Ege Telgraf'tan Nihat Ak'ın haberine göre, Bir zamanlar yeni yıl yaklaşırken işletmelerle müşterileri arasındaki bağı güçlendiren, markaları evlere ve iş yerlerine taşıyan promosyonlar zamana yenik düştü. Binlerce kişinin ekmek yediği, yüzlerce makinenin gece gündüz durmadan çalıştığı atölyelerde şimdi adeta ölüm sessizliği hâkim. Masaları süsleyen yeni yıl takvimleri, duvar saatleri, ajandalar ve kalemler; çoktan hayatımızdan çıkan masa sümenleri gibi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Ege Telgraf’a değerlendirmelerde bulunan İzmir Matbaacılar Odası Başkanı Güven Pir, bir zamanların ışıldayan mesleğin giderek sönümlendiğini söyledi. Piyasada gerçek ustalarla mesleki yeterliliği bulunmayanların aynı terazide tartılmasının kaliteyi aşındırdığını ve haksız rekabeti büyüttüğünü belirten Pir, baş döndüren teknolojik dönüşümün işletmeler üzerinde ağır bir yatırım baskısı oluşturduğunu vurguladı.

‘BİR HEDİYE BİN HATIRAYDI’

Türkiye’de promosyon sektörünün özellikle 1980’li yıllarda matbaa, kırtasiye ve reklamcılık faaliyetlerinin genişlemesiyle daha görünür olmaya başladığına dikkati çeken İzmir Matbaacılar Odası Başkanı Güven Pir, “Asıl büyüme özel sektörün markalaşmaya yöneldiği 1990’lı yıllarda gerçekleşti. Promosyon firmalarının 1995’te dernek çatısı altında örgütlenmesi, sektörün kurumsallaşmasında önemli bir dönüm noktası oldu. 2000’li yıllarla birlikte bankalar, otomotiv şirketleri, sigorta kuruluşları, odalar, kooperatifler ve yerel işletmeler promosyonu yıllık pazarlama bütçelerinin düzenli bir kalemi haline getirdi. Sektörün geleneksel ürünler açısından en parlak dönemi 2005 ile 2015 yılları arasıydı. Bu dönemde yılbaşı yaklaşırken takvim, ajanda, kalem, masa sümeni ve duvar saati siparişleri aylar öncesinden veriliyor; hediyeler müşteriye ulaşmanın, bağlılık kurmanın ve hatırlanmanın güçlü bir yolu olarak görülüyordu. O dönem bir hediye adeta bin hatıra olarak görülürdü. Sektörün ekonomik hacim ve ürün çeşitliliği bakımından zirveye yaklaştığı dönem ise 2010-2019 yılları oldu. Eskiden yılbaşı paketleri şirketlerin saygınlığını gösterir, esnafla müşteri arasındaki bağı güçlendirirdi; alınan takvim bir yıl, ajanda ve kalem ise her iş gününde markayı sürekli canlı tutardı” dedi.

CİDDİ DÜŞÜŞ VAR

Promosyon sektörünün geçmişiyle bugünü arasındaki ciddi bir kan kaybı olduğunu dile getiren Başkan Pir, “Yıllar önce yalnızca bir makineyle günde bin 500 promosyon kalem üretiyorduk. Bugün ise o dönemde kullandığımızdan çok daha hızlı, teknolojik ve yüksek kapasiteli üç makineye sahibiz. Buna rağmen üç makineyle bir haftada yaptığımız üretim ancak bin 500 kalemde kalıyor. Bir başka ifadeyle makine gücümüz arttı, fakat siparişlerimiz günlük seviyeden haftalık seviyeye geriledi. Bu tablo yalnızca bizim işletmemize ait değildir; promosyon sektörünün içinde bulunduğu daralmayı göstermektedir. Şirketler geçmişte yılbaşı öncesinde müşterilerine takvim, ajanda, kalem ve çeşitli kurumsal hediyeler dağıtırdı. Bugün tasarruf tedbirleri, artan maliyetler ve değişen tanıtım tercihleri nedeniyle promosyon bütçeleri ciddi biçimde küçüldü. Üretim kapasitemiz var, tecrübemiz var, teknolojimiz var; ancak eski sipariş hacmi yok. Sektörün yeniden canlanması için kurumsal firmaların promosyonu gereksiz gider değil, müşteri bağlılığına ve marka hafızasına yapılan uzun vadeli yatırım olarak görmesi gerekiyor” diye konuştu.

Pastırma sıcakları başladı mı?  Pastırma sıcakları kaç gün sürecek?
Pastırma sıcakları başladı mı? Pastırma sıcakları kaç gün sürecek?
İçeriği Görüntüle

‘HAKSIZ REKABET’

Promosyon piyasasının en önemli sorunlarının başında işi bilen firmalarla yalnızca ticari fırsat gördüğü için sektöre girenlerin aynı alanda buluşması olduğunu dile getiren Başkan Pir, “Bir stajyer çalıştırmak istediğinizde sizden usta öğretici belgesi isteniyor. Ancak promosyon sektöründe işletme açmak isteyen kişiden ustalık belgesi aranmıyor. Yerel yönetimler ve merkezi yönetim, sektörün ihtisas odasına sormadan vergi kaydı yapıyor, iş yeri açılmasına izin veriyor. Kayıt içine girmek çok çok kolay. Bu kadar kolay olmamalı. Almanya’da ve diğer gelişmiş ülkelerde herkes canının istediği yerde, istediği işi yapmak üzere işletme açamıyor. Bölgenin ihtiyacına, kişinin mesleki yeterliliğine ve belirlenen standartlara bakılıyor. Bizde ise üretim altyapısı, mesleki deneyimi ve teknik bilgisi bulunmayan insanlar rahatlıkla promosyon işi yapabiliyor. Pazar büyümeden firma sayısı artıyor; işler bölünüyor, fiyat dengesi bozuluyor ve haksız rekabet ortaya çıkıyor. Yıllardır bu işe yatırım yapan, istihdam sağlayan ve üretim yapan gerçek sektör firmaları ayakta kalmakta zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

‘TEKNOLOJİYE ÇALIŞIYORUZ’

Yakın geçmişe kadar sanayide yarım asırlık makine ve ekipmanlar kullanıldığının altını çizen Başkan Pir, “Bir makine alınıyor, bakımı yapılarak 50-60 yıl boyunca üretimde tutulabiliyordu. İşletmeler yatırımlarını tamamladıktan sonra üretime, satışa ve para kazanmaya odaklanabiliyordu. Bugün ise tablo tamamen değişti. Baş döndüren bir dijitalleşme süreci yaşıyoruz. Daha aldığımız makinenin borcunu bitirmeden yeni modeli, yeni yazılımı ve daha hızlı çalışan teknolojisi piyasaya çıkıyor. Promosyon işletmeleri artık kâr yapmaktan ziyade son teknoloji alet ve ekipmanlara sahip olabilmek için neredeyse güçlerinin tamamını kullanıyor. Kazandığımızı işletmemizi büyütmeye veya sermayemizi güçlendirmeye değil, teknolojinin gerisinde kalmamak için yeni makinelere yatırıyoruz. Çünkü yenilenmeyen işletme hız, kalite ve maliyet rekabetinde hemen geriye düşüyor. Dijitalleşme üretimi kolaylaştırıyor; ancak sürekli yatırım zorunluluğu sektörün omuzlarına ağır bir finansman yükü bindiriyor. Bugün teknolojiye yetişmek, iş bulmaktan ve üretmekten bile daha zorlu hale geldi. Bu yük giderek büyüyor” sözleriyle değerlendirmede bulundu.

Kaynak: Haber Merkezi