Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU-EGETELGRAF/ Urla'da tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, antik Klazomenai’den günümüze uzanan zengin bir kültürel mirasa sahip bir bölge. Urla’nın İçmeler mevkiinde, eski İzmir-Çeşme yolu üzerinde yer alan Çarpan Derbenti, nam-ı diğer Roma Köprüsü, bu tarihi mirasın günümüze ulaşan nadide örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Sekiz bin yıllık geçmişe sahip olan Urla’nın bilinen en eski adı Klazomenai. Limantepe Höyüğü’nde yürütülen arkeolojik kazılar, bölgenin tarih sahnesindeki önemini gözler önüne seriyor. Antik dönemde Limantepeliler ve İonlar, denizcilik faaliyetlerine uygun kıyılarda yerleşimler kurarak ticaret ve yaşam alanlarını şekillendirmişlerdi. Klazomenai ana kentine bağlı sekiz yerleşim biriminden biri olan Hypokremnos’un, günümüzde İçmeler ile Gülbahçe arasında bulunduğu tahmin ediliyor.

ROMANIN BARIŞ DÖNEMİ İZLERİ
Büyük İskender döneminde bile önemini koruyan bu bölgede, Aleksandria Oyunları’nın düzenlendiğine dair antik kaynaklar bulunuyor. Roma hâkimiyetinin Anadolu’ya yayılmasıyla birlikte yerleşim alanları genişlemiş, korunaklı merkezlerden kırsal alanlara göçler hızlanmış ve bölgede Romanın barış dönemi izleri başlamış. Bizans döneminde ise Urla ve civar yerleşimleri, mor salkımlı üzümler ve tarım alanlarıyla ön plana çıkmış.
Türklerin yedi yüzyıl önce bölgeye yerleşmesiyle Urla ismi resmiyet kazanmış, kıyılara yakın köyler kurulmuş ve Malkoç Köyü Malgaca Ovası’nda şekillenmiş. Çeşme Limanı’nın XV. ve XVI. yüzyıllarda Anadolu’nun batıya açılan kapısı olmasıyla, Malkoç Köyü ve çevresi stratejik önem kazanmış, ticaret yolları köprüler aracılığıyla güvence altına alınmıştı.

1519 tarihli Piri Reis haritasında Çarpan Derbenti adıyla işaretlenen köprüler, Çeşme-Urla ticaret yolunu koruyan derbent teşkilatının varlığını da ortaya koyuyor. Bu köprüler, dalgalı denizlere ve taşkınlara karşı dayanıklılığıyla bölgenin ekonomik hayatına güç katmış, yerleşim alanlarının güvenliğini sağlamış. Bugün ise köprülerden biri yıkılmış olsa da, üç gözlü yuvarlak kemerli diğer köprü hala ayakta ve kullanılabilir durumda.
Çarpan Derbenti, yalnızca bir köprü olmanın ötesinde, Urla’nın tarihsel dokusunun bir simgesi olarak öne çıkıyor. Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalan izleriyle, bölgeye gelen ziyaretçilere zamanda yolculuk hissi yaşatıyor. Limantepe’nin arkeolojik mirası ve İçmeler’in doğal güzellikleriyle birleşen bu tarihi yapı, Urla’nın geçmişine ışık tutmaya devam ediyor.



