İzmit Körfezi’nde son 18 yıldır kılavuz kaptan olarak çalışan deniz insanı Uluç Hanhan kitaplarıyla İzmir’in yerel denizcilik tarihiyle ilgilenenlere adeta kılavuzluk yapıyor. Yerel denizcilik tarihi araştırmacısı Hanhan ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülü’nü 2017 ve 2022 yıllarında alan kitapları “Bir Zamanlar Uzunada” ve “İzmir Körfezi Batıkları”nı konuştuk. Kitaplar üzerinden İzmir Körfezi'nin bilinmeyen batıkları, su altı arkeolojisi, dalış turizminin batıklara etkisi ve İzmirlilerin çok merak ettiği Yenikale’ye ilişkin bilgilendik.
“Uzunada, çocukluğum”
Uluç Hanhan, İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Yüksek Denizcilik Okulu Güverte Bölümü’nden mezun bir uzak yol kaptanı. 2008 yılından bu yana İzmit Körfezi’nde kılavuz kaptan olarak görev yapan Hanhan’ın çocukluğu Urla Uzunada’da geçmiş. Deniz astsubay olan babasının tayini Uzunada’ya çıkınca aile 1972-1975 arası yıl boyunca, 1976-1981 yılları arası ise yaz aylarında hep adada kalmış.
İlkokulun ilk üç sınıfını da Uzunada İlkokulu’nda okumuş Uluç Hanhan. Denize çocukluktan sevdalı olan Uluç Bey’in yolu, Türkiye’nin dördüncü büyük adası olan Uzunada ile 2015 yılında tekrar kesişmiş. Uzunada’da görev yapmış asker ailelerinin çocuklarından oluşan bir grupla birlikte adayı ziyaret etmiş. O gezide İzmir’in dış körfezinde yer alan Uzunada’nın tarihini, özelliklerini, geçmişini içeren ciddi bir kaynak bulunmadığını fark etmiş.
Kaptan Uluç Hanhan, stratejik açıdan son derece önemli bir konumda olan ve bugün Türk Deniz Kuvvetleri'ne ait bir askeri üs ve deniz komutanlığının bulunduğu Uzunada ile ilgili araştırma yaptığında doğru düzgün bir bilgiye ulaşamamış. Araştırmalarını derinleştirince adanın Osmanlı’da “Kösten-i Kebir” (Büyük Ada) olarak anıldığını gören Hanhan, şu bilgileri paylaşıyor:
“Uzunada deyince bir şey bulamazsınız, ama aramayı ‘Long Island’ ya da ‘Kösten Adası’ diye yaptığınızda bilgiler karşınıza çıkıyor. Ada Antik Yunanca’da ‘Drymoussa’, Yunanca’da 'Makronisi' ve ‘Englezonisi’ olarak adlandırmış. Rumların 'İngiliz Adası' dediği Uzunada’da çok uzun yıllar Anadolu Rumlarının yaşadığı bir ada olmuş. Bir dönem köle trafiğinin de merkezi konumunda olan Uzunada, 1. Dünya Savaşı’nda İzmir’in düşman uçakları tarafından bombalanması sırasında da itilaf devletlerince pist olarak kullanılmış. 1957 yılına kadar Kara Kuvvetleri’nin kaldığı ada o yıl Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na geçmiş.”
Sözlü tarih çalışması
Uluç Hanhan’ın “Bir Zamanlar Uzunada” kitabı bir tez titizliğinde hazırlanmış. Kitapta Uzunada’nın tarihi, yazarların gözünden adaya ilişkin kaleme alınanlar, farklı kitaplarda anlatılan Uzunada, Uzunada’nın İngiliz ve Fransızlar tarafından işgali, adadaki havacılık ve uçak faaliyetleri, işgalcilerin adadan atılışı ayrıntılarıyla verilmiş. Hanhan, Yunan kaynaklarından ulaşabildiği Uzunada bilgilerinin yanı sıra Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet gazete arşivlerindeki Uzunada’ya ilişkin haberleri de paylaşmış.
Kaptan Uluç Hanhan, kitabında İzmir’de yaşayan levantenlerden Edmund Giraud’nun kaleme aldığı “İzmir, Türkiye’de Silah, Olta ve Yatla Tatil” kitabından da yararlandığını belirtiyor. “Giraud Uzunada’ya ilişkin ayrıntılı bilgilerin yer aldığı kitabında arkadaşlarıyla birlikte teknesiyle sık sık Uzunada’ya gittiğini, Anadolu Rumları ile olan iyi diyaloğunu, orada yaptırdığı Körfez manzarasına sahip evini anlatmış. Adaya ilişkin unutulmuş pek çok önemli bilgiler içeriyor bu nadir kitap” diyor.
Bugün Uzunada’ya ilişkin bilgi almak için çok fazla kaynak kişi kalmadığından söz eden Uluç Hanhan, kitabın hazırlığı sürecinde sözlü tarih çalışması da gerçekleştirmiş. Adada doğmuş, adada yaşamış balıkçılarla yani ada çocuklarıyla, adada görev yapmış emekli askerlerle, iş insanlarıyla söyleşmiş. Hanhan, adaya ilişkin kendi izlenimlerini, yaşadıklarını ve anılarını da aktarmış.
1924-1926 yılları arasında İzmir-Uzunada arasında vapur seferleri düzenlendiğini belirten Uluç Hanhan, “Adayı 1934 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk kısa süreliğine de olsa ziyaret etmiş” diyor. Uzunada’ya ilişkin ulaşabildiği tüm bilgilerin yer aldığı kitabının bir kılavuz kitap olduğunu anlatan Kaptan Hanhan sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Adada görev yapan bazı komutanların kitabımı adaya yeni gelen askerlere oryantasyon amacıyla okumaları için verdiğini öğrendim. Adanın neresinde ne oldu, burada daha önce kimler yaşadı, adanın İzmir ve Ege için önemi nedir, hangi bitkiler yetişiyor, hangi hayvanlar yaşıyor. Adadaki tarihi eserler neler, bunları benim kitabımdan öğrenebiliyorsunuz. Bu benim için büyük mutluluk. Ne yazık ki bu değerli adamızla ilgili hemen hiçbir derli toplu kaynak yoktu. Bu kitap belki de alanında bir ilk çalışma.”
Uzunada’nın yaklaşık 100 yıl önce, 4 Haziran 1916 tarihinde düşman işgalinden kurtarıldığını anlatan Uluç Hanhan, “Bu tarih göz önüne alarak Haziran ayının ilk cumartesi günü ‘Uzunadalılar Günü’ olarak kutlanabilir” diyor. Hanhan, “Uzunada hayranı binlerce kişi adayı ziyaret edebilir. Kitabımın Uzunada’da yaşamış kişiler arasında bir köprü görevini göreceğini ve Uzunada kültürüne katkı sunacağını umuyorum” diye ekliyor.
İzmir Körfezi Batıkları
Uluç Hanhan “Bir Zamanlar Uzunada” kitabını hazırlarken ada yakınlarında yer alan ve öyküsünden çok etkilendiği bir batığın “İzmir Körfezi Batıkları” kitabı için kendisine ilham verdiğini söylüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2022 yılında Tarihe Saygı Yerel Koruma ödülü alan kitabı “İzmir Körfezi Batıkları”, bize yanıbaşımızdaki körfezin derinliklerinde yatan, pek de bilmediğimiz yerel ticari denizcilik tarihimize ilişkin ayrıntılı bilgiler içeriyor. Uzunada’yı çalışırken İngiliz Donanması’nın Monitor sınıfı gemilerinden HMS Monitor 30’un (M30) batırılmasıyla ilgili bilgilere ulaştığını anlatan Hanhan, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Türk topçu bataryaları 14 Mayıs 1916 günü 580 deplasman tonluk İngiliz Monitörü’nü makine dairesinden vurarak, çıkan yangınla batırdı. Bu olaya ilişkin Kösten Adası’nın kurtarılması harekatında görev alan Türk Birliği’nden Astsubay Başçavuş Emin Çöl, hatıralarında bu olaya yer vermiş. Gerçekten çok ilginç bir öyküydü. Öyküye ‘Bir Zamanlar Uzunada’ kitabımda yer verdim ancak bu konu bende körfezdeki diğer batıklara ilişkin bir farkındalık oluşturdu. Diğer kitabımın da yolunu açtı diyebilirim.”
“Batıklar” konusunun başlı başına bir araştırma konusu olduğunu ve pek de fazla araştırılmadığına dikkat çeken Hanhan, bu kitabını Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı işbirliğiyle hazırlamış. Kitapta İzmir Körfezi’nde yatan 30 gemi batığını anlatan Hanhan, kendisine ilham veren “Monitor 30 batığı”na ilişkin ulaştığı yeni bilgilere de yer vermiş. “Dış Körfez Batıkları”, “Yenikale Batıkları”, “Yenikale Batıklarının Çıkarılması” ve “İç Körfezde Yaşanan Kazalar ve Batıklar” bölümlerinden oluşan kitaba geniş bir belge ve efemeralar bölümü de eklenmiş.
Körfezin sadece imbat esen bir yer olmadığını söyleyen Uluç Hanhan, kitapta işlediği batık gemilerin tarihini, batış nedenlerini, batan gemilerin son günlerini yansıtmaya çalışmış. “Bu Türk denizcilik tarihinin geçmişini bilmek açısından da önemli bir konu. Kitapta buharlı, dizel, ticaret ve savaş batıklarını inceledim, arkeolojinin konusu olan antik batıklar ve yapay resifleri ele almadım” diyor.

“Yenikale’ye anıt yapılmalı”
Bu kitabında da sözlü tarih çalışmalarına yer veren Hanhan, kentin merkezindeki ve körfezdeki önemli savunma yapılarından biri olan Sancakburnu Kalesi de denilen “Yenikale”ye ayrı bir bölüm ayırmış. İlk yapılışından bu güne hep askeri bir bölge olan Yenikale’nin İzmir Körfezi’nin en dar noktasında, Piri Reis’in Sancak Burnu olarak tanımladığı yerde inşa edildiğini anlatan Hanhan şunları söylüyor:
“Yenikale Geçidi İzmir Körfezi’nin en riskli yeri olarak biliniyor. İzmir Körfezi’nde meydana gelen pek çok kaza burada gerçekleşmiş. Yenikale askeri bir bölgede olduğu için buraya giriş ne yazık ki yasak. Oysa İzmir’in çok önemli bir kalesidir Yenikale. Pek çok İzmirli de bilmez burayı. 1. Dünya Savaşı’nda İzmir savunmasının yapıldığı Yenikale’de bir anıt yapılması tüm İzmirlileri sevindirir. Alan askeri bölge olduğu için Yenikale Anıtı kalenin batısındaki sahile yapılabilir. Anıt ve anıtta kitabeyle burada 1. Dünya Savaşı’nda gösterilen kahramanlık hikayeleri, kitapta anlattığım batık gemilere ilişkin bilgiler yer alabilir.”
Doğru bilinen yanlışları düzeltme çabası: Gemi batıklarının dalış turizmi için de cazibe noktası olduğunu ancak korunması gerektiğine değinen Hanhan, kitaplarında denizcilik tarihiyle ilgili doğru bilinen yanlışları da düzeltmeye çalıştığını belirtiyor. Kaptan Uluç Hanhan, “Amacım yerel denizcilik tarihi konusunda farkındalık oluşturmak. Sadece bahriye gemilerini değil, ticari gemiler konusuda da bilgiler derlemek. Hem denizciliğe özendirmek hem de araştırmaya yöneltmek” diyor. Hanhan, Dokuz Eylül Üniversitesi İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde tez çalışmalarını sürdüren bir doktora öğrencisi olduğunu da belirtiyor.