Nihat AK/EGE TELGRAF- Son dönemde faiz oranları yüzde 50'nin üzerine çıkarken, mevduat faizlerinde de dikkat çekici yükselişler yaşandı. Bu durum, reel sektördeki üreticiler için kredi maliyetlerini yüzde 60'ın üzerine çıkararak zorlu bir ekonomik tablo sundu. İş dünyasının temsilcileri, artan kredi faizlerinin yatırım ortamını giderek daha da zorlaştırdığını belirterek, ekonomiye yönelik önemli uyarılarda bulundular.

‘ÜRETİM İÇİN REFORM’
Üretimdeki çarkların yeniden tam kapasite döndürülmeden güçlü bir ekonomiye ulaşılamayacağını belirten Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) Başkanı Semiha Güneş, “Girişimcilerimiz gün be gün artan girdi maliyetleriyle mücadele ediyor; elektrik, su, kira, ulaşım ve personel ücretleri gibi alanlarda yüksek maliyetler, iş dünyamızın belini büküyor. Yüksek girdilerle üretilebilen ürünlerin daha pahalı fiyatlarla satışa sunulması zorunluluğu doğuyor. Alım gücü azalan yurttaşlarımız, bu ürünleri satın almakta zorluk çekiyorlar. İş dünyası bu zorluklar sarmalında rotasını bulmaya çalışırken, mevduat ve kredi faizleri yükseldi. Ne yazık ki çevremizde krediye erişebilen neredeyse kimse kalmadı. Ancak ekonomik belirsizlikleri çözmek için sadece mevduat ve kredi faizlerinin düşürülmesi yeterli olmayacaktır. Güçlü ekonomiye ulaşabilmemiz için öncelikli olarak her sektörde üretim yapmamız gerekiyor; inşaattan tarıma, tekstilden makine imalatına kadar birçok alanda üretimin önünü açacak köklü bir ekonomik reforma acilen ihtiyaç duyulmakta. Aksi takdirde bu zor dönemde pansuman tedavilerle ve basit çözümlerle ilerlemek imkansız olacaktır” dedi.

‘SON DÜZLÜK DESTEĞİ’
Üretim şartlarının düzeltilmesi için girişimcilerin çok fazla vaktinin kalmadığını vurgulayan İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İZSİAD) Başkanı Hüseyin Cengiz, “Günümüzde finansmana erişim zorluğu zaten mevcutken, finansmanın maliyeti de artmaya devam ediyor. Artan faiz oranları nedeniyle, özellikle finansmana zor erişen firmalar, yüksek maliyetlerle kredi bulmaya çalışıyorlar. Bu durum, işletme sermayesi olarak kullanılan bu kredilerin üretim girdi maliyetlerini artırmasıyla sonuçlanıyor. Yüzde 60 kar etmeyen bir sektörün mevcuttaki yüzde 60’lık kredi faiziyle finansmana ulaşması akıl karı değildir.
Üretici ve ihracatçı firmalara düşük oranlı kredi desteği sağlanmalıdır. İstihdamı yoğun olan sektörlere vergisel avantajlar sunulabilir, örneğin asgari ücretin vergi yükü azaltılabilir. Piyasanın daralmasıyla birlikte istihdam azalıyor ve bu durum gün geçtikçe daha belirgin hale geliyor. İstihdamı artırmak veya mevcut istihdamı korumak için artan üretim maliyetleri karşısında firmalara destek sağlanmalıdır. Geçmişte, istihdama dayalı kredilendirmeler ve kredi destekleri dönem dönem uygulandı. Bu tür uygulamalar tekrar hayata geçirilebilir. Son düzlüğe girdik. Eğer bir çözüm üretilecekse, bunun acilen şimdi yapılması gerekmekte; çünkü üretimi devam ettirebilmek için elimizde fazla zaman kalmadı. Üreticilerimiz rekabet etmekte ve üretimde ciddi zorluklar yaşıyorlar. Devletin bu noktada etkin bir destek programı oluşturması gereklidir” ifadelerini kullandı.

Bakan Mehmet Şimşek’in aylar süren çalışmalarının İmamoğlu olayıyla hedefine ulaşamadığına vurgu yapan ekonomist Murat Kartalkaya, “Bakan Şimşek'in döviz bağımlılığını azaltmayı ve Türk Lirası'na dönüşü sağlamayı amaçlayan para politikası, döviz çekmek ve dolarizasyonu azaltmak için önemli adımlar atıyordu. Bu hedefe ulaşmış olsaydı, yapısal reformlar da gündeme gelebilecekti. Ne yazık ki, tam başarıya ulaşmak üzereyken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ilgili gelişmeler, yabancı yatırımcılar arasında var olan tedirginliği artırdı. Birçok yabancı yatırımcı hızla Türkiye'den çıkış yaptı ve ekonomik dengeler alt üst oldu. Kısa bir süre içinde büyük miktarda döviz çıkışı gerçekleşti ve bu süreç, güvenin kolay kolay geri gelmeyeceğine işaret ediyor. Bu durum, faizlerin düşmesi ve bankaların kredi faizlerini gevşetmesi umuduyla planlanan enflasyon düşüşü beklentilerini de sekteye uğratıyor. Türkiye, diğer büyük ekonomik gelişmeler döneminde gördüğümüz gibi, düşük faiz ortamında büyüyen bir ülke oldu. Yatırımların artması ve imalat sektörünün canlanması bu güven ortamında yaşandı. Ancak şu an, hem yüksek faizler hem de geleceğe dair belirsizlik, yatırımcıların cesaretini kırıyor” diye konuştu.

‘SERBEST KALMALILAR’
Türkiye ekonomisinin normale dönmesi için mucizelere ihtiyaç olduğunu belirten ekonomist Kartalkaya, “Ülke ekonomisinde kısır bir döngü var. Bunu kıracak bir mucize de kısa dönemde pek görünmüyor. Eski seviyeye dönülebilmesi için bir buçuk yıl kadar bize kazandırabilmenin tek yolu var; İmamoğlu ve Özdağ gibi bütün muhaliflerin serbest bırakılması lazım. En azından ‘İktidarın ben kimseden korkmuyorum. Gerekirse de erken seçim de yaparım’ iması yaratacak ki piyasa olumluya dönsün. Dünyada Trump faktörü var. Serseri mayın gibi dolaşan bir para var. Bu delirmiş durumdaki yatırımcıların Türkiye’ye çekilmesini sağlar. Türkiye uzun vadede 100 yıldır borçlarını ödeyen bir ülke. Şu ortamda yabancı yatırımcıya yüzde 50 para kazandırabilecek bir ülke. Bu parayı uluslararası yatırımcılar Avrupa ve Amerika’da kazanabilmek için illegal faaliyetlerden kazanabilir. Türkiye ekonomisi açısından önümüz de bayağı karanlık bir bulutlu bir dönem gözüküyor.





