4-13 yaş grubundaki çocuklar yarışacaktı: Valilikten iptal kararı
4-13 yaş grubundaki çocuklar yarışacaktı: Valilikten iptal kararı
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin farklı bölgelerinde son dönemde etkili olan kuvvetli yağışlar, sel ve su baskınlarını beraberinde getirdi. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, iklim değişikliği, betonlaşma ve yetersiz altyapının yağışların afete dönüşmesinde etkili olduğunu belirtti. Türkeş, özellikle büyükşehirlerde toprağın yağışı emebileceği alanların azalmasının yüzey sellerine neden olduğunu söyledi.

YAĞIŞLAR ORTALAMANIN ÜZERİNDE

Türkiye’de son günlerde etkili olan yağışlar, İstanbul başta olmak üzere Bursa, Balıkesir, Sakarya ve Kocaeli’nin bazı bölgelerinde su baskınlarına yol açtı. Prof. Dr. Murat Türkeş, söz konusu bölgelerde son birkaç günde gerçekleşen yağışların uzun dönem ortalamalarının üzerinde olduğunu ifade etti. Kasım ayı ve kış mevsimine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Türkeş, Türkiye’nin önemli bir bölümünde yağışların mevsim normalleri civarında gerçekleşebileceğini belirtti. Batı, kuzeybatı, kuzey, kuzeydoğu ve Doğu Akdeniz bölgelerinde ise yağışların normallerin üzerinde olabileceğini dile getirdi.

KUVVETLİ YAĞIŞLAR SÜRECEK

Geçen yıl aralık ayından itibaren Türkiye’ye yağış getiren basınç ve rüzgar sistemlerinde, önceki kurak yıllara kıyasla önemli değişiklikler yaşandığını belirten Prof. Dr. Murat Türkeş, bu durumun yağışlı sistemlerin etkisini artırabildiğini söyledi. Türkeş, iklim değişikliğinin yağışların şiddeti üzerindeki etkisine ilişkin “Türkiye'ye çok kuvvetli, kentlerde sellere ve su baskınlarına yol açan yağışlı sistemlerin bu yıl da Kuzey Atlantik ve Akdeniz havzasındaki önemli sirkülasyon desenlerindeki değişiklik nedeniyle önü açıldı. Biz bu sene de normalleri civarında ve üzerinde yağış alacağız. Dünyanın büyük bir bölümünde kara ve deniz yüzeyi sıcaklıklarındaki artışlar buharlaşma ve terlemeyi arttırıyor. Atmosferde yağış yapabilecek koşullar ortaya çıkınca atmosferdeki nem miktarı da arttığı için yağışların daha kuvvetli, çoğunlukla sağanak ve gök gürültülü sağanak şeklinde düşmesi daha sık gerçekleşiyor” dedi.

YOĞUN YAĞIŞLAR SEL RİSKİNİ ARTIRIYOR

İklim değişikliği koşullarında yağışların sağanak ve gök gürültülü sağanak şeklinde görülmesinin, kısa sürede birim alana düşen yağış miktarını artırabildiğini belirten Türkeş, özellikle geçiş mevsimlerinde sıcak yüzeyle kuzeyden gelen soğuk havanın karşılaşmasının etkili yağış sistemleri oluşturabildiğini ifade etti. Türkeş, bu tür hava olaylarının kırsal ve kentsel alanlarda afete dönüşebildiğini belirterek "Yağışların sağanak, kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış şeklinde daha fazla düşmeye başlaması, son yağışlarda gördüğümüz gibi kısa zamanda birim alana çok daha fazla ve büyük miktarlarda iri yağış taneleri düşecek anlamına geliyor. İklim değişikliği koşullarında özellikle geçiş mevsimlerinde, yüzeyin hala sıcak olduğu zamanda kuzeyden alçak merkezle ya da derin bir olukla soğuk hava sokulduğunda bu karşılaşma çok etkili cephesel ya da kararsızlık yağışlarına yol açıyor. O yağışlar da kırsal ve kentsel afetlere dönüşüyor. Akdeniz Havzası'nda ve Türkiye'de yüzeyin hala çok sıcak, nemli olduğu zamanlarda bu tür afetlere yol açabilecek şiddetli yağış olaylarını bundan sonra da bekliyoruz. İklim değişikliği koşullarında küresel ısınmanın bir sonucu olarak biz yağışları daha kuvvetli, aşırı, afete yol açabilecek kadar kuvvetli olmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

“AFETLER DOĞANIN BOZULDUĞU YERLERDE YAŞANIYOR”

Kuvvetli yağışların afete dönüşmesinde kentlerin yapılaşma biçiminin ve altyapı koşullarının etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Türkeş; doğal derelerin ve akarsuların yok edilmesi, taşkın yataklarında yapılaşmaya izin verilmesi ve geçirimsiz yüzeylerin artmasının su baskını riskini yükselttiğini belirtti. Türkeş, özellikle büyükşehirlerde toprağın kısa sürede düşen yoğun yağışı emebileceği alanların azalmasına dikkat çekerek "İstanbul başta olmak üzere pek çok metropolde bu kadar kısa sürede bu kadar yüksek yağışı emebilecek bir toprak kalmadığı için yüzey seline ve su baskınlarına yol açıyor. Çok geniş alanları kaplayan, iklim direngen olmayan, coğrafyası bozulmuş kentlerde de taşkınlara, sellere, kentsel su baskınlarına yol açıyor. Afetler doğanın bozulduğu, tahrip edildiği, derelerin akarsuların yok edildiği, dere yataklarında insan etkinliklerinin yerleşmelerinin olduğu yerlerde yaşanıyor" dedi.

HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?

Sel riskinin azaltılması için yalnızca kuraklık yönetiminin değil, yağmur suyunun yönetilmesinin ve aşırı yağışlara karşı hazırlık yapılmasının da önem taşıdığını belirten Türkeş, kentsel altyapının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yağmur suyunun tahliyesini sağlayan sistemlerin oluşturulması ve doğal akarsu ağlarının yeniden onarılması gerektiğini vurgulayan Türkeş, "Kuraklık yönetiminin düşünüldüğü gibi yağmur suyu yönetimi, kuvvetli aşırı yağışların da kontrol altına alınması ve yönetilmesi gerekiyor. Kentsel altyapıyı taşkın ve yağmur suyu deşarj sistemlerini oluşturmamız ve bozduğumuz doğal coğrafyayı, akarsu ağını yeniden onarmamız gerekiyor. Başka türlü ne yerleşim alanlarını, organize sanayi bölgelerini, alışveriş merkezlerini ne de yolları ve kavşakları bu tür yağışlardan kurtarabiliriz" dedi.

Kaynak: DHA