Günümüzde birçok kişi, iş hayatının getirdiği tempoya ayak uydurmaya çalışırken sürekli bir yorgunluk hissiyle mücadele ediyor. Fizyolojik nedenlerin yanı sıra psikolojik etkenlerin de bu durum üzerinde etkili olabileceğini belirten Medicana Ataköy Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Klinik Psk. Beldem Sekman, özellikle iş yaşamındaki stresin kronik yorgunluğa yol açabileceğini ifade ediyor.

İş Sonrası Bitkinlik Hissi Kronikleşebilir
Yoğun iş temposu, bireylerin fiziksel ve zihinsel enerjisini tüketerek günlük yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Sekman, iş sonrası dinlenme isteğinin artması, uykuyla bile geçmeyen yorgunluk hissi, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrısı, konsantrasyon zorlukları, unutkanlık, huzursuzluk ve iş veriminde azalma gibi belirtilerin kronik yorgunluğa işaret edebileceğini belirtiyor. Stres ve kaygının da bu yorgunluk hissini artırabileceğini ifade eden Sekman, iş ortamındaki olumsuz iletişimin de motivasyon kaybına yol açabileceğini söylüyor.
İş Yükünü Paylaşmak Zihinsel Yorgunluğu Azaltıyor
Çalışma hayatında yapılan en büyük hatalardan biri, iş yükünü tek başına üstlenmek oluyor. Sekman, yoğun tempoya sahip bireylerin iş bölümü yapmasının ve gerektiğinde yardım istemesinin zihinsel yorgunluğu azaltabileceğini vurguluyor. Ayrıca iş yerinde düzenli mola vermenin, kısa süreli dinlenmelerin ve çalışma ortamındaki stres kaynaklarını minimize etmenin, enerjiyi korumaya yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Uyku Kalitesi ve Fiziksel Hareketliliğin Önemi
Kronik yorgunluğu tetikleyen en önemli faktörlerden biri de düzensiz uyku oluyor. Sekman, uyumadan önce bilgisayar, telefon, televizyon ve tablet gibi ekranlardan uzak durulması gerektiğini, çünkü bu cihazların uyku kalitesini bozarak sabah yorgun uyanmaya neden olabileceğini belirtiyor. Fiziksel hareketliliğin stres seviyesini azaltmada önemli bir rol oynadığını ifade eden Sekman, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenmenin de kronik yorgunluğu yenmede etkili olduğunu söylüyor.
İş Saatleri Dışında Kendinize Zaman Ayırın
İş dışında bireylerin kendilerine hedefler belirlemeleri, hobiler edinmeleri ve keyif alabilecekleri aktivitelere katılmaları ruh sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Sekman, iş saatleri dışında işle ilgilenmenin, beyni sürekli çalışma modunda tuttuğunu ve yorgunluğu artırdığını belirtiyor. Ertesi güne ait işlerin dinlenme saatlerinde yapılmasının, bireyleri daha da tükenmiş hissettirebileceğine dikkat çekiyor.
Stres Yönetiminde Düşünce Biçimi Değiştirilmeli
Stres ve kaygı düzeyi arttıkça kronik yorgunluk belirtilerinin de şiddetlendiğini belirten Sekman, stresin büyük ölçüde olayları anlamlandırma biçimiyle ilgili olduğunu söylüyor. Kişilerin kaygı anlarında gerçekçi düşünemeyebileceğini ve bu düşünceye uygun davranışlar geliştirebileceğini ifade eden uzman, stresle baş edebilmek için düşünce biçiminin değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Uzman Desteği Almaktan Çekinmeyin
Kronik yorgunluk hisseden bireylerin öncelikle fizyolojik bir sebep olup olmadığını anlamak için uzman hekim kontrolünde vitamin ve mineral değerlerini ölçtürmeleri gerektiğini belirten Sekman, psikolojik nedenlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini de ekliyor. Eğer stres ve kaygı yönetilemez hale geldiyse, bir uzmandan profesyonel destek alınmasının, uzun vadede yaşam kalitesini artıracağını söylüyor.





