? 18 yaşından sonra kimseye gökten bir şey inmiyor. Sorumluluk duygusunu, paranın varlığını ve yokluğunu, vazgeçmeyi, sabretmeyi hep belirli yaşlarda öğrenmemiz lazım. Sonsuz hak diye bir şey yoktur; herkesin hakkı, başka birinin hakkının başladığı noktada biter. Orta bir bakış açısı gerekiyor; ne helikopter anne gibi her şeye müdahale etmek ne de tamamen serbest bırakmak doğrudur. Hiç kimse ebeveynlik kursu alarak anne baba olmuyor, ancak ebeveynlik terapisi ve danışmanlığı bu sebeple var.” açıklamasını yaptı.

OKULA GİTMEK BİR SORUMLULUK OLARAK ÖĞRENİLMELİ

Özellikle üç yaşından itibaren çocukların disipline hazır hâle geldiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, disiplinin askeri bir uygulama anlamına gelmediğini, çocukların topluluk içinde yaşamayı ve başkalarının haklarına saygı göstermeyi öğrenmesi açısından gerekli olduğunu söyledi. Kilit, sözlerini, “Yavaş yavaş, oyuna dönüştürerek çocuklar belirli disiplin altına alınır. Bu askerî disiplin değil. Topluluk hâlinde yaşayan bir tür olan insanın, başkalarının haklarına saygı ve kendi haklarını koruma yönünden bir disiplin altına alınması gerekir. Sözünü dinlemesi gereken, başında bir otorite olacağını ve tartışamayacağı sorumlulukları bulunacağını öğrenmesi gerekir. Okula gidip gitmemek tartışılabilecek bir konu değildir. Bu, sabah yumurta yemekle ekmek yemek arasındaki gibi bir şey değildir; o okula gidilecektir. Bugün bunun bir kesin sorumluluk olduğunu öğrenen, yarın iş hayatına da bu şekilde devam eder. Bazı şeyler tartışılabilir, bazı şeyler tartışılamaz; okula gitmek tartışılamaz, bu bir seçenek değildir” diyerek tamamladı.

Kaynak: BÜLTEN