İLAYDA ŞAHİN - EGE TELGRAF / İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlenen basın açıklamasında konuşan İYİ Parti İzmir İl Başkanı Av. Ülkü Doğan, İzmir’den Türkiye gündemine uzanan çok sayıda başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla velilerin, öğretmenlerin, kantinci ve servisçi esnafının karşı karşıya kaldığı sorunları gündeme taşıyan Doğan, İzmir’de deprem nedeniyle tahliye edilen okulların durumundan çocukların güvenliğine, Ege’nin stratejik tarım ürünleri zeytin, incir ve üzümden üreticinin artan maliyetlerine kadar birçok konuya değindi. Kamuoyunda tartışılan fon iddiaları üzerinden gelir ve fırsat eşitliği tartışması da açan Doğan, AK Parti’nin 25 yıllık iktidarını eleştirerek, “Görüyoruz ki bu iktidarın Türkiye’ye anlatabileceği yeni bir hikaye kalmamıştır” dedi

“MİLLETİN ESAS OLDUĞU TÜRKİYE”

“Vatandaş artık kendisini yalnız, sahipsiz ve güvencesiz hissediyor” diyerek açıklamalarına başlayan Doğan, “Oysa devletin varlık sebebi tam da budur. Vatandaşına güven vermek, hakkını korumak, fırsat eşitliğini sağlamak ve kim olursa olsun herkes için aynı hukuku işletmek. Biz siyasete de buradan bakıyoruz. Makamların değil milletin, güçlünün değil haklının, ayrıcalığın değil adaletin esas olduğu bir Türkiye istiyoruz” dedi.

Ülkü Doğan’dan AK Parti’ye Çiğli mesajı! “Muhalefeti cezalandırıp kendine katılana ödül olmaz”
Ülkü Doğan’dan AK Parti’ye Çiğli mesajı! “Muhalefeti cezalandırıp kendine katılana ödül olmaz”
İçeriği Görüntüle

Iyi Parti Izmirden Iktidara 25 Yil Hesabi Ulku Dogan Artik Yolun Sonuna Geldiler 3

“EĞİTİM SORUNU”

Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasının ardından veliler, eğitim sendikaları, kantinci, servisçi ve otobüsçü esnafıyla görüştüklerini belirten Doğan, artan okul masraflarının aile bütçesinin en ağır kalemlerinden biri haline geldiğini söyledi. Kantinden alışveriş yapabilen öğrenci sayısının azaldığına dikkat çeken Doğan, “Burada yalnızca esnafın ekonomik sıkıntısından bahsetmiyoruz. Bir çocuğun okulda bir tost, bir ayran alıp alamamasından bahsediyoruz. Bu artık doğrudan çocuklarımızın yeterli ve sağlıklı gıdaya erişimi meselesidir” dedi. Servis ücretlerinde artan akaryakıt ve işletme maliyetlerinin hem veliyi hem esnafı zorladığını ifade eden Doğan, öğretmenlerin de ekonomik koşullar, özlük hakları ve çalışma şartları konusunda sorun yaşadığını belirterek, “Öğretmenin geçim derdiyle, velinin okul masrafıyla, öğrencinin beslenme sorunuyla uğraştığı bir yerde eğitim sisteminin iyi olduğunu kim söyleyebilir?” diye konuştu.

OKULLAR İÇİN TARİH SORDU!

2020 İzmir depreminin ardından riskli olduğu gerekçesiyle boşaltılan okulları gündeme taşıyan Doğan, riskli yapıların tahliye edilmesinin doğru olduğunu ancak devletin sorumluluğunun bununla bitmediğini söyledi. Doğan, “Devletin görevi yalnızca riskli binanın kapısına kilit vurmak değildir. O çocuğa makul sürede güvenli yeni bir okul yapmak da devletin görevidir” dedi. Konak’ta Salih İşgören İlkokulu ve Melih Özakat İlkokulu öğrencilerinin Gazi Ortaokulu binasına taşınmasını örnek gösteren Doğan, velilerin güvenlik, hijyen, fiziki kapasite ve ikili eğitim konusunda endişeli olduğunu belirtti. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne seslenen Doğan, 2020’den bu yana kaç okulun boşaltıldığını, kaçının yeniden yapıldığını, kaç öğrencinin başka okullarda eğitim gördüğünü ve öğrencilerin kendi okullarına ne zaman döneceğini sordu. Buca Şehit Hüseyin Şimşek Ortaokulu hakkında kamuoyuna yansıyan depreme dayanıklılık ve yıkım kararı iddiaları için de yetkililerden belgeli açıklama istedi. Turgutlu’da okula giden çocuklara yönelik silahlı saldırıda 11 öğrencinin yaralandığını hatırlatan Doğan, “Bugün bir anne baba çocuğunu okula gönderirken yalnızca ‘İyi eğitim alacak mı?’ diye düşünemiyor. ‘Karnı doyacak mı? Okul binası güvenli mi? Servis ücretini karşılayabilecek miyim? Çocuğum okuluna sağ salim gidip eve sağ salim dönebilecek mi?’ diye düşünüyor. Böyle bir tabloda kimse bize eğitimde başarı hikayesi anlatmasın” dedi. Doğan, eğitim hakkının yalnızca öğrenciyi sınıfa oturtmak olmadığını güvenli, sağlıklı, eşit ve insanca koşullarda eğitim sağlanması gerektiğini vurguladı.

“BU ÜLKEDE ÜRETEN NEDEN KAZANAMIYOR?”

Ege’nin stratejik ürünleri zeytin, incir ve üzüm üzerinden üreticinin yaşadığı sorunlara değinen Doğan, artan maliyetler karşısında çiftçinin emeğinin karşılığını alamadığını belirterek, “Üçünde de bugün üretici aynı soruyu soruyor: ‘Ben ürettim peki devlet nerede?’ Ve biz de soruyoruz: Bu ülkede üreten neden kazanamıyor?” dedi. Zeytinde beklenen yüksek rekoltenin ihracat, stok ve maliyet sorunları nedeniyle üretici açısından kaygıya dönüştüğünü savunan Doğan, “Bereket üreticinin yüzünü güldürmüyor üreticinin korkusu oluyor” ifadelerini kullandı. Kuru incirde üreticinin 29 Eylül itibarıyla TARİŞ’in alım fiyatını hala beklediğini belirten Doğan, “Üretici bütün yıl bahçesine bakacak, gübresini atacak, ilacını kullanacak, işçisini çalıştıracak, ürününü toplayıp kurutacak ama sezonun sonunda ürününü kaça satacağını bilmeyecek. Böyle tarım politikası olmaz” dedi. Doğan, yüksek rekoltenin doğru yönetildiğinde fırsata dönüşeceğini belirterek, “Üretici bereketten korkmamalı bereketten kazanmalıdır” diye konuştu.

“TARIM POLİTİKASI HASATTAN SONRA YAPILMAZ”

Kuru üzümde TARİŞ’in açıkladığı 80 liralık avans fiyatına İYİ Parti olarak itiraz ettiklerini belirten Doğan, Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy’un üretici beklentisini 180 lira olarak açıkladığını, alım fiyatının en az 145 lira ve 3 doların altında olmaması gerektiğini söylediğini hatırlattı. Doğan, “Geçen yıl 120 lira olan bir ürüne mazotun, gübrenin, ilacın, işçiliğin arttığı bir yılda 80 lira fiyat vermek üreticiyi korumak değildir” dedi. Sorunun yalnızca fiyat olmadığını vurgulayan Doğan ihracat pazarlarının ürün henüz dalındayken hazırlanması, depolama, işleme ve paketleme kapasitesinin oluşturulması gerektiğini söyledi. Üzümün kurutulabileceğini, pekmez, sirke ve meyve suyuna dönüştürülebileceğini incir ve zeytinin de işlenerek katma değer yaratabileceğini belirten Doğan, “Sorun ürünün çok olması değil o ürünü değerlendirecek planın olmamasıdır. Çiftçiye ‘üret’ deyip ürün çıktığında ‘çok ürettin, fiyat düştü’ diyemezsiniz. Üreticinin başarısını üreticinin cezasına dönüştüremezsiniz” ifadelerini kullandı. Üreticinin zarar ederek üretimden çekilmesinin yalnızca çiftçiyi etkilemeyeceğini söyleyen Doğan, “İzmir kaybeder. Türkiye kaybeder. Çünkü mesele yalnızca çiftçinin kazancı değildir. Üretim aynı zamanda milli bağımsızlık meselesidir” dedi.

FON TARTIŞMASINA ‘15 DAKİKA’ HESABI

Kamuoyunun gündemindeki fon iddialarına da değinen Doğan, basın açıklamasının yaklaşık 15 dakikalık bölümünü asgari ücretli, emekli ve iddia edilen yatırım kazancı üzerinden karşılaştırdı. Net asgari ücretin 15 dakikalık karşılığını yaklaşık 10 lira, en düşük emekli aylığının karşılığını yaklaşık 8 lira olarak hesaplayan Doğan eski AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi hakkında kamuoyuna yansıyan yaklaşık 163 milyon liralık yatırımla 2 milyar 170 milyon lira elde edildiği iddiasına değindi. Bu iddia edilen kazancın aynı zaman dilimindeki karşılığını yaklaşık 173 bin lira olarak hesapladığını söyleyen Doğan, bunun ücret ile yatırım kazancının aynı gelir türü olduğu anlamına gelmediğini özellikle belirtti. Doğan, “Asgari ücretlinin 15 dakikası yaklaşık 10 lira. En düşük aylığı alan emeklinin 15 dakikası yaklaşık 8 lira. Kamuoyuna yansıyan iddiadaki yatırım kazancının 15 dakikalık karşılığı yaklaşık 173 bin lira. Ve insan ister istemez soruyor Bu ülkede para kim için, nasıl kazanılıyor?” dedi.

“TÜRKİYE’NİN MESELESİ ADALETTİR”

Sermaye piyasasının temelinin güven olduğunu belirten Doğan, küçük yatırımcının devletin denetimine, kurumların tarafsızlığına ve kuralların eşit uygulanacağına güvenmesi gerektiğini söyledi. Ankara’da emeklilerin Anayasa Mahkemesi önündeki eylemi sırasında hayatına son veren emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’nu da gündeme getiren Doğan, “Bir tarafta ‘geçinemiyorum’ diye haykıran bir emekli. Bir tarafta milyarlarca liralık kazancın nasıl elde edildiğinin hesabını soran bir kamuoyu. Türkiye’nin meselesi yalnızca enflasyon değildir. Türkiye’nin meselesi yalnızca maaş değildir. Türkiye’nin meselesi adalettir” dedi. Fon iddialarının araştırılması gerektiğini savunan Doğan, “Kimsenin soyadı, siyasi görevi, geçmişte yaptığı bakanlık ya da iktidara yakınlığı soruların üzerini örtemez. Bu iddialar son kuruşuna kadar araştırılmalı içeriden bilgi kullanılıp kullanılmadığı, bu işlemlerin nasıl ve hangi şartlarda gerçekleştirildiği bütün açıklığıyla ortaya çıkarılmalıdır” ifadelerini kullandı. Doğan, “Hukuk karşısında ayrıcalıklı soyadı olmaz. Ayrıcalıklı makam olmaz. Ayrıcalıklı siyasi kimlik olmaz” dedi.

“YÖNETİM SORUNU VAR”

Eğitimden ekonomiye ve üreticiye kadar yaptığı değerlendirmeleri iktidarın 25 yıllık dönemine ilişkin eleştirileriyle birleştiren Doğan çocukların güvenliği, emeklilerin geçim sorunu, fon iddiaları, üreticinin kazanç sağlayamaması ve gençlerin gelecek kaygısına dikkat çekti. “Bir ülkede felaketlerin bile gündemde kalmaya vakti yoksa, orada artık yalnızca münferit sorunlardan söz edemezsiniz. Orada bir yönetim sorunu vardır” diyen Doğan, Türkiye'nin mevcut sorunlardan ibaret olmadığını söyledi. Doğan, “Bu ülke çocuğunu okula gönderirken korkmayan anneleri, emeğinin karşılığını alan emeklileri, ürettikçe kazanan çiftçileri, geleceğini başka ülkelerde aramak zorunda kalmayan gençleri hak ediyor” diyerek, “Ve artık görüyoruz ki bu iktidarın Türkiye’ye anlatabileceği yeni bir hikaye kalmamıştır. Yirmi beş yılın sonunda hala vatandaştan biraz daha sabır isteyenlerin, önce millete bu 25 yılın hesabını vermesi gerekir” ifadelerini kullandı. Doğan, sorunun ülkenin insanında, toprağında ya da imkanlarında değil bunların yönetim biçiminde olduğunu savunarak, “Devlet güçlü olabilir ama hukuk zayıfsa vatandaş kendisini güvende hissedemez. Ekonomi büyüyebilir ama üreten, çalışan ve emekli bundan pay alamıyorsa millet refaha ulaşmış olmaz. Sandık kurulabilir ama milletin iradesine sandıktan sonra sahip çıkılmıyorsa demokrasinin içi boşalır” dedi. Ardından, “Türkiye’nin ise yolun sonuna değil yeni bir başlangıca ihtiyacı var. Ve o başlangıcı milletimiz yapacak. Sandıkta” ifadelerini kullandı.

İYİ PARTİ İZMİR’DE YENİ DÖNEM

Açıklamasının sonunda İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı Danışma Meclisi’nin yeni üyelerini duyuran Doğan, yapının yalnızca siyasi kimliklerden oluşmayacağını akademi, hukuk, sağlık, ekonomi, iş dünyası, yerel yönetimler, basın ve sivil toplumdan isimlerin bir araya geleceğini belirtti. “Bizim anlayışımızda siyaset, ‘Ben bilirim’ demek değil bilen insanları aynı masa etrafında buluşturabilmektir” diyen Doğan, yalnızca sorun tespit eden değil çözüm ve alternatif üreten bir siyaset ortaya koymayı hedeflediklerini söyledi. Doğan, “Bu kadroyla İzmir için düşüneceğiz. İzmir için üreteceğiz. İzmir için çalışacağız. Ve İzmir’i yönetmeye hazırlanacağız” dedi. Şehrin birikimini siyasetin enerjisiyle buluşturmayı hedeflediklerini belirten Doğan, açıklamasını “Milletin iradesi üzerinde hiçbir irade yoktur. Cumhuriyet sahipsiz değildir. İzmir sahipsiz değildir. Türkiye sahipsiz değildir. Türk Milleti yalnız değildir” sözleriyle tamamlad

Muhabir: İLAYDA ŞAHİN