İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Afet Yönetimi ve Risk Azaltma Merkezi Müdürü ve İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Kılıç, İzmir’deki aktif faylara ve yapı güvenliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Deprem riskinde merkez üssünden çok zemin ile yapı arasındaki etkileşimin belirleyici olduğuna dikkat çeken Kılıç, kentte kentsel dönüşüm ve bina güçlendirme çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini söyledi.
“MERKEZ ÜSSÜ ÖNEMLİ DEĞİL”
İEÜ Afet Yönetimi ve Risk Azaltma Merkezi Müdürü ve İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Kılıç, önemli sismik kaynaklardan biri olan Balçova fayının bulunduğu bölgede açıklama yaptı. İzmir’deki aktif faylara ve zemin özelliklerine dikkat çeken Kılıç, kentin acilen kentsel dönüşüme ihtiyaç duyduğunu belirtti. 30 Ekim 2020’de yaşanan depremin sıklıkla “İzmir depremi” olarak adlandırılmasına değinen Kılıç, depremin Samos Adası açıklarında meydana geldiğini hatırlattı. Depremin merkez üssüne uzak olmasına rağmen Bayraklı’da ağır yıkım yaşandığını belirten Kılıç, şu "Bu aslında Samos Adası'nın açıklarında olan bir deprem. Maalesef o zaman 77 kilometre ileride Bayraklı'da 9 binamız yıkıldı, 117 vatandaşımız vefat etti. Samos Adası'nda ise sadece 2 vatandaş vefat etti. Burada en dikkat etmemiz gereken şey zemin yapı etkileşimidir. Merkez üssünün nerede olduğu önemli değil, deprem her an her yerde olabilir. Bilim henüz depremin ne zaman ve nerede olacağını tam olarak bilemiyor. Zemine uygun yapılar yapmamız gerekiyor" dedi.
“İZMİR’DE CİDDİ AKTİF FAYLAR VAR”
İzmir ile İstanbul’daki deprem hazırlıklarını karşılaştıran Kılıç, İstanbul’da 1999 depreminden sonra geçen çeyrek asırlık süreçte kentsel dönüşüm ve yeni yerleşim alanları konusunda çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. İstanbul’un depreme tamamen hazır olmadığını ancak bu konuda bir sürecin devam ettiğini belirten Kılıç, İzmir’deki yapı stokunun durumuna dikkat çekti. Kentteki binaların yaklaşık yüzde 50’sinin 1999 yılı ve öncesinde inşa edildiğini, çok sayıda kaçak yapının da bulunduğunu ifade eden Kılıç, eski binaların dönüştürülmesi veya güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kılıç, "İzmir büyük bir deprem yaşamadı ve çevresinde çok ciddi aktif faylar var. İzmir'deki binaların yüzde 50 civarı 1999 yılı ve öncesine ait. Çok sayıda kaçak yapı bulunuyor. Bu nedenle binaların acilen kentsel dönüşüme girmesi veya güçlendirme projeleriyle sağlamlaştırılması gerekiyor. Deprem ülkesinde yaşıyoruz. Merkez üssü diye bakmamamız gerekiyor. Kahramanmaraş depreminde 300 kilometre ilerideki Diyarbakır'da bile yıkımlar oldu. 11 ilimizi etkiledi. İzmir veya çevresindeki bir fayın hareketliliğinde uygun olmayan zemine yapılan yapılar yıkılacak. Yapıların da insanlar gibi bir ömrü var. Yapıların zemine uygun olup olmadığı kontrol edilmeli ve tedbir alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
MALZEMEDEN ÇALIP İNSAN HAYATIYLA OYNUYORLAR
Türkiye’deki müteahhit sayısına ilişkin istatistikleri de paylaşan Prof. Dr. Kılıç, Türkiye ile bazı Avrupa ülkeleri arasındaki sayısal farkı gündeme getirdi. Müteahhitlik sektöründe etik kurallara uyulmasının ve yapı malzemelerinin standartlara uygun kullanılmasının önemini vurgulayan Kılıç, malzemeden tasarruf etme amacıyla yapılan usulsüzlüklerin insan hayatını tehlikeye attığını belirtti. Kılıç"Türkiye'de 453 bin tane müteahhit var, bunun 300 bini aktif. Almanya'da 8 bin, Fransa'da 7 bin müteahhit var. Tüm Avrupa Birliği'nde toplam 25 bin tane var. Rant olunca, pastayı paylaşmak isteyenlerin sayısı artınca ne yazık ki ahlaksızlık ve etik eksikliği baş gösteriyor. Daha çok para kazanma hırsıyla, malzemeden çalarak insanların hayatıyla oynanıyor. Depremlerde gördüğümüz yıkımların temel sebebi budur" dedi.
“YÖNETMELİĞE UYGUN YAPILSA HASARSIZ ATLATABİLİRİZ”
Depreme karşı dayanıklı yapı üretimi konusunda Japonya ve Şili örneklerini gösteren Kılıç, bazı Avrupa ülkelerinde Türkiye’ye kıyasla daha zayıf yapıların bulunabileceğini ancak bu ülkelerin deprem riskinin aynı olmadığını ifade etti. Deprem güvenliğinde sağlam yapıların yanı sıra zeminin özelliklerinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Kılıç, inşaat sırasında malzeme standartlarından taviz verilmemesi gerektiğini söyledi. Kılıç "Japonya ve Şili'de depreme dirençli yapılar inşa ediliyor. Zemin yapı etkileşimi ile sağlam yapı inşa etmek zorundayız. Malzemeden çalmamak lazım. Beton mikserine su katıyorlar, demirden çalıyorlar. Kağıt üzerinde her şey çok iyi. Yönetmeliklerimiz güzel. 1999'dan bu yana 5 kez yönetmeliklerimiz değişti. Bunlara uygun yapılar inşa edilse hasarsız atlatabiliriz” diye konuştu.
“NEREDE AKSİYON ALACAĞIMIZI BİLİYORUZ”
Binaların mevcut durumlarının kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Gökhan Kılıç, İzmir Ekonomi Üniversitesi bünyesinde yürütülen bilimsel çalışmalara da değindi. Üniversite olarak “Dijital İkiz” projesi üzerinde çalıştıklarını belirten Kılıç, binaların bilgisayar ortamında modellenerek olası bir deprem sırasında nasıl davranabileceklerinin incelendiğini aktardı. Balçova’daki binalar için de dijital ikiz çalışmasına başlandığını söyleyen Kılıç, yapıların mevcut durumlarına ilişkin verilerin sisteme aktarıldığını ve bu modeller üzerinden binaların ihtiyaçlarının değerlendirildiğini ifade etti. Kılıç, "Yapıları dijital olarak modelliyor, ikizini alıyoruz. Herhangi bir deprem anında nerede nasıl bir aksiyon almamız gerektiğini çalışıyoruz. Örneğin Balçova'daki binaların dijital ikizi üzerinde çalışmaya başladık. Binaların verilerini sisteme girdikten sonra depremde nasıl bir davranış göstereceklerini, hangi binaya ne yapılması gerektiğini inceliyoruz. Kazısız teknolojiler, karot numuneleri ve mevcut proje bilgilerini bilgisayara aktarıp bu modellemeleri geliştiriyoruz" dedi.




