ELA SAĞLAM - EGETELGRAF - Türkiye’de çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin yeni bir dönem başlıyor. 10 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik ile 15 yaşını doldurmayan çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulması yasaklanırken, 15-17 yaş grubundaki kullanıcılar için özel güvenlik ve gizlilik kuralları getirildi. 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girecek düzenlemenin yalnızca çocukları ve aileleri değil, sosyal medya platformlarının işleyişini de etkilemesi bekleniyor. Düzenlemeyi değerlendiren Avukat Mustafa Bilgehan Çalık, çocukların dijital ortamda korunması sorumluluğunun yalnızca ailelere bırakılmamasının önemine dikkat çekti. Çalık, “Sosyal medya şirketlerinin de sundukları hizmetleri çocukların yaşına, gelişimine ve güvenliğine uygun hale getirmesi gerekiyor. Artık mesele yalnızca zararlı içeriklerin kaldırılması değil, platformların çocuklara nasıl bir dijital ortam sunduğu” diye konuştu.

15 YAŞ ALTINA YASAK
Yönetmeliğin en dikkat çekici hükümlerinden birinin yaş sınırı olduğunu belirten Çalık, 15 yaşını doldurmayan çocuklarla 15-17 yaş grubundaki kullanıcıların hukuki durumlarının birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı. Çalık, “Burada iki farklı düzenleme söz konusu. 15 yaşını doldurmayan çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulamayacak. Ancak 15 yaşını doldurmuş, henüz 18 yaşına ulaşmamış çocukların sosyal medya kullanımı tamamen yasaklanmıyor. Bu gruba özel güvenlik tedbirleri uygulanacak. Dolayısıyla bütün çocukların sosyal medya kullanımının yasaklandığı yönündeki yorumlar doğru değil” ifadelerini kullandı. Çalık, 15-17 yaş grubundaki kullanıcıların hesaplarının gizli tutulması, diğer kullanıcılara önerilmemesi ve canlı yayın özelliğinin sınırlandırılması gibi tedbirlerin yanı sıra mesajlaşma ve reklam uygulamalarına da önemli kısıtlamalar getirildiğini belirtti.
EKRAN SÜRESİNE MÜDAHALE
Düzenlemenin yalnızca hesap açma ve yaş sınırıyla ilgili olmadığını kaydeden Çalık, sosyal medya platformlarının kullanıcı davranışlarını yönlendiren tasarımlarının da düzenleme kapsamında ele alındığını söyledi. Çalık, “Çocukların sosyal medya kullanımındaki sorunlardan biri, platformların kullanıcıları mümkün olduğunca uzun süre ekranda tutacak şekilde tasarlanması. Sonsuz kaydırma gibi sürekli yeni içerik sunan özelliklere sınırlama getirilmesi bu açıdan önemli. Çocukların davranışlarına dayalı kişiselleştirilmiş ticari reklamların yasaklanması da onların ticari amaçlarla hedef alınmasının önlenmesi bakımından dikkat çekici” dedi. Çocuk hesaplarına yalnızca takip edilen kullanıcıların mesaj gönderebilmesine yönelik düzenlemenin de yabancılarla istenmeyen iletişim kurulması riskini azaltmayı amaçladığını belirten Çalık, sosyal medya şirketlerinin teknik altyapılarını yeni kurallara uygun hale getirmesi gerektiğini ifade etti.
KİŞİSEL VERİLER KORUNACAK
Yeni düzenlemenin kişisel verilerin korunması açısından da önemli sonuçlar doğuracağını belirten Çalık, yaş doğrulama amacıyla elde edilen bilgilerin başka amaçlarla kullanılmaması gerektiğine dikkat çekti. Çalık, “Bir sosyal medya şirketinin kullanıcının 15 veya 18 yaşını doldurup doldurmadığını bilmesiyle o kişinin bütün kimlik bilgilerine sahip olması aynı şey değil. Yönetmelikte, e-Devlet üzerinden oluşturulacak ve kişinin kimliğini platforma açıklamadan yaş eşiğini doğrulayacak bir sistem öngörülüyor. Temel ilke, yalnızca gerekli bilginin işlenmesi olmalı. Çocukları korumak amacıyla getirilen bir uygulama, kişisel verilerin gereğinden fazla toplanmasına yol açmamalı” diye konuştu. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun temel ilkelerinin de gözetilmesi gerektiğini vurgulayan Çalık, çocuklara ait verilerin hangi amaçlarla işlendiği, ne kadar süre saklandığı ve kimlerle paylaşıldığının önem taşıdığını söyledi.

EBEVEYN DENETİMİNİN SINIRI
Düzenlemeyle ebeveynlere çocuklarının sosyal medya kullanımını yönetebilmeleri için yeni imkânlar tanındığını belirten Çalık, ekran süresinin sınırlandırılması, harcama limitlerinin belirlenmesi ve hesap güvenliği ayarlarının yönetilmesinin bu kapsamda değerlendirildiğini ifade etti.
Çalık, “Anne ve babaların çocuklarını dijital ortamda karşılaşabilecekleri tehlikelerden koruma sorumluluğu bulunuyor. Ancak bu sorumluluk, çocuğun özel hayatının ve mahremiyetinin tamamen ortadan kaldırılması anlamına gelmemeli. Ebeveyn denetimiyle çocuğun kişilik hakları arasında denge kurulması gerekiyor” dedi. Çocukların yaşları ve gelişim düzeyleri ilerledikçe özel hayatlarının korunmasına ilişkin beklentilerinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Çalık, ebeveyn denetiminin amacının sınırsız gözetim kurmak değil, güvenli bir dijital ortam oluşturmak olduğunu vurguladı.
HESAPLAR HEMEN KAPANMAYACAK
Yönetmeliğin yürürlük tarihiyle mevcut hesapların yeni sisteme uyum sürecinin birbirinden farklı olduğuna dikkat çeken Çalık, yaş doğrulama işlemleri için ayrıca bir geçiş süreci öngörüldüğünü belirtti. Mevcut kullanıcı hesaplarına ilişkin yaş doğrulama süreçlerinin 31 Mart 2027’ye kadar tamamlanmasının öngörüldüğünü kaydeden Çalık, yürürlük tarihinin yanlış yorumlanmaması gerektiğini söyledi.
Çalık, “Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği gün bütün mevcut çocuk hesaplarının kendiliğinden kapanacağı sonucuna varılmamalı. Düzenleme, mevcut hesapların yaş doğrulama sistemine uyum sağlaması için ayrıca bir geçiş süreci öngörüyor. Sosyal medya şirketlerinin bu süre içinde gerekli teknik ve idari hazırlıkları tamamlaması gerekiyor” diye konuştu. Hesapların sınırlandırılması veya kapatılması kararlarına karşı itiraz mekanizmalarının da önem taşıdığını belirten Çalık, başvuruların yalnızca otomatik sistemlerle sonuçlandırılmamasının kullanıcı haklarının korunması açısından önemli olduğunu ifade etti.
PLATFORMLARA YENİ SORUMLULUKLAR
Yeni düzenlemenin sosyal medya şirketlerinin hukuki sorumluluklarında önemli bir değişime işaret ettiğini belirten Çalık, çocukların korunmasının artık yalnızca içerik denetimiyle sınırlı değerlendirilemeyeceğini söyledi. Çalık, “Sosyal medya platformlarının çocuklara sunduğu hizmetin tasarımı da hukuki denetimin konusu haline geliyor. Hesapların gizliliği, öneri sistemleri, reklam uygulamaları, mesajlaşma özellikleri ve yaş doğrulama mekanizmaları çocukların korunması bakımından birlikte değerlendirilecek. Bu nedenle düzenleme, yalnızca ailelere ve çocuklara yönelik yeni bir yasak olarak değil, sosyal medya şirketlerine getirilen kapsamlı yükümlülükler bütünü olarak okunmalı” dedi. Düzenlemenin uygulamadaki başarısının platformların yükümlülüklerini ne ölçüde yerine getireceğine bağlı olduğunu kaydeden Çalık, yeni kuralların çocukların dijital ortamda karşılaştıkları riskleri azaltmaya yönelik bir hukuki çerçeve oluşturduğunu belirtti. Çalık, “Çocukların dijital ortamda korunmasıyla kişisel verilerinin ve özel hayatlarının korunması birbirine karşıt haklar değil. Sistemin başarısı, çocukların güvenliğini sağlarken temel haklarını da gözetebilmesine bağlı. Bu süreçte yalnızca çocuklara ve ebeveynlere değil, sosyal medya şirketlerine de önemli sorumluluklar düşüyor” ifadelerini kullandı.




