Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU - EGE TELGRAF/ Teleferiğe bindiğinde kabin yavaşça hareket eder; altındaki şehir küçülür, gökyüzü genişler. Körfez’in mavisi gözlerinin önüne serilir, ağaçların arasından yükselirken rüzgâr saçlarını okşar. Yukarıya vardığında İzmir’i başka bir açıdan görürsün: geniş, sakin ve uzaktan bakıldığında daha güzel. Göğe yükselmek, aslında kalbine inmek gibidir.
DENİZLE ORMANIN DANSI
Teleferikten indikten sonra kısa bir yolculukla İnciraltı Kent Ormanı’na geçersin. Burada deniz kıyıya vururken, çam ağaçlarının gölgeleri yürüyüş yoluna düşer. Aileler bisiklete biner, çocuklar uçurtma uçurur, yaşlılar banklarda çay içer. İnciraltı, kalabalık şehrin göbeğinde bir nefes borusu gibidir; huzurun çıplak ve sahici hâlidir.
“BİR SAATTE İKİ DÜNYA”
İzmir merkezden ESHOT otobüsleriyle kolayca Balçova’ya ulaşırsın. Teleferikten sonra birkaç durak daha giderek İnciraltı kıyısına varırsın. Toplamda bir saat bile sürmeden, hem göğe yükselmiş hem de denizin kenarında yürüyüş yapmış olursun. İşte bu yüzden insanlar buraya geliyor: tek bir günün içinde iki masal kapısı aralanıyor.
NE YENİR, NE İÇİLİR?
Balçova çevresinde küçük lokantalar ve esnaf restoranları vardır; ev yemekleriyle karnını doyurabilirsin. İnciraltı’nda sahil boyunca salaş balıkçılar, midye tezgâhları ve çay bahçeleri uzanır. Çocuklu aileler uygun fiyatlı gözleme ve ayranla karnını doyurur, gençler midye tava ya da mısır alıp deniz kenarında vakit geçirir. Burada yemek, sadece doymak değil; günün ritmini paylaşmaktır.

SONBAHARIN IŞIĞI, KIŞIN DİNGİNLİĞİ
Ekimde deniz hâlâ ılıktır, sahil yürüyüşleri akşam üstü altın bir ışığın altında yapılır. Kış aylarında kalabalık azalır, sahil sessizleşir, yalnızca denizin sesi kalır. Teleferikten görünen İzmir manzarasıysa mevsimden bağımsızdır; yağmurda, güneşte, bulutların arasından her zaman masalsıdır.
“HERKES NEDEN BURAYA GİDİYOR?”
Çünkü burası şehirden çıkmadan şehirden uzaklaşabildiğin ender yerlerden biridir. Bir saat içinde hem gökyüzüne yükselir hem de denizin kıyısında nefes alırsın. Pahalı tatillere gerek kalmaz, büyük hazırlıklara lüzum yoktur. İzmir’in içinde gizlenmiş bu iki masal kapısı, herkesin kolayca açabileceği bir sırdır.



