Antibiyotiklerin yalnızca bakterilere karşı etkili olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Gülay Kılıç, viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanılmasının doğru bir yaklaşım olmadığını belirtti. Grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklarda antibiyotiklerin virüsleri ortadan kaldırmadığını ifade eden Kılıç, gereksiz ilaç kullanımının antibiyotik direncine katkıda bulunabileceğini söyledi.

Antibiyotik gerekip gerekmediğine hastanın belirtileri, muayene sonuçları ve gerekli görülen tetkikler doğrultusunda hekim tarafından karar verilmesi gerektiğini vurgulayan Kılıç: "Grip ve soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotikler virüsleri ortadan kaldırmaz. Bu tür hastalıklarda antibiyotik kullanılması iyileşmeyi hızlandırmadığı gibi gereksiz ilaç maruziyetine ve antibiyotik direncine katkıda bulunabilir. Antibiyotik gerekip gerekmediğine hastalığın belirtileri, muayene sonuçları ve gerekli görülen tetkikler doğrultusunda hekim karar vermelidir. Daha önceki bir hastalıktan kalan antibiyotiklerin yeniden kullanılması, başka bir kişiye reçete edilmiş ilacın alınması ya da tedavinin önerilenden farklı uygulanması doğru değildir. Antibiyotiğin gerekliliğine, dozuna ve kullanım süresine hasta kendi başına karar vermemeli; hekim önerisine uymalıdır" dedi.
GENİŞ ETKİLİ ANTİBİYOTİKLER HER ZAMAN DAHA İYİ DEĞİL
Antibiyotik seçiminde ilacın etki alanının yanı sıra enfeksiyonun türü ve hastanın klinik durumunun da dikkate alınması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Gülay Kılıç, geniş etkili antibiyotiklerin her zaman daha güçlü veya daha doğru bir seçenek olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Gereksiz yere geniş etkili antibiyotik kullanılmasının bakteriler üzerindeki direnç baskısını artırabileceğini ifade eden Kılıç, direnç gelişiminin tedavi sürecini zorlaştırabildiğini belirtti.
Kılıç: "Daha geniş etkili bir antibiyotiğin her zaman daha güçlü ya da daha doğru bir seçenek olduğu düşünülmemelidir. Antibiyotik seçimi, enfeksiyonun türüne, muhtemel etkene, hastanın özelliklerine ve gerektiğinde mikrobiyolojik test sonuçlarına göre yapılmalıdır. Gereksiz yere geniş etkili antibiyotiklere başvurulması, bakteriler üzerindeki direnç baskısını artırabilir. Hastalarımızın gerçekten ihtiyacı olduğunda elimizdeki antibiyotiklere gelişen direnç nedeniyle daha yan etkisi fazla veya daha az etkili antibiyotik kullanmak veya hastaneye yatırmak zorunda kalabiliyoruz ve hatta burada da tedavi başarısızlığı olabilmektedir. Bu nedenle uygun hastada uygun antibiyotiğin seçilmesi ve tedavinin klinik bulgulara göre yönetilmesi önemlidir" dedi.
ANTİBİYOTİK DİRENCİYLE MÜCADELEDE TOPLUMA DA SORUMLULUK DÜŞÜYOR
Antibiyotik tüketiminin azaltılması ve direnç gelişiminin düzenli olarak izlenmesinin önemine değinen Uzm. Dr. Gülay Kılıç, mücadelenin yalnızca bireysel ilaç kullanımıyla sınırlı olmadığını belirtti. Kılıç; akılcı antibiyotik kullanımı, enfeksiyonların önlenmesi, el hijyeni, aşılama ve hastanelerde enfeksiyon kontrol önlemlerinin uygulanmasının bu süreçte önemli rol oynadığını söyledi.
Antibiyotik direnciyle mücadelenin toplumun tüm kesimlerini ilgilendirdiğini ifade eden Kılıç: "Antibiyotik direnciyle mücadele; akılcı antibiyotik kullanımı, enfeksiyonların önlenmesi, el hijyeni, aşılamanın desteklenmesi, hastanelerde enfeksiyon kontrol önlemlerinin uygulanması ve direnç verilerinin düzenli izlenmesiyle mümkündür. Türkiye'de de antibiyotik tüketimi ve direnç oranlarının bilimsel veriler doğrultusunda değerlendirilmesi, doğru politikaların geliştirilmesi açısından önemlidir. Antibiyotiklerin etkisini korumak, hem bugünün hem de gelecek nesillerin tedavi imkanlarını korumak anlamına geliyor. Antibiyotikler her ateşte, her boğaz ağrısında ya da her enfeksiyon belirtisinde başvurulması gereken ilaçlar değildir. Üst solunum yolu enfeksiyonların çoğu viraldir. Gereksiz antibiyotik kullanmamak, hekim önerilerine uymak ve enfeksiyonlardan korunmaya yönelik önlemleri uygulamak bu mücadelenin temel adımlarıdır. Antibiyotiklerin gelecekte de etkili olabilmesi için onları doğru ve bilinçli kullanmalıyız" diye konuştu.





