Nihat AK/EGE TELGRAF- İzmir Tarihi Kemeraltı Çarşısı, Pazar günleri farklı bir renge bürünüyor. Hafta içindeki müdavim esnafın çalışma alanı adeta yerini mülteci işporta pazarına bırakıyor. Esnaf ile işportacılar bir arada çalışmaya çalışıyor ama mültecilerin sesi daha güçlü çıkıyor. İşportacılarda gıdadan giyime, hatta teknolojik ürünlere kadar ne aranırsa var. Çarşı imajının zedelenmesinden endişe duyan Kemeraltı Çarşısı Dernek Başkanı Semih Girgin, geçmişte işportacılarla korku filmlerini andıran günlere geriye dönmek istemediklerini vurguluyor.  

PAZARLARI DA AÇIK

Esnafın ayakta kalabilmek için tatilinden feragat ederek çalıştığına vurgu yapan Tarihi Kemeraltı Çarşısı Dernek Başkanı Semih Girgin, “Çarşımız, dünyanın en büyük açık hava alışveriş merkezi. Geçmişte vatandaşın alım gücünün yüksek olduğu dönemlerde bereketli günler geçirdi. Çarşının esnafı, haftanın altı günü yoğun bir şekilde çalışır, pazar günlerini ise ailelerine ve dinlenmeye ayırırdı. Özellikle son yıllarda ekonomideki yavaşlama nedeniyle vatandaşın alım gücü düştü. Kemeraltı esnafı da bu durumdan olumsuz etkilendi. Çarklarını döndüremeyen pek çok esnaf, haftada bir kez yaptığı tatilden vazgeçmek zorunda kaldı. Sabahın erken saatlerinde dükkan açan esnaf, akşam saatlerine kadar çalışıyor. Bu da yeterli gelmiyor dinlenme günlerinden feragat ediyor. Birçoğu artık pazar günleri de kepenk açarak giderlerini karşılamaya çalışıyor” dedi.

‘ÇARŞININ İMAJI’

Çarşının Pazar günleri farklı bir renge büründüğünü dile getiren Başkan Girgin, “Pazar günleri İzmirliler, haftanın stresini atmak ve tarihi Kemeraltı Çarşısı'nın eşsiz atmosferinde alışverişin tadını çıkarmak için çarşıya çıkmaya alışmışlardı. Esnaf da bu düzenli müşteri akışıyla sürdürülebilir bir ticaretin çarklarını döndürmeye koyulmuştu. Ancak son dönemde Kemeraltı'nda farklı bir tablo ortaya çıktı. Anafartalar Caddesi başta olmak üzere çarşının ana arterlerinde, mülteci olduğu anlaşılan kişilerin işportacılık yapması dikkat çekiyor. Bu kişiler, farklı dillerde konuşarak, memleketlerinden getirdiklerini iddia ettikleri ürünleri satıyorlar. Satılan ürünler arasında ise; parfümler, kolonyalar, giyim eşyaları, ayakkabılar ve hatta tıraş makineleri, matkaplar gibi teknolojik ürünler yer alıyor. Bu ürünlerin söz konusu mültecilerin memleketlerinde üretilmiş ve yasal yollarla ithal edilmiş olma ihtimali düşük görünmekte. Bu durum, hem sağlık açısından riskler taşıyor hem de yasal olmayan ticaret faaliyetlerinin artışına neden olarak, tarihi çarşının imajını olumsuz etkiliyor. Biz daha nezih müşterilerin çarşıya çıkması, elit bir turist kesiminin çarşıyı ziyaret etmesi için çalışırken bunların başımıza gelmesi bizleri huzursuz ediyor” ifadelerini kullandı. 

‘KAÇINILMAZ GEREKLİLİK’

Haksız rekabete göz yummamak gerektiğini belirten Başkan Girgin, “İzmir'de mültecilerin önemli bir kısmı, Basmane Oteller Sokağı çevresinde yaşamlarını sürdürüyorlardı. Kentin çeşitli bit pazarı ve semt pazarlarının kenarında ya da yakınında bir şeyler satmaya çalışıyorlardı. Suriyelilerin memleketlerine dönmeye başlamasıyla oteller sokağında kollar yeniden sıvandı. Basmane bölgesinin eski ihtişamını kazanması için projeler başlatıldı. Mülteciler, Pazar günleri Kemeraltı Çarşısı’nda tezgah açma alışkanlığını geliştirmeye başladı. Ancak bu, yüksek kira ödeyen, personelinin sigortasını yatıran, vergi yükümlülüklerini yerine getiren esnaf için haksız rekabet yaratıyor. Mültecilerin sattığı ürünler, kayıtlı esnafın ürünlerine benzer nitelikte olduğunda, müşteri kitlesi ekonomik zorluklar ve maliyet avantajları nedeniyle bazen kayıt dışı alışverişe yöneliyor. Bu durum, hem yerel esnafın kazancını tehdit ediyor hem de ekonomi üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Bu nedenle, yetkili kurumların bu konuda gerekli müdahalelerde bulunması kaçınılmaz bir gereklilik olarak öne çıkıyor” diye konuştu.

‘KORKU FİLMİ’

Kısa zamanda önlenmez ise sorunun daha da tırmanacağını vurgulayan Başkan Girgin, “Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nın o eşsiz kültürel atmosferi 2000’li yılların başında kirlenmişti. 2004-2005’li yıllarda kayıt dışı işporta Kemeraltı Çarşısı’nı adeta istila etmişti. İşportacılar gün içinde ara sokaklarda çalışırlardı. Kemeraltı’ndaki dükkanlara baskı uygularlardı saat 16’da dükkanlarını kapatmaları kepenklerini indirmeleri için. Dükkan kiraları, vergi kayıtları olmadan, asırlardır devam eden bir tarihi çarşıdaki ticareti akamete uğratma noktasına gelmişlerdi. O dönemdeki olumsuz atmosferden kaçmak için dükkan kapatan esnafımız olmuştu. Kemeraltı’ndaki işportayı kaldırmak için Valilik, belediye, kolluk kuvvetleri ciddi bir mücadele ortaya koyarak sıcak bir atmosferin yeniden gelmesini sağlamıştı. Şimdi o yaşadığımız korku filmini yeniden yaşamak istemiyoruz. Sopaların döner bıçaklarının sallandığı o günlere geriye dönmek istemiyoruz. Kemeraltı Çarşısı’nda Pazar günleri bir boşluk var. Bu boşluğu fırsata dönüştürmeye çalışan bir kesim var. Bu boşluğa bir süre daha göz yumulursa bunun önü alınamaz. Mücadelesi de bu günkünden çok daha büyük bir efor ve çalışma gerektirir. Nahoş manzaraların önü çok güç alınır” ifadelerini kullandı. 

Kaynak: Haber Merkezi