İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında gündemi değerlendiren İmamoğlu, çarpıcı açıklamalarda da bulundu. İmamoğlu açıklamasına Bolu Kartalkaya’daki yangın faciasına değinerek başladı. “Kartalkaya'daki facia konusunda sorumluların cezalandırılmasını bekliyoruz” ifadelerini kullanan İmamoğlu, “Yetkilerin sahibi olmak için yanıp tutuşanların sorumluluk almak konusunda aksi yönde davranması pes dedirtiyor. Tanju başkanımıza da selam ve sevgilerimi iletiyorum. Yetkiyi almak için hemen devreye giren iktidar, sorumluluk almaya gelince ortadan kayboluyor. Bir facia yaşandığında başka başka kurumlara pas etmeye çabalıyorlar. İşte tam da bugün ülkede yarattıkları sistem bu” ifadelerini kullandı.

‘KRİZ VE FACİA OLDUĞUNDA…’

“Türkiye genel başkanlarının tutuklanmasına alışık hale geldi” diyerek devam eden İmamoğlu, “Dün Selahattin Demirtaş, bugün Ümit Özdağ tutuklandı. Buradan hem sayın Özdağ'a hem sayın Demirtaş'a sevgi ve saygılarımı yolluyorum. Burada sorumlu sayın Cumhurbaşkanı'dır, pardon sayın AK Parti Genel Başkanı'dır. Facia sonrası kongresinde yanlış bilgiler dile getirmiştir. Saatlerce yanlış bilgi akışı sağlanması inanılmaz. AK Partili vatandaşlarımız dahil ülkede kimsenin yüzü gülmüyor. Her tarafta şiddet, çeteler... Ülkede özellikle kriz ve facia olduğunda ortadan yok oluyorlar. Birini kendilerine rakip gördüklerinde ise onu devirmek için her yola başvuruyorlar” mesajı verdi.

‘OLMAYAN RAPORUN OLDUĞU İDDİANAME’

Gerçek Gündem'deki habere göre; vatandaşın ülkenin kurumlarından memnun olmadığını ileri süren İmamoğlu, “Atamalarla, kanundan gelen güç kişiselleştiriliyor. Siyaseti bu şekilde kullanıyorlar. Dosyalar gizli denilerek bir şey açıklanmıyor ama Cumhurbaşkanı ne olacak ne bitecek her detaya hakim. Sorsan da yargı bağımsız. Basın toplantımızın adı "Turpun Büyüğü." Bugün heybeden çok acayip biri çıkacak. Olmayan raporları iddianamelere sokan biri bu. Beylikdüzü başkanlığım sırasında 2015'te yapılan bir ihale nedeniyle bu dava hala devam ediyor. 7 yıl hapis ve siyasi yasakla yargılanıyorum. Bu mesele karara bağlanacak mı bakalım. Aslında bu davayla ilgili Danıştay 2020 yılında karar verdi. Benim sorumluluğumun olmadığına dair. Ama yine de bana dava açtılar. Beş üyenin imzası vardı o kararda. Bu mesele bir bilirkişiye emanet edildi. Bu sıra dışı bilirkişi, beş üyenin kanaatini çiğnedi, bu sıra dışı bilirkişi raporuna dayanan savcı diyor ki; 'İç denetçi tarafından hazırlanan raporun İmamoğlu'na sunulmasına rağmen onun herhangi bir işlem yapmadığı için cezai sorumluluğu olduğu açıktır.' Yani diyor ki bu rapor hazırlanılıp bana sunulmuş ama ben gereğini yapmamışım. Ama böyle bir rapor yok. Ben nasıl sorumsuzluk yapabilirim olmayan rapora karşı. Ve bu rapor nasıl giriyor iddianameye? Ve olmayan raporun olduğu iddianame kabul edildi” dedi.

080Ee718 354B 4032 Be7F 6B2D09806C2 Vkwj

‘BU İSMİ SAKIN UNUTMAYIN’

“Bunlarda imzası olan kişi S.B. Bu ismi sakın unutmayın” diyerek devam eden İmamoğlu, “Danıştay'ıın beş üyesinin imzasını olduğu raporda diyorlar ki, 'Ekrem İmamoğlu'nun bir sorumluluğu olmadığı gibi kurumu kara geçirmiştir.' Bu S.B.'ye verilen tüm görevler de hep bizimle alakalı. İETT ile ilgili yapılan soruşturmada da bu bey bilirkişi yapıldı. Savcıdan uzun süre yanıt gelmedi, bu beyefendide ısrarcı olundu. S.B. İETT aleyhine asılsız bilgilerle dolu bir rapor hazırladı. S.B. çok pratik, kısa sürede hazırlıyor raporları. Danıştay denetçileri, bu beyefendinin tespitlerinin yanlış olduğunu bildiren bir yazı da yolladı. İktidardakiler gerçekten edeplerini de utanma duygularını kaybetmişler. Bizim işlerimizde bilirkişi hep S.B. İstanbul'da 8806 bilirkişi var ama bizim şansımıza hep S.B. Ne tesadüf ama... 2019'un sonbaharında göreve geldikten hemen sonra teftiş kurulumuza yetki verdim. Usulsüzlüklerle ilgiliydi bunlar ama hep döndü yargıdan nedense. Bir ihaleyle ilgili usulsüzlük konusunda mahkeme yine ne tesadüf ki bilirkişi yine S.B. olarak seçildi. S.B. 2019'a kadar son derece uslu biriyken, nedense biz geldikten sonra cengaver oldu. Bu ne S.B. sevdasıdır?” diye konuştu.

İmamoğlu açıklamalarına şu sözlerle devam etti:

“S.B. isimli biri hayatınıza bu kadar nüfuz edince araştıralım dedik biz de S.b. kim? Emekli bir vatandaş. Bilirkişiliğe kooperatifle başlıyor. Çerkezköy ve Tekirdağ davalarına bakıyor. Peki İstanbul'un bu çok ünlü bilirkişisinin Çorlu Mahkemesi'nde "sahte bilirkişi raporu hazırlama" konusunda bir davası oldu mu? O hakimler iyi biliyor. Davanın kuyruğu çoktan koptu da bunu dinleyin.

S.B., son olarak Beşiktaş ve Esenyurt operasyonlarında karşımıza çıktı. 'Alo S.B.' hemen imdada yetişiyor. 'Şak' diyorlar, 'Tak' rapor çıkıyor. Eğer bir dava İmamoğlu'na dokunuyorsa S.B. hemen karşımıza çıkıyor. Beşiktaş ve Esenyurt operasyonlarıyla İBB şirketinin ilgisi şöyle; gizli bir dosya var. Ama bu dosya aynı zamanda İETT, İGDAŞ'ı kapsıyor. Bu adam dosyalar arası ilinti kuruyor.

Fd4D2131 09A1 414F A949 E3Cd8C04D46 Qv0J

S.B. burada tek değil, iki bilirkişi daha var. 3 Ocak 2025 tarihli bir belge bakın. Ahmet Özer ile ilgili bir bölüm var. 'Özer'in belediyeyi sevk ve idare etmek görevini ihmal ve ihlal ettiği ve kötüye kullandığı hükmü kapsamında değerlendiği...' Yani 3 bilirkişinin olduğu rapor bu. Bakan bey iyi dinleyin. Kuralda şöyle diyor; 'Bilirkişilerin bir araya gelerek toplantı yapmayı ve bilirkişi raporunu birlikte hazırlamaları gerekmektedir. Kurul halinde yapılan bu görüşmeler sonrası muhalif düşüncesini dile getiren bilirkişi ayrı rapor hazırlayabilir.' Esas skandal şu, bu raporda diğer iki bilirkişinin imzası yok. Sadece S.B.'nin imzası var. Yani savcılık bu geçerliliği olmayan raporu kabul ediyor. Ayrı hazırlanan ve kabul edilmeyen bilirkişi raporunda ise Ahmet Özer'in adı yok.

Adına sahte diyebileceğimiz bir bilirkişi raporuyla bir gecede 65 yaşındaki profesörü terörist ilan edip hapse attılar. Ellerinde bir şey olmadığı için 100 gündür iddianame yazamıyorlar. Başkanımız hakkında elinizde hiçbir şey olmamasına rağmen onu nasıl hapiste tutarsınız? Sayın Adalet Bakanı duy bunları. Bunları duyup inceleyip ona göre hareket etmeni istiyorum. HSK'yı hemen bu konuda harekete geçirmelisiniz. Yargı mensuplarının iş ve işlemlerini takip etmek soruşturmak sizin bakanı olduğunuz HSK'nın görevi. Sakın bana bağımsız yargı deyip tweet atmayın. Harekete geçin. Ama bence yapamayacaksınız, gücünüz yetmez. Buradan iddia ediyorum, hadi yanıltın beni. Yapamazsınız, sözünüz İstanbul'da geçmez."

Kaynak: Haber Merkezi