Acıbadem Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Alper Akcan, meme kanserinin memedeki süt kanallarından veya süt üreten bezlerden geliştiğini belirtti. Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinin, tedavideki gelişmelere rağmen kansere bağlı ölümlerin ikinci sıradaki nedeni olmaya devam ettiğini ifade etti.
Hastaların çoğunlukla ele gelen bir kitleyle sağlık kuruluşlarına başvurduğunu aktaran Akcan, meme kanserinin farklı belirtilerle de ortaya çıkabileceğini söyledi.
Koltuk altında kitle oluşması, memede renk değişikliği, portakal kabuğunu andıran gamzeleşmeler, meme cildinde veya meme başında çekilme ve meme başından kanlı akıntı görülmesinin meme kanserinin belirtileri arasında yer alabileceğini kaydeden Akcan, amaçlarının bu belirtiler ortaya çıkmadan hastalığı tespit etmek olduğunu belirtti.

MEME KANSERİ TARAMALARI HANGİ YAŞTA YAPILMALI?
Erken tanı için tarama programlarının önemine değinen Prof. Dr. Alper Akcan, kadınların düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti.
Akcan, 40 yaşın altındaki kadınlarda iki yılda bir, 40 yaşın üzerindeki kadınlarda ise yılda bir periyodik kontrol yapılması gerektiğini belirtti. Tarama sürecinde 40 yaşın altındaki kadınlar için ultrasonun görüntüleme yöntemi olarak değerlendirilebileceğini söyleyen Akcan, özellikle aile öyküsü bulunan kişilerde gerekli görülmesi halinde meme MR'ının da düşünülebileceğini aktardı.
40 yaşın üzerindeki kadınlarda ise mamografik taramaların yılda bir kez yapılması gerektiğini vurguladı.
MEME KANSERİ TEDAVİSİNDE SON 10-15 YILDA ÖNEMLİ GELİŞMELER
Meme kanserinin tedavisinde son 10-15 yılda önemli değişiklikler yaşandığını belirten Akcan, özellikle ilaç tedavilerinde ciddi ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Cerrahi alanda da onkoplastik cerrahi yöntemleriyle meme koruyucu uygulamaların geliştiğini ifade etti.
Akcan: "Meme kanseri tedavisi son 10-15 yılda gerçekten çok ciddi gelişmeler gösterdi. Özellikle ilaç tedavi anlamında çok belirgin değişiklikler var. Cerrahi olarak da onkoplastik cerrahi dediğimiz yeniden meme yapma yöntemleri ya da memeyi koruma yöntemleriyle artık çok daha başarılıyız. Peki bu tedaviler neler, biraz bunlardan bahsedecek olursak; eğer bir hastada hastalık erken evrede ve yavaş ilerleyen tipte ise bu hastalarda önceliğimiz cerrahi oluyor. Cerrahi olarak da az önce söylediğim meme koruyucu cerrahi yapabiliriz ama çok odaklı bir hastalık söz konusuysa o zaman memenin içini boşaltarak ama memenin dış kısmını tamamen koruyarak bir takım cerrahi işlemler yapabiliriz ve aynı anda da yeniden meme yaparak hastaları kozmetik olarak mutlu edecek bir sonuç elde edebiliriz. Diğer taraftan lokal ileri evre dediğimiz, hastalığın koltuk altına yayıldığı, memede biraz daha ilerlediği hastalarda öncelikli tedavimiz artık kemoterapiler ya da diğer ilaç tedavileri oluyor. Neoadjuvant tedavi olarak adlandırdığımız bu tedaviler cerrahi öncesinde verilerek hastalığın evresinin gerilemesi, kitlenin küçülmesi, varsa hastalıklı lenf nodlarının iyileşmesi ve hatta genetik çalışma için zaman kazanılması söz konusu. Bu ilaç tedavisi tamamlandıktan sonra planladığımız cerrahi tedaviyi gerçekleştirebiliyoruz. Ama bazen mastektomi dediğimiz memenin tamamının alınması gereken hastalarda tedavi yanıtına bakarak bazen meme koruyucu cerrahi dediğimiz daha sınırlı cerrahiler yapabiliyoruz" dedi.
ERKEN EVREDE MEME KORUYUCU CERRAHİ TERCİH EDİLEBİLİYOR
Hastalığın erken evrede ve yavaş ilerleyen türde olduğu durumlarda önceliğin cerrahi tedavi olduğunu belirten Akcan, uygun hastalarda meme koruyucu cerrahi uygulanabildiğini söyledi.
Birden fazla odakta hastalık bulunması durumunda ise memenin iç dokusunun çıkarıldığı, dış kısmının korunduğu cerrahi işlemlerin yapılabileceğini ifade etti. Bu operasyonlarla eş zamanlı olarak yeniden meme oluşturulmasının da mümkün olduğunu belirten Akcan, böylece hastaların kozmetik açıdan da sonuç elde edebildiğini aktardı.
İLERİ EVREDE CERRAHİ ÖNCESİ İLAÇ TEDAVİSİ UYGULANABİLİYOR
Hastalığın lokal ileri evrede olduğu, koltuk altına yayıldığı veya memede daha fazla ilerlediği durumlarda tedavi yaklaşımının değişebildiğini belirten Akcan, bu hastalarda önceliğin kemoterapi veya diğer ilaç tedavileri olabildiğini söyledi.
Neoadjuvan tedavi olarak adlandırılan ve cerrahiden önce uygulanan bu yöntemlerle hastalığın evresinin geriletilmesi, kitlenin küçültülmesi ve hastalıklı lenf nodlarının iyileşmesinin hedeflendiğini ifade etti. Akcan, ilaç tedavisinin tamamlanmasının ardından planlanan cerrahi işlemin gerçekleştirilebildiğini kaydetti.
Bazı hastalarda memenin tamamının alınmasını içeren mastektominin gerekli olabildiğini belirten Akcan, tedaviye alınan yanıta göre bu hastaların bir bölümünde meme koruyucu cerrahi gibi daha sınırlı operasyonların da uygulanabileceğini söyledi.
"HER KADIN İÇİN UYGUN OLAN TARAMA MAMOGRAFİDİR"
Bazı kadınların tarama amacıyla MR istediğini belirten Prof. Dr. Alper Akcan, mamografinin meme kanseri taramasındaki yerinin korunması gerektiğini ifade etti. MR'ın her kadın için rutin tarama yöntemi olmadığını söyleyen Akcan, yanlış pozitif sonuçların hastalık olmadığı halde varmış gibi bir değerlendirmeye yol açabileceğini belirtti.
Akcan: "Kadınlarımıza üç uyarıda bulunmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi kendi kendine meme muayenesi ve hastalığın erken tanısı için en önemli basamak belki de bu. Kadınlarımızın mutlaka adetten sonraki günlerde ayna karşısında ve yatar durumda kendi kendine meme muayenesini alışkanlık haline getirmeleri ilerleyen yıllar için büyük bir yatırım olacaktır. Kadının kendi memesini tanıması, ortaya çıkan yeni bir lezyonun çok daha erken dönemde fark edilmesini sağlayacaktır. İkinci bir uyarı ise bazen hastalarımız bize başka merkezlerde eksizyonel biyopsi dediğimiz kötü huylu kitlenin alınma işlemi yapılmış olarak başvurabiliyorlar. Bu tedavide ciddi kısıtlamalara ya da gereksiz tedavilere neden olabiliyor ya da meme koruyucu cerrahi yapabileceğimiz hastalarda mastektomi dediğimiz daha büyük cerrahilere maruz bırakabiliyor hastayı. Dolayısıyla size eksizyonel biyopsi dediğimiz kitlenin alınması öneriliyorsa bunu kabul etmemenizi, mutlaka bunun yerine kalın iğne biyopsisi dediğimiz işlemin yapılmasını istemenizi öneriyorum. Bir üçüncü uyarı ise MR konusunda, mamografi konusunda. Kadınlarımız bazen bize pek çok Avrupa ülkesinde mamografinin yasaklandığını, dünyada artık mamografinin kullanılmadığını söylüyorlar. Aslında bu tamamen bilgi kirliliği. Mamografi bizim tarama olarak vazgeçebileceğimiz bir tetkik değil. Çünkü bazı öncü lezyonları bize sadece mamografi söyler. MR ise bütün kadınlarda uygulayabileceğimiz bir tarama testi değildir. Çünkü yanlış pozitiflik dediğimiz olmayan hastalığı varmış gibi gösterme durumları söz konusu olabilir. Fakat aile öyküsü olan genç kadınlarda tabii ki MR tarama testi olarak değerlendirilebilir ama rutin her kadın için uygun tarama testi MR değil, mamografidir" dedi.
KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ ERKEN TANI İÇİN ÖNEMLİ
Kadınların kendi kendine meme muayenesini alışkanlık haline getirmesi gerektiğini belirten Akcan, muayenenin adet döneminden sonraki günlerde ayna karşısında ve yatar pozisyonda yapılmasını önerdi.
Kadının kendi meme dokusunu tanımasının yeni bir lezyonun erken fark edilmesine yardımcı olabileceğini ifade eden Akcan, erken tanı açısından bu alışkanlığın önemine dikkat çekti.
KİTLE ALINMADAN ÖNCE BİYOPSİ YÖNTEMİNE DİKKAT
Prof. Dr. Alper Akcan, bazı hastaların başka sağlık kuruluşlarında eksizyonel biyopsiyle, yani kitlenin çıkarılması işlemiyle karşılaştıktan sonra kendilerine başvurduğunu söyledi.
Bu yaklaşımın tedavi seçeneklerini kısıtlayabileceğini, gereksiz tedavilere neden olabileceğini ve meme koruyucu cerrahi uygulanabilecek bazı hastaların daha kapsamlı bir operasyon olan mastektomiye ihtiyaç duymasına yol açabileceğini belirtti.
Akcan, kitle çıkarılmasının önerildiği durumlarda hastaların tedavi planını uzmanlarıyla değerlendirmesini ve biyopsi seçeneği olarak kalın iğne biyopsisini gündeme getirmesini önerdi.
MR TARAMASI HANGİ HASTALARDA DEĞERLENDİRİLEBİLİR?
Mamografinin bazı öncü lezyonların tespit edilmesini sağladığını belirten Akcan, bu nedenle tarama programlarında vazgeçilmemesi gereken bir yöntem olduğunu söyledi.
Mamografinin Avrupa ülkelerinde yasaklandığı veya dünya genelinde artık kullanılmadığı yönündeki söylemlerin bilgi kirliliği olduğunu ifade eden Akcan, MR'ın ise özellikle aile öyküsü bulunan genç kadınlarda tarama amacıyla değerlendirilebileceğini belirtti.
Akcan, rutin taramada her kadın için uygun yöntemin MR değil, mamografi olduğunu yineledi.




