Ege Telgraf Gazetesi'nden Nihat Ak'ın haberine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emekli maaşlarına ilişkin kabine toplantısındaki yaklaşımı, Ocak 2027 için zam beklentilerini yükseltti. Yaş, gelir ve çalışma durumuna göre farklı ödeme seçenekleri gündeme gelirken, emekliler umutla temkin arasında kaldı. Emekliler ve sosyal güvenlik uzmanları olası düzenlemeleri Ege Telgraf’a değerlendirdi.

SEÇİM PROMOSYONU!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni yıldan itibaren emekli maaşlarının iyileştirileceğine yönelik söylemlerini, olası bir erken seçimin ön hazırlığı olarak değerlendirdiklerini belirten emekli aktivist İbrahim Yılmaz, “Bize göre iktidar, milyonlarca emeklinin ekonomik çaresizliğini siyasi fırsata dönüştürmenin hesabını yapıyor. Ortada somut zam oranı yokken servis edilen iyileştirme mesajları, erken seçim öncesi maaş promosyonu ve siyasi reklam kampanyası izlenimi veriyor. Soruyoruz: Emeklinin yoksulluğu bugün mü fark edildi? Milyonların feryadı neden şimdi duyuluyor? Sandık ufukta belirince mi emeklinin sofrası hatırlandı? Biz bu açıklamaları ekonomik iyileştirmeden çok seçim yatırımı olarak değerlendiriyoruz. Emeklinin umutları üzerinden siyasi hesap yapılmasını kabul etmiyoruz. Emekli maaşı seçim dönemlerinde dağıtılacak promosyon değildir! Reklam değil, kalıcı gelir artışı istiyoruz. Emeklinin sabrı tükenirken vaatler karın doyurmuyor. Sandık hesabını bırakın, insanca yaşam hakkımızı teslim edin! Emeklinin alın terini seçim malzemesine dönüştürmeyin!” dedi.

İbrahim Yılmaz-28

PARÇALAYARAK OYUNU AL

Emeklileri bölmeye ve onların oylarını almaya yönelik çalışmalar değerlendirmesinde de bulunan Yılmaz, “Şimdi de çalışan emekliye, evi olana, 65 yaşın altındakine farklı; çalışmayana, evi olmayana, 65 yaşını geçene farklı maaş uygulamaları dillendiriliyor. Soruyorum: Dişinden tırnağından artırarak ev alanın kabahati ne? Geçinemediği için çalışmak zorunda kalan emeklinin suçu ne? 65 yaşın altında olmak suç mu? Bize göre bu söylemler, emeklileri ayrıştırarak olası erken seçimde belirli kesimlerin oyunu kazanma hesabıdır. Emeklilerin arasına fitne sokarak bir kısmına umut dağıtıp diğerlerini dışlamak sosyal adalet değildir. Emeklinin ihtiyacı seçim promosyonu değil, insanca yaşayabileceği maaştır. Yıllarca aynı ülkeye hizmet etmiş insanları bölerek siyasi kazanç sağlamaya çalışmayın! Emeklilik hakkını seçim hesaplarına kurban etmeyin. Biz ayrıştırılmak değil, hakkımızı almak istiyoruz!” ifadelerini kullandı.

‘SAVURMASALAR 40 BİN TL’

İktidarın savurganlığını emeklinin sırtına yükleme hakkının olmadığını savunan Yılmaz, “Fon skandalı patladı! Bakanların, eşlerinin, iktidara yakın isimlerin adları milyarlık kazanç iddialarıyla anılıyor. Peki, faturayı kim ödeyecek? Yine millet, yine emekli mi? Açlıktan ekmek çalan hapisle yüzleşirken, milyarları kazananlar paranın bir bölümünü iade ederek hesap vermekten kurtulacak mı? Bu nasıl adalet, nasıl vicdan? AK Parti iktidarına soruyoruz: Kamu kaynaklarını korusanız, israfı durdursanız, skandalların hesabını sorsanız emekliye 35-40 bin lira maaş vermek imkânsız mı? Emekli sefaletin pençesinde, iktidar çevreleri sefahat iddialarının gölgesinde! Birileri milyarları konuşurken emekli ekmeğini bölüşüyor! Biz sadaka değil, alın terimizin karşılığını istiyoruz. Milletin kaynakları ayrıcalıklı çevrelere değil, milletin refahına harcansın! Emeklinin hakkını teslim edin” sözleriyle sent eleştirilerde bulundu.

‘GABAR’DA PETROL BULMAYIN!’

Maaş düzenlemesini iktidarın pembe balonları değerlendirmesinde bulunan DİSK Devrimci Emekliler Sendikası Ege Bölge Baştemsilci Yardımcısı Yunus Taş, “Artık bu pembe, beyaz balonlardan bıktık! Her seçim öncesi petrol, doğal gaz müjdeleri duyuyoruz. Şimdi emekliye maaş iyileştirmesi vaat ediliyor. Bize göre AK Parti iktidarı, erken seçim hazırlığında emeklilerin umutlarını siyasi reklama dönüştürerek yeni balonlar uçuruyor. Soruyorum: Yıllardır geçinemeyen emekli şimdi mi aklınıza geldi? Emeklinin sofrasındaki ekmek küçülürken, ikramiyesiyle dört otomobil lastiği bile alamazken neden çözüm üretilmedi? Bizim artık tek hayalimiz hukuk devletinde, adaletli bir toplumda yaşamak, devletimize ve hükümetimize güvenebilmektir. Seçim öncesi reklamlardan değil, gerçek çözümlerden söz edilmesini istiyoruz” dedi.

Yunus Taş-4

‘LÜTUF DEĞİL HAKKIMIZ’

Taş, “Emekli haklıdır! Çünkü yıllarca çalışmış, primlerini ödemiş, yaşlılığında insanca yaşayabilmek için bedelini önceden yatırmıştır. Şimdi ödediği primlerin karşılığını istiyor. Kimseden sadaka, fitre, zekât, ulufe istemiyor! Emekli maaşı bir sosyal yardım değildir, kazanılmış haktır. Sosyal yardımla emekli aylığını birbirine karıştırmayın! Vatandaşlık maaşı ayrı bir konudur. Çalışamayan, engelli olan, herhangi bir nedenle üretimin dışında kalan, geçim güçlüğü çeken vatandaşımıza devlet vatandaşlık maaşı bağlar. Sosyal devletin görevi budur. Ama emeklinin hakkını sosyal yardımmış gibi göstermeye kimsenin hakkı yoktur! Emekli neden çalışıyor? Gezmek, dinlenmek, torunlarıyla ilgilenmek istemiyor mu? Mecbur olduğu için, evinde tencere kaynasın, faturalarını ödesin diye çalışıyor. Emekliye hakkını verin, zaten çalışmak zorunda kalmasın. Emekli maaşıyla sosyal yardımı aynı kefeye koymayın. Biz yıllarca ödediğimiz primlerin karşılığını, insanca yaşayacağımız maaşı istiyoruz. Devletimizden lütuf değil, hakkımızı ve adalet istiyoruz!” diye konuştu.

İzmir'de sanayi esnafından yeni site talebi: Gözler Foça-Menemen hattında
İzmir'de sanayi esnafından yeni site talebi: Gözler Foça-Menemen hattında
İçeriği Görüntüle

‘TEMEL PARAMETRELER’

Emekli aylıklarının siyasi tercihlerden ziyade istatistiksel veriler, aktüeryal hesaplamalar ve matematiksel modeller temelinde belirlenmesi gerektiğini belirten sosyal güvenlik uzmanı Necati Çetiner, “Sigortalının ödediği prim miktarı, prim gün sayısı, çalışma süresi, prime esas kazancı, fiilî mesaisi ve çalışma koşulları hesaplamanın temel parametreleri olmalıdır. Özellikle ağır ve tehlikeli işlerde çalışanların maruz kaldıkları mesleki riskler, yıpranma payları ve fiilî hizmet süresi zamları sistem içerisinde hakkaniyetle değerlendirilmelidir. Yüksek prim ödeyenle düşük prim ödeyen arasındaki nimet-külfet dengesi korunmalıdır. Aylık bağlama oranları, güncelleme katsayıları, enflasyon ve büyümeden alınan pay, herkesin anlayabileceği şeffaf bir hesaplama modeliyle ortaya konulmalıdır. Sosyal güvenlikte sürdürülebilirlik yalnızca bütçe dengesi değildir; kuşaklar arası adaletin ve kazanılmış hakların korunmasıdır” dedi.

Necati Çetiner 3

KRİTER KABUL EDİLEMEZ!

Emekli aylığının belirlenmesinde kişinin 65 yaşın altında veya üstünde olması, ev sahibi olması ya da çalışmaya devam etmesinin temel kriter olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Çetiner, “Bunlar sosyal güvenlikten ziyade sosyal yardım politikalarının konusudur. İhtiyaç sahiplerine yapılacak kira, barınma ve gelir destekleri ayrı bir sosyal yardım fonundan karşılanmalıdır. İktidarın öncelikle çözmesi gereken mesele, kök aylık sisteminin yarattığı adaletsizliktir. Kök aylık uygulaması yeniden düzenlenmeli, en düşük emekli aylığı 30 bin liralık taban seviyeye yükseltilmelidir. Bunun üzerine prim gün sayısı, prime esas kazanç ve aylık bağlama oranları esas alınarak kademeli bir maaş sistemi oluşturulmalıdır. Daha fazla prim ödeyen, daha yüksek emekli aylığı almalıdır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: EGE TELGRAF